2025 yılında Türkiye’de ekonomi yönetimi, dört tarafında zorluklarla mücadele etmek zorunda kalacak. İlk direnç, enflasyon konusunda olacaktır. Türkiye’de enflasyonla mücadelenin ilk aşamasında talep yönlü baskıların azaltılması ve yurtdışından gelen enflasyonist etkinin yani kur kaynaklı etkinin azaltılması konusunda iyileştirilmeler yaşandı. Enflasyon %64’ten %45’in altına indirildi. Hedefin üstünde olmasına rağmen gelişmeler aslında genelde olumlu yorumlanabilir. 2025 yılının sonundaki beklenti ise %21 ortalamasının yakalanması şeklinde. Fakat bu hedefin gerçekleşmesi karşısında değişik direnç noktaları mevcut. Birincisi, gıda fiyatlarında Türkiye’de beklentilerin üzerindeki direnç. Özellikle tarım girdileri olan enerji, işçilik, gübre, tohum/fide ve arazi kiralarındaki yükselişler gıdadaki fiyatların yükseliş trendinin devam edeceğini gösteriyor. İkincisi, kur bir yıl boyunca artmadığı için ABD ile Türkiye arasındaki enflasyon farkı kadar artış beklentisi devam ediyor. Özellikle iki ülke arasındaki tahvil faiz farkını bile esas alsak ortalama kur artışının %20 ile %25 arasında olması beklenebilir. Bu artış da ithalat baskısı nedeniyle fiyatlara yansıyacaktır. Üçüncüsü de özellikle yüksek gelir gruplarının tasarrufları nedeniyle erteledikleri talepleri faiz indirimleri ile değişik alanlarda cari olabilir. Bu nedenle de fiyatlarda artış baskısı olacaktır. Baskılara karşı Merkez Bankasındaki en önemli silah reel faiz oranıdır. Reel faizlerin ve kurun değerli olmasının sağladığı avantajlar enflasyonla mücadelede en önemli silah olacaktır. Buradaki diğer bir destek hükümetin personel harcamalarını beklenen enflasyon seviyesinde artırmasıdır. Ayrıca asgari ücretin beklentilerin altında artması da enflasyonla mücadele için ekonomi yönetimi için bir avantajdır.
2025 yılında en ümit verici konu da bütçe dengesinde olacaktır. Bütçenin gelir kısmında ortalama %42 artış ve giderlerde ise artış beklentisi %32 bu durumda bütçe dengesinin olumlu seyredeceğini göstermektedir. Maliye açısından olumlu bir gelişme de faiz indirimlerinin etkisiyle borçlanma maliyetlerinin de azalacağı için kamu maliyesi açısından olumlu etkilerden birisi olacaktır. Ayrıca kur korumalı mevduatın bütçedeki baskısı azalacağı için de kamu maliyesi yüklerinden birisi daha azalmış olacaktır.
Ekonomideki zorluklar açısından iki kesimin ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Birincisi sabit ücret geliri olanlar, ikincisi de özsermaye yetersizliği için iş yapan firma kesimi olacaktır. Birincisi Enflasyon beklentilerine göre artan gelirleri, yüksek enflasyonla birlikte reel olarak alım güçlerini azaltacağı için gelir dengesizliği ve enflasyon baskısını da artıracaktır. Türkiye’de iyileşme ihtimali olmayacak göstergelerden birisi Gini katsayısıdır. Yani gelir dengesizliği sorunu ekonominin kanayan yaralarından birisi olmaya devam edecektir. Firmalar açısından faiz indirimi fayda sağlamakla birlikte, yüksek faiz maliyetleri ve sıkı mali regülasyonlar nedeniyle sermaye maliyetlerinde bir düşüş beklenmeyecektir. Bu finansal sıkıntı maliyetlerini etkileyeceği için mücadele isteyen konulardandır. Bütün bu zorluklara rağmen, faiz indirimleri ve bütçe disiplini sayesinde %3 seviyesinde bir büyüme ile ekonomide yavaş da olsa gelişmeleri olumlu etkiyecek unsurlardandır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder