22 Ekim 2023 Pazar

Yüzüncü Yılında Türkiye Cumhuriyetinin Ekonomisi: Gelecek Asırda da Büyümeye Devam Edecek

 

Türkiye Cumhuriyeti'ni, kuran, yaşatn ve küçük de olsa gelişmesine katkı sağlayan;

başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK,

Kurtuluş Savaşının büyük komutanları ve gazileri,

Fevzi Çakmak, Fahrettin Altay, Kazım Karabekir, İsmet İnönü, Ali Fuat Cebesoy,  Celal Bayar, Mehmet Akif, Hamdullah SupSuphi ve daha niceleri,

ülkemize hizmet eden devlet adamlarımıza,

Şehitlerimiz, gazilerimiz ve milletimizin tüm neferlerine,

Saygı, sevgi, minnetle,

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Türk Devleti! Türk Milleti! 

https://www.youtube.com/watch?v=Knd6Zk2ci1E

Türkiye Cumhuriyeti, dünyada birinci küreselleşme çağının bittiği ve milli ekonomilerin kurulduğu zamanlarda kuruldu. Dünyada milli devletler, ekonomilerinin gelişmiş sanayi ülkelerindeki modernleşmeye ayak uydurması için kalkınma programları ve reçeteleri uyguladılar. Rostow’un tabiriyle, gelenekçilikten sanayileşmeye doğru evrim geçirdiler. Türkiye’de Atatürk’ün muasır medeniyet seviyesine ulaşmak olarak belirlediği temel vizyona, kamu öncülüğünde milli ekonomi politikası ile ulaşmaya çalıştı. Bu model, 1960, 1980 ve 2001 yıllarında büyük değişimler geçirerek, bütün sorunlarına rağmen yirmi büyük ekonomi arasına girmeyi başardı. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ise dünyada yeniden büyük değişimler yaşanmaktadır. İkinci küreselleşme dalgası yavaşlamakta, ülkelerin askeri harcamalarında patlamalar meydana gelmekte, yenilenebilir enerjiye dönüşüm hızlanmakta, dijital teknolojiler, yapay zekâ ve robotik uygulamalarının Türk kültürüne ve devlet yönetimi anlayışındaki muhtemel etkilerine göre bir iktisadi milliyetçilik politikası belirlemesi gerekir. Türk ekonomisi açısından gelecek asırda iktisadi milliyetçiliğin sınırlarını belirleyecek unsurlar aşağıdaki gibi olacaktır:

                                I.            Küresel Ekonomik Düzene Uyum Sorunu; Türkiye, Avrupa’nın ve Batı dünyasının siyasi ve ekonomik parçası olma ideali ile hareket etmektedir. Bu amaç, iktisadi milliyetçilik açısından Türkiye’nin ekonomik ve siyasi yapısını belirleyen unsulardan birisidir. Türkiye’nin gelecek asırda milli iktisat politikasının sınırlarını belirleyecek en önemli kriter küresel ekonomik sistemdeki rolünün sınırları olacaktır.

                              II.            Türk Dünyasının Sunduğu Ekonomik Fırsatlar; Türk ekonomisinin temel iktisadi bağımlılığı enerji yetersizliği nedeniyle meydana gelmektedir. Türk dünyası ile kültürel birlikteliğin yanı sıra enerji ve ticari kanallarla meydana getirilecek birliktelik yeni iktisadi milliyetçiliğin sınırlarını belirleyecek faktörlerdendir. Türk devletleri teşkilatının ekonomik bütünleşme açısından sınırlarının belirlenmesi, akamete uğramaması açısından önemlidir. Özellikle Rusya’nın içerisindeki devletlerin Türkiye ile ekonomik bütünleşmesinde gümrük birliği veya ticari iş birliği modellerinden hangisinin olacağı Rusya ile olan iktisadi ilişkilerin gerektirdiği politik duyarlılığa göre belirlenebilir.

                            III.            Çin Kuşak ve Yol İnisiyatifinin etkisi; Çin ekonomisi, 2013 yılında ilan ettiği ekonomik kuşak inisiyatifi ve 2014 yılında ilan ettiği Deniz İpekyolu projesi nedeniyle meydana getirdiği Kuşak ve Yol İnisiyatifi ile Türkiye’nin Asya tarafında kendisine bağımlı bir iktisat politikası oluşturmaktadır. Dolayısıyla Türk ekonomisinin gelecek asırdaki iktisadi milliyetçilikle ilgili sınırını belirleyecek faktörlerden birisi de Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne karşı olan pozisyonu olacaktır. 

                            IV.            Yeni Teknoloji Dönüşümü ve Sanayi Yapısı; Yapay zeka, robot teknolojisi gibi bilgi ve yüksek teknoloji alanlarında hızla dönüşen teknolojik yapıya uyum sağlayacak yeni bir teknolojik devrim gerekmektedir. Türk ekonomisinin yeni yüksek teknolojiye dayalı sanayi yapısını uygulaması, ulusal yenilik sisteminin iktisadi milliyetçilik anlayışına göre düzenlemesine bağlı olacaktır.

                              V.            Sürdürülebilirlik ve Tarım Politikasının Dönüşümü; Türk tarım politikasının konvansiyonel tarım politikalarından sürdürülebilir ve rekabetçi tarım politikalarına doğru evrilmesi gerekecektir. İktisadi milliyetçilik, tarım ve gıda politikasının yeniden iktisadi milliyetçilik esaslarına göre tasarlanmasını gerektirecektir. Ülkenin sahip olduğu doğal kaynaklarına sahip çıkması iktisadi milliyetçiliğin unsurları arasında yer alacaktır.

                            VI.            Terör ve savaş Tehdidin Getirdiği Riskler; Türkiye’nin çevresi dünyanın terör ve şiddet olaylarının en yüksek olduğu coğrafyadır. Dolayısıyla Türkiye’nin ülke çıkarlarını koruyacak bir askeri güvenlik sistemi oluşturması iktisadi milliyetçiliğin unsurlarından birisidir.

                          VII.            Mali Yapının Dönüşümü; Türk ekonomisinin kırılgan mali yapısı sürdürülebilir büyümenin en büyük engellerinden birisidir. Dolayısıyla mali yapının güçlendirilmesi ve finans sisteminin yeni fırsatlar sunması için yeniden tasarlanması gerekir.

                        VIII.            Kamu ekonomisinin büyümesinin yönetilmesi, dünya ekonomisinde küresel salgın, iklim krizi, savaşlar ve göç korkusu kamudan beklentileri artırmakta ve kamu hacminin genişlemesine sebep olmaktadır. Türkiye’nin gelecek yüzyılda kendi doğal kaynaklarına sahip çıktığı ve kamu harcamalarının yeniden etkinliğine göre değiştirdiği bir kamu mali yönetimi gerekmektedir. Özellikle artan sağlık, eğitim ve askeri harcamalarını verimlilik kıstasına göre yeniden değerlendirmek zorundadır. Dolayısıyla oluşacak kamu mali politikasının iktisadi milliyetçiliğin kamu finansmanına getirebileceği yüklerin yönetilmesi açısından değerlendirmesi gerekecektir.

 

Türkiye’nin iktisadi milliyetçilik esaslı  iktisat modeli için  önerilerde aşağıdaki gibi sıralanabilir;

         I.            Kamu ekonomisinin faaliyet alanı kesin çizgilerle tanımlanmalıdır. Devletin güvenlik, adalet ve kamu sağlığı dışındaki harcamalarını yeniden tanımlaması ve özel sektörün katılımını artırıcı uygulamalarının kamu mali istikrarına etkileri yüksek olacaktır.

       II.            Kamu kesiminin finansmanında, vergi politikasında karbon temelli vergileme, vergilerin sadeleştirmesi ve doğrudan vergileme yöntemlerinin artırılması gerekir. Özellikle bütün vergiler içeresindeki istisna ve muafiyetlerin tamamen kaldırılarak vergi oranlarının azaltılması ekonomide gelir dağılımını olumlu etkileyecek ve gelir dağılımını dengeleyici etkileri olacaktır.

     III.            Özellikle Türkiye’de kamunun askeri ve güvenlik harcamalarını yeniden yapılandırmalı ve etkinliğine göre istikrarlı olarak artırmalıdır. Nükleer savaşlara, insansız teknoloji ürünleri ile yapılan saldırlara ve hava saldırılarına yönelik savunma teknolojileri için yatırım harcamalarına yönelmelidir. Türkiye’nin kamu/özel/vakıf sermayeli askeri-sınai kompleksi oluşturma çabalarına devam edilmelidir.

    IV.            Türk lirasının sağlam para olması için para ve faiz politikasının istikrarının sağlanması gerekir. Dijital Türk lirası, altın veya dolara endeksli olarak bankacılık sektöründe kullanılmalı ve kâğıt madeni paranın sadece nakit işlemlerde kullanılması sağlanabilir.

      V.            Türk sanayinin kur ve teşvik odaklı politikalar yerine rekabete göre çalışan bir sisteme evrilmesi gerekir. Kamunun sürekli teşvik sistemi yerine sürdürülebilir kurumsal finansman sistemine dayalı bir gelişme modeline destek vermesi gerekir.

    VI.            Çin’in İpekyolu inisiyatifine karşı, Japonya, Güney Kore ile yeni bir ticari yol sistemini kurmalıdır. Bu sistem, Orta Asya ve Kafkasya Türk Cumhuriyetlerinin doğrudan Asya’dan ve Avrupa’dan deniz bağlantıları oluşturabilecek iktisadi, mali ve siyasi bir alternatiftir.

   VII.            Türkiye’deki enflasyonun artışına sebep olan kamu uygulamaları sınırlandırılmalıdır. Enflasyonun temel sebebi, para arzının ve kredi hacminin sürekli artmasından kaynaklandığı için kamunun para arzını ekonomik büyüme hızının üstünde artmasını engelleyici regülasyon (Cumhurbaşkanlığı kabinesinin para arzının değiştirebilmesi için meclisin üçte ikisinin onayını alınmasının zorunlu kılınması gibi) yapılmalıdır.

 VIII.            Kalkınma politikası için sektörel olarak stratejik seçim yapılmalıdır. Tarım, gıda ve yüksek teknoloji dışındaki tüm alanlara teşvik uygulamaları kaldırılarak, bu alanlara aktarılmalıdır. Tarımda üretim artışını teşvik eden temel yaklaşım, ürün alım fiyatına yapılan doğrudan ödeme sistemine dönülmesi gerekir. Tarım sektöründe arazinin ve su kaynaklarının daha az kullanıldığı teknolojik tarım politikası altyapısı geliştirilmelidir.

     IX.            Terörle mücadele esnemeden devam ettirilmesi gerekir. Terörle mücadele için yüksek teknoloji ve esnekliğe dayanan profesyonel ordularla yapılan mücadeleye ayrılan finansmanının istikrarlı olarak artırılması gerekir. Çünkü terörün yol açtığı ekonomik maliyetlerin Türk ekonomisine olumsuz etkisi, bu harcamaların finansmanından ve doğuracağı güvenlik sorunlarından daha düşük ekonomiye maliyeti olacaktır.

       X.            Kamu borçlarının milli gelire oranının %50 sınırının altında ve dış borç milli gelir oranının da %30 sınırının altında kalması gerekir. Bu nedenle, kamu finansman politikasında bu oranlara ulaşıncaya kadar kamunun harcamalarının kısılması gerekir. Özellikle Türkiye’de gelecek yıllarda yaşlanan nüfus için aktarılacak sosyal güvenlik harcamalarının ‘finansal sistem’ içerisinden fon yönetimi ile finanse edileceği yeni yöntemlerin geliştirilmesi ile kamu borçlanma gereği de azalacaktır.

     XI.            Türkiye’de yüksek teknoloji ihracatı ve yenilenebilir enerji üretimi artarsa cari açık sorunu azalacaktır.  

Sonuç olarak, Türk ekonomisi, özel sektör merkezli bir piyasa ekonomisi olarak devam ederken, gıda, savunma ve yüksek teknoloji alanlarında iktisadi milliyetçiliğin getirdiği korumacılık ve teşvik politikaları uygulatan ekonomik yapı ile gelecek yüzyıla hazır olabilir. Eğer ekonomide istikrarlı olarak %5 büyüme sağlanabilirse, 2033 yılında yaklaşık 1,6 trilyon dolar büyüklüğündeki milli gelir ile dünya ekonomisinde ilk on beş ekonomi içerisinde olacaktır.

 Türkiye Cumhuriyeti 100 yılda 1 trilyon dolar seviyesinde bir ekonomi olmayı başardı. Fakat son beş yıldır enflasyon ve diğer sorunlarını çözmekte zorlanmaktadır. Bu sorunları da çözerek, dünyanın en büyük on ekonomisi içerisinde yer almalıdır. 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Trump Stagflasyonu