ABD başkanı Trump uluslararası anlaşmalara ve her türlü faaliyetinin başına Trump koymayı çok seviyor. İktisat açısından da önemli bir başarıya(!) imza attı. İran’a İsrail teşvikiyle başlattığı savaşla birlikte dünya ekonomisinde zor zamanlarının kavramı, durgunluk, işsizlik ve enflasyonu aynı anda olduğu ortamı ifade eden stagflasyon kavramını yeniden dünyanın gündemine getirdi. Bu nedenle, İran savaşı ile başlayan Hürmüz Boğazı’nın kilitlenmesiyle birlikte petrol arz sıkıntısı ve dolaylı etkileri ile meydana gelecek iktisadi vaziyetin kavramını rahatlıkla Trump Stagfasyonu olarak adlandırılabiliriz.
28 Şubat 2026’da İran’a ABD ve İsrail saldırıları ile başlayan savaş bir devletin siyasi ve dini lideri ile üst yönetimdeki görevlileri öldürüldü. Böylece İran’ın rejiminin teslim olacağı varsayılan, fazla planlanmamış ve sonuçları tam hesaplanmamış bir saldırıydı. İran devlet mekanizması birkaç gün içerisinde kendisini yeniden organize ederek kendi stratejisini oluşturarak karşılık vermesiyle savaşın devamındaki olaylar başladı. İran, stratejik üstünlüğünün olduğu balistik füze ile İsrail başta olmak üzere ABD üslerinin olduğu Körfez Ülkelerine misillemelere başladı. Bu gelişme Körfez ülkelerinde turizm sektörünü, borsaları ve gayrimenkul piyasasını etkileyerek, korkuları körükledi. İran’ın ikinci stratejisi de dünya piyasalarına yaklaşık 20 milyon varil petrol ve yüksek miktarda LNG, işlenmiş petrol ve gıda ürünlerinin nakledildiği Hürmüz Boğazı’nı kilitledi. Uluslararası enerji ajansının verilerine göre, boğazdan günde 84 nakliye gemisinin geçtiği boğazdan 8 gemiye düştü. Böylece başta Asya piyasaları olmak üzere dünyada petrol arz şoku başladı. Körfez ülkeleri 2025 yılında 3,3 milyar 3,3 milyon varil rafine petrol ürünü ve 1,5 milyon varil sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ihraç ederken, bir anda bütün gelirleri sona erdi. Ayrıca körfezden ülkeye gıda ürünleri girişleri de aksamaya başladı. Dünya piyasalarında Brent petrolün fiyatı 28 Şubat’ta 65 dolar seviyesindeyken, 90 ile 115 dolar arasında dalgalanmaya başladı.
Savaşın ilk ayında Bangladeş, Tayland, Filipinler gibi
ülkelerde petrol kıtlığı başlarken, ABD dahil tüm dünyada petrolün birim
fiyatları yükseldi. Ayrıca gübre ve sentetik maddelerin fiyatlarındaki
artışlarla birlikte dünyada pandemi dönemindeki gibi global enflasyon endişesi
yeniden alevlendi. Dünya ekonomisinde enflasyonun yükselmesi ve deniz ticaretinin
aksaması ile küresel ticarette durgunluk eğilimleri de ortaya çıktı. Dünya Ticaret
Örgütünün tahminlerine göre %1,9 seviyesinde ticarette gerileme ve %0,4 dünyada
büyümenin azalması bekleniyor. Ülkelerde enerji kıtlığı nedeniyle üretimin
durması paralelinde işsizlik dalgası da peşinden gelecektir.
Savaşın ilk ayında halen
Trump ve İsrail’in Körfez’de kontorlün sağlanması için askeri çıkarma planı
yapıldığını söylenmektedir. Bu gelişme ile artan belirsizlik petrol fiyatlarını
yükseltmeye, borsaların düşmesine ve durgunluğa sebep olmaktadır. Savaşın
uzaması halinde Körfez gibi doğrudan etkilenen ülkeler olmak üzere kalabalık
ülkelerde yoksulluk ve açlık gibi sorunlara da sebep olması muhtemeldir. Trump,
Amerika’yı büyük yapamadığı gibi hesapsız ve plansız bir şekilde İsrail’in beş
bin yıllık efsanelere dayanan dini mitlerinin peşinde koşan hükümetinin
isteklerini yerine getirmeye çalışırken, dünyaya ve ülkesine durgunluk,
fakirlik ve enflasyon getirmektedir. Yani savaşın uzaması durumunda Trump,
Amerika’yı barış içinde Trump ülkesi yapmayı beceremeyecek
olmasına rağmen, dünyada Trump Stagflasyonu getirerek, ekonomi
tarihinde hakkettiği yeri bulacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder