1
ABD/İSRAİL’İN İRAN’A SALDIRILARI VE EKONOMİK
ETKİLER§
ABD’nin
28 Şubat 2026 Cumartesi günü yaptığı askeri operasyon ile İran’ın Devlet
Başkanı ve Şii’lerin dini reisi Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü. Böylece
ABD ve İsrail’in birlikteliğinde İran Savaşı başlatılmış oldu. Dünya tarihinde nadir rastlanan askeri, siyasi
ve ekonomik operasyonların bazıları Trump’ın yönetimindeki ABD tarafından art
arda gerçekleştirilmektedir. Bunlardan ilki, Venezüella Devlet Başkanı
Maduro’nın gece yatağının alınması ile Güney Amerika’daki Petrol ve ticari
geçiş yollarının tamamının Amerika’nın kontrolü altına alınacağını Latin
Amerika’nın ABD çıkarlarına yönelik kullanılmasını ifade eden Monroe
Doktrini yerine daha radikal bir değişim modeli ile Donroe Doktrini olarak deklare
edilmesi[1],
ikinci ise İsrail’i nükleer ve askeri güç olarak tehdit eden ve Çin’e petrol satışı ile ticari
ilişkilerini devam ettiren ve Hürmüz Boğazını kontrol eden İran’ın yönetimini
değiştirmek isteği ile İran Devlet Başkanı öldürmüş ve İran’ın stratejik askeri
ve ekonomik tesislerine operasyonlarını sürdürmektedir. Bunun karşılığında
İran’da hem rejimi konsolide etmeye hem de füzelerle misilleme yaparak karşılık
vermektedir. Bu makale, bu savaşın kökenleri, ekonomik temelleri ve etkileri
üzerine değerlendirme yapmak amacındadır.
1.1
ABD/İsrail ve İran Mücadelesinin Tarihi Kökenleri
İki
yüzyıldan bu yana İran, İngiltere ve ABD’nin emperyal hedeflerindedir. 1800’lü
yıllarda Rusların Hindistan’a ulaşma stratejilerinin engellenmesi için Büyük
Oyun[2] içerisinde
İran’ı ele geçirmeye çalıştı. 1901 yılında İran’da petrol bulununca 1908
yılında İran-İngiliz Petrol Şirketi[3]
kurulduktan sonra 1909 yılında İran petrollerinin satışını bu şirket yaptı.
1946 yılında İngiltere ve Sovyetler Birliği İran’ı işgal etmesi de
emperyalizmin İran’daki emellerini göstermesi bakımından önemlidir. 1951
yılında İran Petrol şirketi dönemdeki İran Başbakanı tarafından ‘millileştirme’
kararı üzerine CIA ve İngiltere tarafından organize edilen operasyon ile 1953
yılında darbe ile devrildi. İdam ile yargılandıktan sonra, müebbet hapse
atıldı. Daha sonra şah rejimi ile petrol gelirleri halktan alınarak batıya aktarılmaya
devam etti. Memnuniyetsizlikler artınca halk ve esnaf teşkilatı 1978 ve 1979
yılları arasında ayaklanarak Şah rejimini, Ayetullah Humeyni liderlinde İslam
Devrimi ile devirdi. Humeyni sonrasında petrol gelirleri millileştirildi, halkı
rahatlatacak reformlar yapıldı. Fakat kısa sürede başlayan İran-Irak Savaşı ile
içeride rejim radikalleşirken, Ortadoğu’ya rejim ve fikir ihracı çalışmalarına
da başladı.
2000
sonrasında ABD Körfez müdahaleleri başladıktan sonra ABD’nin işgal ettiği
ülkelerde ve İsrail’e karşı Suriye, Lübnan gibi ülkelerde kendisine yakın vekil
Hizbullah gibi örgütleri araç olarak kullandı. 1950’lilerde başlayan nükleer
programını geliştirip kullanmaya çalışmalarını artırınca ABD ile olan
ilişkileri gerginleşmeye başladı. 2012 yılından sonra neredeyse aralıksız
olarak uygulanan ekonomik ve siyasi ambargolar İran’ı batı dünyasından
uzaklaştırarak Rusya ve Çin’e yakınlaşan politika uygulamasına neden oldu.
Dolayısıyla sürekli olarak Çin’e olan iktisadi ve siyasi bağımlılık arttı. 2021
yılında Şangay İşbirliği Örgütü’ne katılan İran, petrol
satışlarını ağırlıklı olarak Çin ve Hindistan gibi Asya ülkelerine
kaydırmıştır.
1.2
İran Ekonomisinin Çöküşü
İran ekonomisi, 2012
yılından bu yana küçülmektedir. 2011 yılında 630 milyar dolar büyüklüğündeki İran
ekonomisi, 2026 yılında 475 milyar dolar büyüklüktedir. On beş yıl
içerisinde yaklaşık 155 milyar dolarlık bir küçülme içerisindedir (Şekil 1).
Ülkenin nüfusu ve dünyada refah seviyesi artarken ekonomi hacminin küçülmesi
İran’daki halkın ve esnafların memnuniyetsizliğini etkileyen en önemli
unsurdur.
Şekil
1. İran'da Ekonomik Küçülme ve İsrail'le Karşılaştırma
Kaynak.
WDI, https://databank.worldbank.org/source/world-development-indicators
İran
ekonomisi küçülürken, bölgedeki en büyük rakibi ve ABD’nin müttefiki İsrail ise
ekonomik hacmini sürekli olarak genişletmiştir. 2011 yılında İran ekonomisinin
%40 seviyesindeki İsrail ekonomisi 2026 yılında 540 milyar dolar seviyesine
çıkarak İran ekonomisinden %11 daha büyük bir hacme ulaşmıştır (Şekil 1).
Yani İran ekonomik olarak küçülürken, İsrail ekonomik olarak büyümüştür.
İran
ekonomisinde enflasyon 2015 yılında %7 seviyesindeyken, 2025 yılında %54’e
yükselmiş ve paranın değer kaybı artmıştır. 2025 yılındaki 12 gün süren ABD
saldırılarından sonra para birimindeki değer kaybı artmış ve 1 ABD doları 1,5
milyon İran Riyali seviyene kadar çıkmıştır. Ülkede satın alma gücü azalırken,
refah seviyesi azalmış ve resmi istatistiklerde işsizlik oranı azalmasına
rağmen ücretlerin reel değeri azaldığı için sosyo ekonomik gelişmeyi olumsuz
etkilemektedir.
1.3
Askeri Harcamaların Karşılaştırması
Askeri
harcamalar ülkelerin savunma ve milli güvenliğin anlaşılmasındaki en önemli
göstergelerdir. İran’da askeri harcamalar 2011 yılından bu yana sürekli
azalmaktadır. İran 2011 yılında yaklaşık 16 milyar dolar seviyesinde askeri
harcama yaparken, İsrail’de bu seviyeye yakın bir harcama yapmaktadır. 2026
yılına geldiğinde ise İran 8 milyar dolar askeri harcama yaparken, İsrail 46
milyar dolar seviyesinde harcama yapmaktadır. Yani İsrail İran’ın yaklaşık
6(altı) katı bir askeri harcama yapmaktadır (Şekil 2). Rakamlar net bir
şekilde göstermektedir ki, İsrail bölgede savaşlar için büyük miktarlarda finansman
kaynağı ayırırken, İran çoğunluğu personel harcamalarına giden zorunlu askeri harcamalar
yapmaktadır.
Şekil 2. Askeri
Harcamalarının Karşılaştırılması
Umman
ve İran arasında yer alan Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Arap
Denizi'ne bağlar. Boğazın doğusunda İran ve Batısında Suudi Arabistan, Birleşik
Arap Emirlikleri ve Umman bulunmaktadır. Dünyanın en büyük ham petrol
tankerlerini kaldırabilecek kadar derin ve geniştir ve dünyanın en önemli
petrol geçiş noktalarından biridir. Boğazdan büyük miktarlarda petrol
akmaktadır ve boğazın kapanması durumunda petrolü dışarı taşımak için çok az
alternatif seçenek bulunmaktadır.
1.4
ABD/İsrail Saldırıları İle Başlayan Savaş ve
En önemli Olay
ABD/İsrail saldırı ile
başlayan en önemli olayı İran’ın dini liderinin ilk günde öldürülmesidir. ABD,
Bu hareketi ile İran’da rejim ve yönetim değişikliği getireceği şeklindeki
beklentinin gerçekleşeceğini varsaydığı anlaşılıyor. Fakat, Ali Hamaney’in şehit
kabul edilmesi ve İran halkındaki tarihi olarak İngiliz, Amerikan ve İsrail’e
karşı tepkisi ile ilk bombardımanda okul saldırı ile çocukların öldürülmesi
rejiminin konsolidasyonu ile savaş başlamış oldu. Dolayısıyla bu gelişme
savaşın kısa sürede bitmesi ihtimalini azaltırken, savaşın uzamasını gerektirecek
en önemli faktör olarak karşımıza çıkıyor.
1.5
Petrol piyasası, büyüme ve enflasyon
sorunları
Savaş’ın başlamasında dünya
ekonomisini etkileyen en önemli gelişme de Hürmüz boğazının İran tarafından
petrol sevkiyatına kapatılması ile Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine
kimin yaptığı tam olarak anlaşılamayan saldırılarıdır.
2024
yılında, boğazdan geçen petrol akışı günde ortalama 20 milyon varil (b/d) olup,
bu da küresel petrol sıvıları tüketiminin yaklaşık %20'sine denk gelmektedir.
2025 yılının ilk çeyreğinde, Hürmüz Boğazı'ndan geçen toplam petrol akışı, 2024
yılına kıyasla nispeten sabit kalmıştır.2024 yılında Hürmüz Boğazı'ndan geçen ham petrol ve kondensatın
%84'ünün ve sıvılaştırılmış doğal gazın %83'ünün Asya pazarlarına gittiğini
tahmin ediyoruz. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, Hürmüz Boğazı'ndan
Asya'ya giden ham petrolün en önemli varış noktaları olup, 2024 yılında tüm
Hürmüz ham petrol ve kondensat akışlarının %69'unu oluşturmaktadır. Bu
pazarlar, Hürmüz'deki arz aksamalarından muhtemelen en çok etkilenecek
pazarlardır.[4]
Hürmüz boğazından yıllık
ortalama 20 milyon varil büyüklüğündeki petrol sevkiyatı dünya enerji
piyasasındaki petrol ihtiyacının yaklaşık %20’sini karşılamaktadır. Bu petrolün
yaklaşık %85’i Japonya, Kore, Çin ve Hindistan piyasalarına gitmektedir. Petrol
sevkiyatının üç hafta üzerinde devam etmemesi durumundan dünyadaki büyüme
tahminin düşecek ve global enflasyon ise yükselecektir. Özellikle 1 ay
üzerindeki petrol kesintileri ile petrolün 65 dolardan 85 ile 100 dolar
arasında bir fiyat aralığındaki dalgalanması ile gelişmekte olan ülkelerde %2
ile %2,5 arasında enflasyona etkiler söz konusu olabilecektir. Yine gelişmiş
ülkelerde de %1 ile %1,5 arasında değişen yıllık etkilerin olması uluslararası
hesaplamalarda yapılıyor. Aynı zamanda küresel büyümenin özellikle de Asya
ülkelerindeki muhtemel yavaşlamanın %3 seviyesinde tahmin edilen küresel
büyümenin %2,5’lara doğru düşeceği de tahmin edilmektedir.
1.6
Sermaye piyasalarına ETKİLER
ABD borsalarında savaşın
etkileri değişik şekillerde gerçekleşti. ABD borsaları Hamaney’in öldürülemesin
ilk aşamada teknoloji ve savunma hisselerinin artışı ile karşılarken, İran’ın
ABD üslerine ve Körfez ülkelerindeki ABD üslerine artan saldırılardan sonra
negatif tepkiler verdi.
Şekil 3. Para ve Sermaye Piyasalarına İlk
Etkiler[5]
MSCI gelişen ülkeler endeksi ilk gün %2,68
oranında gerilerken, Korku endeksi bir günde %16 seviyesinde yükseldi. Küresel
piyasa açısından en önemli sorun ise tahvil faiz oranlarının da sıçramadır.
Çünkü tahvil piyasasındaki faiz oranlarında bu saldırının faiz oranlarındaki
maliyetlere etkisi sonradan yansıtılacağı için eski bonoların elden çıkarılması
ve yeniden borçlanma için yüksek faiz oranları oluşacaktır. Yine bu gelişmeler,
likidite ve takas işlemleri için dolara talebi artıracağı için doların değerlenmesi
sürecini gerektirecektir. Likidite ihtiyacı emtia piyasalarında altının geçici
olarak değer kaybına sebep olsa da, ilerleyen haftalarda altının yükseliş
eğilimine devam etmesi muhtemeldir.
1.7
Türk Ekonomisine etkiler
Türkiye ekonomisinde ilk
aşamada Sermaye piyasası kurumu, TCMB ve Maliye Bakanlığı’nın aldığı önlemler
nedeniyle piyasalardaki ilk hareketlerin sınırlı olması sağlanmıştır. Türkiye
açısından şubat ayı enflasyonunun %2,96 gelmesi ile petrol fiyatlarındaki
artışın maliyetlere yansıması durumundan Mart ve Nisan ayı enflasyonlarının da
beklentilerin üstünde geleceğini göstermektedir. Bu eğilim yıllık enflasyon
oranının %20’nin üzerindeki artışlara neden olabilecektir. Ayrıca doların
küresel fiyatlamalardaki değer artışı Türkiye’nin küresel piyasalardaki
borçlanma faizlerinin yükselmesine ve dolar kurunun yükselmesine neden
olabilecek faktörlerdir.
Türkiye açısından en öenmli riskler, petrol fiyatlarının artması ile cari açığın yükselmesi ve değerlenen kur etkisi ile dış finansman maliyetlerinin yükselmesidir. Özellikle dövizdeki baskı nedeniyle sona ylarda artan özel sektör dövizle borçlanma seviyesi kur riski baskısını artıracaktır.
Bist100 endeksi ilk gün ve
ikinci gün %3 oranında değer kaybederken, üçüncü günden sonra değer kayıpları azalmıştır. Borsa endeksi, 13700 seviyesinden 13200 lerde tutunmya çalışıyor.
Savaşın Geleceği ve
Dengeler
Savaş’ın ABD Başkanının
tahminine göre dört veya beş hafta süreceği ve İran’ın saldırılarla öldürülen
liderinin intikamını alacağını deklare etmesi savaşın bir aydan daha fazla sürmesinin kuvvetli
ihtimal olduğunu göstermektedir. Bu savaşın kaderini İran’ın savaş kapasitesi
ve İran halkının rejime desteği belirleyecektir.
İran ekonomisi, on yıldır
ambargolar ve düşük ekonomik performans nedeniyle ABD ve İsrail ile uzun süreli
savaşı sürdürebilecek askeri kapasiteye sahip değildir. Bölgede İsrail yıllık
45 milyar doların üzerinden askeri harcama yaparken, İran sadece 7 milyar dolar
seviyesinde askeri harcama yapmaktadır. Askeri personeli daha kalabalık olan
İran’ın askeri harcamaları ağırlıklı olarak personel harcamalarına gittiğini
düşünürsek, Rusya veya Çin gibi savaşı sürdürmesine teknolojik kapasite ve
mühimmat desteği veren ülkeler olmazsa bu savaşın İran tarafından uzun süreli
sürdürmesi mümkün görünmemektedir. İran’ın vekil kuvvetler aracılığı ile
Ortadoğu ve İsrail’e yapabileceği etkiler ise bölgesel istikrasızlığı artırıcı
etkiler yaptığı için Ortadoğu’da turizm, dış ticaret ve petrol ticareti
alanları gerileyecektir.
İran savaşı manevi değerler
üzerinden devam ettirmeye çalışacaktır. Bunun engeli ise uzun yıllardır
ekonomik sorunlarla boğuşan İran halkının rejime ne kadar daha destek vermeye
devam edeceği savaşın kaderini belirleyecek en önemli faktördür.
Umman
ve İran arasında yer alan Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Arap
Denizi'ne bağlar. Boğazın doğusunda İran ve Batısında Suudi Arabistan, Birleşik
Arap Emirlikleri ve Umman bulunmaktadır. Dünyanın en büyük ham petrol
tankerlerini kaldırabilecek kadar derin ve geniştir ve dünyanın en önemli
petrol geçiş noktalarından biridir. Boğazdan büyük miktarlarda petrol
akmaktadır ve boğazın kapanması durumunda petrolü dışarı taşımak için çok az
alternatif seçenek bulunmaktadır.
§ Prof.Dr.Mustafa
YILDIRAN/Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
[1] ABD’nin son
açıkladığı Güvenlik Strateji Belgesi’nde net bir şekilde yer almaktadır.
[2] 19. Yüzyılda
Türkistan, Hindistan ve İran’da Rusya ile İngiltere arasındaki askeri ve siyasi
mücadeleye İngiltere’den Yüzbaşı Collony tarafından verilen isimdir.
[3] 1954 yılında şirket
adını değiştirerek British Petroloum(BP) olarak faaliyetlerine
devam etmektedir.
[4] EIA; https://www.eia.gov/todayinenergy/detail.php?id=65504 (Amid regional
conflict, the Strait of Hormuz remains critical oil chokepoint)
[5] Yahoofinance
verileri üzerinden tarafımızdan hesaplanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder