Türkiye Cumhuriyeti'ni, kuran, yaşatn ve küçük de olsa gelişmesine katkı sağlayan;
başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK,
Kurtuluş Savaşının büyük komutanları ve gazileri,
Fevzi Çakmak, Fahrettin Altay, Kazım Karabekir, İsmet İnönü, Ali Fuat Cebesoy, Celal Bayar, Mehmet Akif, Hamdullah SupSuphi ve daha niceleri,
ülkemize hizmet eden devlet adamlarımıza,
Şehitlerimiz, gazilerimiz ve milletimizin tüm neferlerine,
Saygı, sevgi, minnetle,
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Türk Devleti! Türk Milleti!
100. Yıl Marşı - Turan Manafzade https://www.youtube.com/watch?v=Knd6Zk2ci1E
Türkiye Cumhuriyeti, dünyada birinci küreselleşme çağının
bittiği ve milli ekonomilerin kurulduğu zamanlarda kuruldu. Dünyada milli
devletler, ekonomilerinin gelişmiş sanayi ülkelerindeki modernleşmeye ayak
uydurması için kalkınma programları ve reçeteleri uyguladılar. Rostow’un
tabiriyle, gelenekçilikten sanayileşmeye doğru evrim geçirdiler. Türkiye’de Atatürk’ün
muasır medeniyet seviyesine ulaşmak olarak belirlediği temel vizyona, kamu
öncülüğünde milli ekonomi politikası ile ulaşmaya çalıştı. Bu model, 1960, 1980
ve 2001 yıllarında büyük değişimler geçirerek, bütün sorunlarına rağmen yirmi
büyük ekonomi arasına girmeyi başardı. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ise
dünyada yeniden büyük değişimler yaşanmaktadır. İkinci küreselleşme dalgası
yavaşlamakta, ülkelerin askeri harcamalarında patlamalar meydana gelmekte,
yenilenebilir enerjiye dönüşüm hızlanmakta, dijital teknolojiler, yapay zekâ ve
robotik uygulamalarının Türk kültürüne ve devlet yönetimi anlayışındaki
muhtemel etkilerine göre bir iktisadi milliyetçilik politikası belirlemesi gerekir.
Türk
ekonomisi açısından gelecek asırda iktisadi milliyetçiliğin sınırlarını
belirleyecek unsurlar aşağıdaki gibi olacaktır:
I.
Küresel
Ekonomik Düzene Uyum Sorunu; Türkiye, Avrupa’nın ve Batı dünyasının siyasi ve ekonomik parçası olma
ideali ile hareket etmektedir. Bu amaç, iktisadi milliyetçilik açısından
Türkiye’nin ekonomik ve siyasi yapısını belirleyen unsulardan birisidir.
Türkiye’nin gelecek asırda milli iktisat politikasının sınırlarını belirleyecek
en önemli kriter küresel ekonomik sistemdeki rolünün sınırları olacaktır.
II.
Türk
Dünyasının Sunduğu Ekonomik Fırsatlar; Türk ekonomisinin temel iktisadi bağımlılığı enerji yetersizliği nedeniyle
meydana gelmektedir. Türk dünyası ile kültürel birlikteliğin yanı sıra enerji
ve ticari kanallarla meydana getirilecek birliktelik yeni iktisadi
milliyetçiliğin sınırlarını belirleyecek faktörlerdendir. Türk devletleri
teşkilatının ekonomik bütünleşme açısından sınırlarının belirlenmesi, akamete
uğramaması açısından önemlidir. Özellikle Rusya’nın içerisindeki devletlerin
Türkiye ile ekonomik bütünleşmesinde gümrük birliği veya ticari iş birliği
modellerinden hangisinin olacağı Rusya ile olan iktisadi ilişkilerin
gerektirdiği politik duyarlılığa göre belirlenebilir.
III.
Çin Kuşak ve
Yol İnisiyatifinin etkisi; Çin ekonomisi, 2013 yılında ilan ettiği ekonomik kuşak inisiyatifi ve 2014
yılında ilan ettiği Deniz İpekyolu projesi nedeniyle meydana getirdiği Kuşak ve
Yol İnisiyatifi ile Türkiye’nin Asya tarafında kendisine bağımlı bir iktisat
politikası oluşturmaktadır. Dolayısıyla Türk ekonomisinin gelecek asırdaki
iktisadi milliyetçilikle ilgili sınırını belirleyecek faktörlerden birisi de
Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne karşı olan pozisyonu olacaktır.
IV.
Yeni
Teknoloji Dönüşümü ve Sanayi Yapısı; Yapay zeka, robot teknolojisi gibi bilgi ve yüksek teknoloji alanlarında
hızla dönüşen teknolojik yapıya uyum sağlayacak yeni bir teknolojik devrim
gerekmektedir. Türk ekonomisinin yeni yüksek teknolojiye dayalı sanayi yapısını
uygulaması, ulusal yenilik sisteminin iktisadi milliyetçilik anlayışına göre
düzenlemesine bağlı olacaktır.
V.
Sürdürülebilirlik
ve Tarım Politikasının Dönüşümü; Türk tarım politikasının konvansiyonel tarım politikalarından
sürdürülebilir ve rekabetçi tarım politikalarına doğru evrilmesi gerekecektir.
İktisadi milliyetçilik, tarım ve gıda politikasının yeniden iktisadi
milliyetçilik esaslarına göre tasarlanmasını gerektirecektir. Ülkenin sahip
olduğu doğal kaynaklarına sahip çıkması iktisadi milliyetçiliğin unsurları
arasında yer alacaktır.
VI.
Terör ve savaş
Tehdidin Getirdiği Riskler; Türkiye’nin çevresi dünyanın terör ve şiddet olaylarının en yüksek olduğu
coğrafyadır. Dolayısıyla Türkiye’nin ülke çıkarlarını koruyacak bir askeri
güvenlik sistemi oluşturması iktisadi milliyetçiliğin unsurlarından birisidir.
VII.
Mali Yapının
Dönüşümü; Türk ekonomisinin kırılgan mali yapısı sürdürülebilir
büyümenin en büyük engellerinden birisidir. Dolayısıyla mali yapının
güçlendirilmesi ve finans sisteminin yeni fırsatlar sunması için yeniden
tasarlanması gerekir.
VIII.
Kamu ekonomisinin büyümesinin yönetilmesi, dünya ekonomisinde küresel salgın,
iklim krizi, savaşlar ve göç korkusu kamudan beklentileri artırmakta ve kamu
hacminin genişlemesine sebep olmaktadır. Türkiye’nin gelecek yüzyılda kendi
doğal kaynaklarına sahip çıktığı ve kamu harcamalarının yeniden etkinliğine
göre değiştirdiği bir kamu mali yönetimi gerekmektedir. Özellikle artan sağlık,
eğitim ve askeri harcamalarını verimlilik kıstasına göre yeniden değerlendirmek
zorundadır. Dolayısıyla oluşacak kamu mali politikasının iktisadi
milliyetçiliğin kamu finansmanına getirebileceği yüklerin yönetilmesi açısından
değerlendirmesi gerekecektir.
Türkiye’nin iktisadi milliyetçilik esaslı iktisat modeli için önerilerde aşağıdaki gibi sıralanabilir;
I.
Kamu ekonomisinin faaliyet alanı kesin çizgilerle tanımlanmalıdır. Devletin güvenlik, adalet ve kamu
sağlığı dışındaki harcamalarını yeniden tanımlaması ve özel sektörün katılımını
artırıcı uygulamalarının kamu mali istikrarına etkileri yüksek olacaktır.
II.
Kamu kesiminin finansmanında, vergi politikasında karbon temelli vergileme,
vergilerin sadeleştirmesi ve doğrudan vergileme yöntemlerinin artırılması
gerekir. Özellikle bütün
vergiler içeresindeki istisna ve muafiyetlerin tamamen kaldırılarak vergi
oranlarının azaltılması ekonomide gelir dağılımını olumlu etkileyecek ve gelir
dağılımını dengeleyici etkileri olacaktır.
III.
Özellikle Türkiye’de kamunun askeri ve güvenlik harcamalarını yeniden
yapılandırmalı ve etkinliğine göre istikrarlı olarak artırmalıdır. Nükleer savaşlara, insansız
teknoloji ürünleri ile yapılan saldırlara ve hava saldırılarına yönelik savunma
teknolojileri için yatırım harcamalarına yönelmelidir. Türkiye’nin
kamu/özel/vakıf sermayeli askeri-sınai kompleksi oluşturma çabalarına devam
edilmelidir.
IV.
Türk lirasının sağlam para olması için para ve faiz politikasının istikrarının
sağlanması gerekir. Dijital Türk lirası, altın veya dolara endeksli olarak bankacılık
sektöründe kullanılmalı ve kâğıt madeni paranın sadece nakit işlemlerde
kullanılması sağlanabilir.
V.
Türk sanayinin kur ve teşvik odaklı politikalar yerine rekabete göre
çalışan bir sisteme evrilmesi gerekir. Kamunun sürekli teşvik sistemi yerine sürdürülebilir
kurumsal finansman sistemine dayalı bir gelişme modeline destek vermesi
gerekir.
VI.
Çin’in İpekyolu inisiyatifine karşı, Japonya, Güney Kore ile yeni bir
ticari yol sistemini kurmalıdır. Bu sistem, Orta Asya ve Kafkasya Türk Cumhuriyetlerinin
doğrudan Asya’dan ve Avrupa’dan deniz bağlantıları oluşturabilecek iktisadi,
mali ve siyasi bir alternatiftir.
VII.
Türkiye’deki enflasyonun artışına sebep olan kamu uygulamaları
sınırlandırılmalıdır. Enflasyonun temel sebebi, para arzının ve kredi hacminin sürekli
artmasından kaynaklandığı için kamunun para arzını ekonomik büyüme hızının
üstünde artmasını engelleyici regülasyon (Cumhurbaşkanlığı kabinesinin para
arzının değiştirebilmesi için meclisin üçte ikisinin onayını alınmasının
zorunlu kılınması gibi) yapılmalıdır.
VIII.
Kalkınma politikası için sektörel olarak stratejik seçim yapılmalıdır. Tarım, gıda ve yüksek teknoloji
dışındaki tüm alanlara teşvik uygulamaları kaldırılarak, bu alanlara aktarılmalıdır.
Tarımda üretim artışını teşvik eden temel yaklaşım, ürün alım fiyatına yapılan
doğrudan ödeme sistemine dönülmesi gerekir. Tarım sektöründe arazinin ve su
kaynaklarının daha az kullanıldığı teknolojik tarım politikası altyapısı
geliştirilmelidir.
IX.
Terörle mücadele esnemeden devam ettirilmesi gerekir. Terörle mücadele için yüksek
teknoloji ve esnekliğe dayanan profesyonel ordularla yapılan mücadeleye ayrılan
finansmanının istikrarlı olarak artırılması gerekir. Çünkü terörün yol açtığı
ekonomik maliyetlerin Türk ekonomisine olumsuz etkisi, bu harcamaların
finansmanından ve doğuracağı güvenlik sorunlarından daha düşük ekonomiye
maliyeti olacaktır.
X.
Kamu borçlarının milli gelire oranının %50 sınırının altında ve dış borç
milli gelir oranının da %30 sınırının altında kalması gerekir. Bu nedenle, kamu finansman
politikasında bu oranlara ulaşıncaya kadar kamunun harcamalarının kısılması
gerekir. Özellikle Türkiye’de gelecek yıllarda yaşlanan nüfus için aktarılacak
sosyal güvenlik harcamalarının ‘finansal sistem’ içerisinden fon yönetimi
ile finanse edileceği yeni yöntemlerin geliştirilmesi ile kamu borçlanma gereği
de azalacaktır.
XI.
Türkiye’de yüksek teknoloji ihracatı ve yenilenebilir enerji üretimi artarsa
cari açık sorunu azalacaktır.
Sonuç olarak, Türk ekonomisi, özel sektör merkezli bir piyasa ekonomisi olarak
devam ederken, gıda, savunma ve yüksek teknoloji alanlarında iktisadi
milliyetçiliğin getirdiği korumacılık ve teşvik politikaları uygulatan ekonomik
yapı ile gelecek yüzyıla hazır olabilir. Eğer ekonomide istikrarlı olarak %5
büyüme sağlanabilirse, 2033 yılında yaklaşık 1,6 trilyon dolar büyüklüğündeki milli
gelir ile dünya ekonomisinde ilk on beş ekonomi içerisinde olacaktır.