Finansman temini ve firmaların
zor dönemi
Yüksek faiz
nedeniyle borçlanma maliyetleri artmaya başlayınca, bütün firmalarda finansman
temini zorluklara aşmaya odaklanacaktır. Firmalar, yüksek enflasyon
dönemlerinde kamu tarafından politika faizi ile bankacılığa sağlanan likidite
desteği ile sağlanan kolaylıklardan yararlanarak kredi kullanımlarını
artırmıştır. Yani firmaların borçlarının varlıklarına oranı, yüksek enflasyonun
getirdiği ekonomik ortamda korkusuzca yükselmiştir. Fakat 2023 yılının ikinci
yarısından itibaren sıkı para politikası ve yükselen faizler nedeniyle firmalar,
yüksek borçluluk oranı ile ekonomik faaliyetlerin yavaşladığı ekonomik ortama
uymak için çaba harcayacaklar. Merkez
Bankası’nın sektör bilançolarına göre yaklaşık 600 ile 900 bin firmadan alınan
bilgilere göre, 2015 yılında borçların varlıklara oranı %65,2 seviyesindeyken,
2022 yılının sonunda 69,9’a yükselmiştir. Firmalarda kısa vadeli borçların
varlıklara oranı da aynı dönemde %44’ten %50’ye yükselmiştir. Diğer bir ifade
edilen borçların büyük bölümü bir yılın altındaki borçlardan oluşmaktadır.
Firmaların çalışma ritmini gösteren çalışma devir hızı da 2,3’den 3,3’e
yükselmiştir. Bu dönemde üretici fiyatları ile enflasyon yıllık %98, politika
faizi %10 seviyesinde ve bir ile üç yıl arası kredilerin ortalama faiz oranı %24’tü.
Yani firmalar, finans cennetinde yaşamaktaydı. Ya da kredi bolluğu içinde
enflasyonist büyümenin verdiği hızla borçlarını artırarak, tempolu bir çalışma
dönemine girmişti. Fakat 2024 yılında her şey farklı politika faizi %45
seviyesine yükseltildi ve kredi faizlerinin ortalama maliyeti %50-65 aralığına
çıktı. Artık firmaların kısa vadeli borç alıp tempolu çalışma imkanları kısıtlı
veya yok. Böyle dönemlerde firmalar;
·
Firmaların borç çevirme sorunları ortaya
çıkacaktır,
·
Satışlarının büyüme hızı düşebilir,
·
Finansman maliyetleri artacaktır,
·
Stok tutma maliyeti yükseleceği sorunlarla
uğraşacaktır.
Asıl mesele firmalar böyle
dönemleri nasıl atlatacağıdır. Firmaların sektörlere göre farklılık
göstermesine rağmen temel de yapacakları strateji ve taktikler bulunmaktadır. Aşağıdaki
örnekler değerlendirilebilir:
·
Mutlaka finansal yönetim birimlerini
kurmaları ve finansal risklerini ölçmeleri önerilir. Genelde Türk firmaları
finansal yönetimi formalite olarak düşünmekte, muhasebe işlemlerinin
yapılmasını yeterli görmektedir. Fakat finans ayrı bir iştir.
·
Firmaların leasing (finansal kiralama), risk
sermaye ortaklıklarından yararlanma, özsermaye yatırım fonundan veya alacaklarını
nakde dönüştürmek için faktöring işlemlerinden yararlanabilirler.
·
Firmalar arasında birleşme ve devralma işlemleri
ile ortaklıklar kurarak finansal riskleri paylaşabilirler.
·
Ekonomik büyüme ve enflasyon hızındaki düşüşten
dolayı düşük stok seviyeleri ile çalışmak gerekir.
·
Gayrimenkullerin değerlerinin yükseldiği bu
dönemde, yüksek maliyetli kredi kullanmaktansa gayrimenkulleri nakde
dönüştürerek borçlanma maliyetlerinden kaçınılabilir.
Aslında her firmanın kendine has
çözümleri olacaktır. Fakat en önemli olay, sorunun farkına varılması ve çözüm
için çaba gösterilmesidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder