22 Eylül 2020 Salı

ANTALYA’NIN STRATEJİK SEKTÖRÜ: TARIM

 

ANTALYA’NIN STRATEJİK SEKTÖRÜ: TARIM


Antalya’da öncü sektör ne olmalıdır? Sorusuna en hızlı gelen cevap herhalde turizmdir. Fakat ülkenin ve ekonominin şartları düşünüldüğünde Antalya için stratejik sektör, Türkiye için olduğu gibi aslında tarımdır. Neden Antalya için stratejik sektördür?

Çünkü:

·   Antalya, Türkiye’de tarım için en elverişli ve en yüksek verim sağlayan alanlardan birisidir;

·   Antalya, tarım ürünleri için Türkiye’de ihracat imkânlarının en kolay olduğu illerden birisidir ve tarım sektörünün döviz kazandırma potansiyeli sürekli artmaktadır;

·   Antalya, tarım örgütlenmesi için gerekli, akademik bilgi, teknik altyapı, dört mevsim üretim, eğitimli çiftçi, yeterli sermaye birikimi ve sektörel bağlılığın yüksekliği gibi bütün unsurları bünyesinde taşıyan yegâne yerdir;

·   Her türlü dış tehdit ve küresel sorunlar karşısında aşırı duyarlı dış talep ağırlıklı çalışan turizm gibi sürekli krize maruz sektörün yanında Antalya ekonomisini canlı tutmaya yeterli potansiyel sektördür.

·   Gazipaşa’dan Fethiye’ye kadar olan bütün havzada yüksek katma değerli meyve ve sebze alternatiflerinin yetiştirildiği en uzun alandır.

·   Korona günlerinde ortaya çıktığı gibi Türkiye’nin zor zamanlarında hem iç piyasaya hem de dış piyasaya aynı anda üretim yapabilme kabiliyeti ile ekonomik katma değer açısından önemini ortaya koymuştur.

Antalya’nın tarım sektörünün Türkiye’deki payı ve GSYİH içindeki payı(2004-2018)



 Devamı:

https://www.toroshaber.net/uncategorized/antalyanin-stratejik-sektorutarim-1008h.html

Antalya Odak Sektör:Tarım

13 Eylül 2020 Pazar

Salgınla Ekonomik Savaş: Sun Tzu’dan Dersler

 Koronavirüsle mücadelede insanlık bir meydan savaşı yürütmektedir. Bu savaşı dünyada ve ülkemizde nasıl kazanacağımız veya büyük kayıplarla karşılaşmamız için mutlaka stratejik bir yönetim gerekmektedir. Strateji dünyasının ilk gurularından birisi olan SunTzu’nun Savaş Sanatı kitabı salgınla yapılan ekonomik mücadelenin stratejik yapısını oluşturmada bize rehber olabilir. Sun Tzu, milattan önce altıncı yüzyılda yaşadığı düşünülmektedir. Yaşadığı dönemde Çin’deki beyliklerden birisinin hizmetine girerek danışmanlık yapar ve Savaş Sanatı eserinde tecrübelerinden dünyanın ilk strateji kitabını kaleme alır.

Sun Tzu savaş için ‘savaş bir ülkenin baş sorunu, ölüm kalım yeri var yada yok olma yoludur; muhasebesiz olmaz’. Bu düstur, korana virüs içinde rahatlıkla söylenebilir. Şu ana kadar 29 milyona yakın insana bulaşan ve yaklaşık bir milyon insanın ölümüne sebep olan İspanyol gribinden sonraki insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük sağlık sorunudur. Bütün dünya bütün imkanları ile salgınla savaşmaktadır. Bu savaşta en büyük darbeyi ekonomiler aracılığıyla insanlık almakta ve özellikle düşük gelir grupları, gündelik ekonomik faaliyetleri sürdürenler, yiyecek bulmakta zorluk çekenler öncelikli olmak üzere insanlık büyük bir iktisadi savaş vermektedir. Peki Sun Tzu’ya göre salgınla mücadelede ekonomik savaşı nasıl yapacağız? Sun Tzu’ya göre herhangi bir savaşta savaşı yönetenler beş unsuru dikkate almak zorundadır: Bunlar, (1) Yol, (2) Gök, (3) Yer, (4) Komutan (5) Kural.

Devamı ...Yirmi Haber.com da 

https://yirmihaber.com/salginla-ekonomik-savas-sun-tzudan-dersler/

https://yirmihaber.com/salginla-ekonomik-savas-sun-tzudan-dersler/


9 Mayıs 2020 Cumartesi

Tarım Bir İnkılap Bekliyor! Rekabetçi Türk Tarım Politikasının İktisadi Temelleri (TÜGİAD Ekonomi Ödülleri 2006)

Ülkede sanayi ve hizmetler sektöründeki gelişmeye rağmen bir tıkanma vardır. Fakirlik tehdidi ve işsizlik artmakta, çözüm önerileri ise yetersiz kalmaktadır. Bu durumda mali sektörle sağlanabilecek gelişmeler gelir dağılımına etki etmeyeceği için, bu sorunların çözümü mümkün olmayacaktır. Tüm yolların çıkışlarını yoklarsak, sanayide işgücüne dayalı rekabet gücü azaldığı için, istihdam artmayacaktır, hizmetler sektöründe nitelikli işgücü talebi olduğu için geniş alana yayılan imkânlar sağlamayacaktır. Nüfusun artışı da göz önüne alınırsa, halen nüfusun gizli işsizleri dâhil %35’ini besleyen tarımda çözüm aranması gerekmektedir. Yani, Türkiye’nin açık yolu tarımdan geçer. Kısacası tarım düzelmeden Türk ekonomisi düzlüğe çıkamaz. Bu durum zorunlu olarak Türk tarımının bir inkılâba ihtiyacı olduğunu göstermektedir. İnkılâp kelimesi sözlükte, (1)” toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılan köklü değişiklik, iyileştirme, (2) Bir durumdan bir başka duruma geçiş, dönüşüm” 1olarak tanımlanır. Türk tarımı hem AB tarım politikalarına uyum sağlama hem de biyo-teknolojik devrimin getirdiği yeni tarım sürecine katılma zorunluluğu sebebiyle kavramın iki anlamını da içeren bir inkılâba muhtaçtır. Türk tarımı Atatürk döneminde tarım inkılâbı yaparak, modern Türk tarımını kurarak, 1980’lere kadar hızlı bir gelişme göstermiştir. Türkiye için aynı gelişme meyli tarımın dönüşümünü sağlayacak, yeni bir inkılâpla olabilecektir. Bu inkılâbın temel referans kaynağı AB Ortak Tarım Politikaları olmakla birlikte, Türk ekonomisinin ve iktisadi yapının dikkate alındığı bir sistemle yapılması gerekmektedir. İşte bu çalışma, gelişme politikaları içerisinde tarımın dönüşümünün iktisadi yönünü analiz etmek amacındadır. Bu amaçla, tarımın ihmal edilmiş olmasının sorunların çözümlenmesiyle beraber potansiyelinin değerlendirilmesi durumunda 21. yy’da Türk ekonomisinin atılımının tarım odaklı bir kalkınma ile mümkün olacağı iddiasını temel almaktadır. Bu iddianın üç temel dayanağı vardır: 

1. Özelikle 1980’den sonra ihmal edilen sektör olan tarımın potansiyeli yüksektir. Bu sebeple, tarımdaki gelişme Türk ekonomisinin atılımını sağlayacaktır. 2. Dünya nüfusunun çok artığı, açlığın yayıldığı, temiz gıda sorunlarının yaşandığı ve alternatif enerji kaynaklarının arandığı 21.yy’da tarım yeniden ülkelerin kalkınmasında stratejik sektördür. 3. Dünya’nın yaşadığı çevre sorunları gelecek nesillere devredilecek dünyanın ancak sürdürülebilir iktisadi kalkınma ile gerçekleşebileceğini göstermektedir. Bu sebeple tarımın çevreye duyarlı olarak reorganize edilmesi aynı zamanda bir insanlık görevi olmaktadır. Türkiye’deki coğrafi kaynakların dünyadaki emsallerine kıyasla daha temiz olması ve toprakların korunması yeni dünyada mutlak iktisadi avantaj sağlayacaktır


Tarım Bir İnkılap Bekliyor! Rekabetçi Türk Tarım Politikasının İktisadi Temelleri (The Agriculture Expects a Revolution the Economic Fundamentals of the Competitiveness Turkish Agriculture Politics)

66 Pages Posted: 24 Sep 2018https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3229467

Mustafa Yildiran

Akdeniz Üniversitesi

Date Written: February 1, 2006

A

8 Mayıs 2020 Cuma

Türkiye'nin Açık Yolu Tarımdan Geçer! (Traktör Dergisi 2006)

 

Türkiye’nin Açık Yolu Tarımdan Geçer!

Dr.Mustafa YILDIRAN/

Ülkede sanayi ve hizmetler sektöründeki gelişmeye rağmen bir tıkanma vardır. Fakirlik tehdidi ve işsizlik artmakta, çözüm önerileri ise yetersiz kalmaktadır. Bu durumda mali sektörle sağlanabilecek gelişmeler gelir dağılımına etki etmeyeceği için, bu sorunların çözümü mümkün olmayacaktır. Tüm yolların çıkışlarını yoklarsak, sanayide işgücüne dayalı rekabet gücü azaldığı için, istihdam artmayacaktır, hizmetler sektöründe nitelikli işgücü talebi olduğu için geniş alana yayılan imkânlar sağlamayacaktır. Nüfusun artışı da göz önüne alınırsa, halen nüfusun gizli işsizleri dâhil %35’ini besleyen tarımda çözüm aranması gerekmektedir. Yani, Türkiye’nin açık yolu tarımdan geçer. Kısacası tarım düzelmeden Türk ekonomisi düzlüğe çıkamaz.

Son günlerde yaşanan tarımdaki dalgalanmanın iki temel nedeni bulunmaktadır. Öncelikle, Gelişmiş ülkeler yıllardan beri finans ve sanayi politikalarındaki gücünün belirli bir bölümünü gelişen ülkelere kaptırmıştır. Fakat tarıma verdikleri yüksek destekler ve biyo-teknolojideki yenilikler dolayısıyla dünyadaki gıda sektörünü ABD, AB, Kanada ve İsrail gibi gelişmiş ülkeler kontrolü altına almıştır. Bu durum gelişen ülkelerin yıllarca katma değeri düşük diye terk ettikleri alanın tam olarak Batı’nın hâkimiyetine geçmesi nedeniyle bağımlılıktan kurtulmalarını engelleyecektir. İkincisi de artan nüfus tarımsal üretimdeki azalma nedeniyle spekülasyona açık piyasa oluşumuna neden olmaktadır. Finansal fonlar için yıllardır ihmal edilen sektör önemli bir kazanç kaynağıdır. Artık Türkiye için önceleri gelişme politikaları açsısından stratejik olan sektör, Türkiye’de açlık ve sefalete sürükleyebilecek bağımlılığa neden olmamak için zorunlu olarak açık tutulması gereken hayat yoludur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Neden Türkiye’nin açık yolu tarımdır?

İhmal edilen yol olan tarım zamanla aşınsa bile, zeminin sağlamlığı, geçeninin çokluğu sebebiyle ve doğanın zorlamasıyla Türkiye’nin çaresidir. Çok değişik sebepler tarımı cazibe ve fırsatlar sektörü haline getirecektir:[1]

ü Tarım ihmal edilen sektördür.1980 sonrasında Türkiye’nin liberalleşme yönelimli politikalarının ekonomik büyüme hızları yönünden sonuçları incelendiğinde, GSMH %4, ticaret %5,8, sanayi %5,1 büyürken, tarımın sadece %1,5 büyümüştür.Bu durum tarımın 1980 sonrasında ihmal edilmiş bir sektör olduğunu, sanayi ve ticaretten daha hızlı geliştirilebileceğini göstermektedir.

ü Artan nüfus tarımsal üretimi artırmayı gerektirir. Tükiye’de 1980’lere kadar, nüfus artışının hızlı olmasına rağmen tarımda daha hızlı artmıştır. Fakat, 1990’dan 2002 yılına kadar Türkiye nüfusu ortalama %1,77 artarken, tarım büyüme hızı ortalama %0,46 oranında artığı gözükmektedir. Yakın zamanlarda tarımdaki büyüme nüfusu besleyemez duruma gelecektir.

ü  Tarımdaki işgücü, ikame bir sektörde istihdam edilemez.Türkiye’de nüfusun %35’i tarım kesiminde istihdam edilirken ve sanayi kesiminde istihdama olan ihtiyacın tarım sektöründen gelecek işgücü ile karşılanması mümkün değildir. Çünkü, yeni sanayileşme eğilimi teknoloji be bilgiye dayandığından tarım kesimindeki işgücünün sanayi kesimine aktarılmasını imkansız duruma getirmektedir. Ancak, tarım kesimindeki işgücünün, bulundukları yerde tarım birlikleri, tarım kooperatifleri, ziraat fakülteleri ve ziraat birlikleri tarafından sağlanacak eğitim destekleri ile yeni tarım teknolojilerine uyum sağlayacak gelişmelere uyumları sağlanabilir.

ü Tarım teknolojisi ve yapısı değişirken geç kalan, aç kalır. Günümüz tarımında genetik ürünlerinin hızla artması ve tohum teknolojilerinin ithalatının mümkün olmaması sebebiyle, kaçırılacak fırsatın maliyeti çok yüksek olacaktır. Bu sebeple Türkiye tarıma dayalı gelişme stratejilerine önem vermelidir.

ü Sektörel gelişme için, korumacılık uygulanabilecek tek alandır. DOHA görüşmeleri sırasında Dünya Ticaret Örgütü üyelerinin tartışmalarının temel kaynağı tarım sektörü olması, gelecek dönemde tarımın stratejik öneminin artacağını göstermektedir. Yine gelişmiş devletlerin yüksek koruma duvarları ile(ihracat sübvansiyonları, üretim sübvansiyonları ve gümrük tarifeleri) tarım sektörünü sürekli geliştirmeleri birçok gelişen devletin tarım sektöründen çekilmesine sebep olmaktadır. Bu sebeple, tarımı sektörünü ayakta tutabilen devletler gelecekte sektörde rekabetçi üstünlük ele geçirebilecektir. Tarım sektörünün aynı zamanda “aynılaşma”dan ülkeyi koruyabilecek stratejik gerekçeleri taşıması da önemli bir avantajdır. Çünkü, ülkelerin çoğunluğu tarımda katı korumacılık politikaları uyguladığı için, Türkiye tarımsal dönüşümü sağlayıncaya kadar stratejik koruma politikalarından yararlanabilecektir.

ü Tarımın diğer sektörlerle bağımlılığı yüksektir. Türkiye’de tarım sektörü, gıda, tekstil, dericilik ve turizm sektörleri için girdi olarak da önemli katkıları bulunmaktadır. Sürdürülebilir büyümenin temel dayanaklarından olan çevre kaynaklarının yok edilmemesi, yine tarım sektöründe yapılacak iyileştirme ve gelişim ile mümkün alabilecektir. Son yıllarda hızla talebi artan organik tarım sektörü ihracata katkısı ve turizme katkısı ile ülkeye katma değeri yüksek kaynak girişine sebep olabilecektir.

ü Çevrenin korunması ve gıda sağlılığı tarımsal üretimin niteliğine bağlıdır. Tarım politikları açısından önemli bir avantaj da, türkiye’deki arazilerin gübre ve diğer kimyasalların geç kullanılmaya başlamasından sonra kısa sürede organik ve çevreye duyarlı tarımın yapılmasına imkan vermesidir. AB sürecinde gıda sağlağı ve çevre bilincinin artacağından dolayı bu avantaj önemldir. AB ülkelerinden organik tarım ürünlerine olan talebin hızla artması Türkiye için, ihracat avantajını artacaktır. Tarım sektöründe Türkiye için öneli bir avantaj da, eğitimli ve istihdam edilmeyen ziraat mühendisler çokluğudur. Bu kaynak tarımda dönüşüm için hızla eğitilip, tarımda atılımın sağlanmasında dönüştürücü kuvvet olarak kullanılabilecektir.

Türk Tarımının Ticari Gücü ve Potansiyeli

Tarımın potansiyeli klasik nedenlerden dolayı da yüksektir. Türkiye’de zengin ürün çeşitliliği, tarım konusunda tecrübesi yüzyılı aşan kurumların varlığı, tarımla kalkınmada önemli aşamalara varma ve tarımla uğraşan eğitimli elaman bolluğu gibi nedenler tarımın potansiyelini artırmaktadır. Yine Malthusyen bir sebep olarak dünyadaki tarım nüfusunun artışı tarıma olan ihtiyacı artıracaktır. Bu durumda çağdaş donanıma sahip akılcı politikalarıyla desteklenmiş tarım sektörü, gelişmenin öncüsü olabilecektir. Yine Türkiye’nin değişen dünyanın yaptığı yenilikleri yapması durumunda ticaretin serbestleşmesinin getireceği fırsatlardan yararlanma imkânı bulunmaktadır.

 

2001 krizinden hemen sonra, tarım piyasaları zamanın ekonomiden sorumlu bakanı Kemal Derviş’in önerileri doğrultusunda transformasyona tabi tutuldu. Hızlı bir dönüşüm sürecinde ilginç bir şekilde,Türkiye’nin tütün, içki, şeker gibi ürünlerde net ihracat geliri elde etmesine rağmen, bu ürünlerin ekimi ile ilgili sınırlamalar getirmesi şaşırtıcı olmuştur. Türkiye bu alanlarda tedarik, ekim teknolojisi, işleme teknolojisi ve pazarlama yönünden ileri olmasına rağmen bu avantajını terk etmeye yönelik uygulamalara gitmiştir. Bu dönüşüm sürecinde Türkiye’de tarımın rekabete açılması ve şekerpancarı gibi ürünlerin ekimlerinin azaltılması sırasında, aynı ürünlerde başta ABD ve Brezilya olmak üzere değişik ülkelerde teşvik ve desteklemelerle birlikte yoğun korumacılık devam etmekteydi. Özellikle finansal sıkıntılarla boğuşan Brezilya şekerden elde ettiği biyoyakıtlarla elde ettiği ihracat geliri ile cari fazla meydana getirmede olumlu gelişmeler sağlamaktadır.

 

Tarım ve Hayvancılıkla İlgili Ürünlerde Dış Ticaret Dengesi(1996-2005§)

              

 TİCARETİ YAPILAN ÜRÜN

                    

İHRACAT - İTHALAT

 Canlı hayvanlar ve gıda maddeleri

Fazla

Canlı hayvanlar

Fazla

Hububat ve mamulleri

Açık

Meyve, sebze ve mamulleri

Açık

Tabii bal, şeker ve mamulleri

Fazla

 Hayvan yemleri

Fazla

Diğer Gıda Maddeleri

Açık

İçkiler, tütün ve mamulleri

Fazla

Alkollü ve alkolsüz içkiler

Fazla

Tütün ve mamulleri

Fazla

Hayvansal ve bitkisel yağlar ve mumlar

Fazla

Yağlı tohumlar ve meyveler

Açık

 Tarımsal Ham maddeler

Açık

Deri, kösele ve ham postlar

Açık

Tabii, sentetik ve rejenere kauçuk

Açık

 Tabii mantar ve yuvarlak ağaçlar

Açık

 Odun hamuru ve kağıt döküntüleri

Açık

 Dokumaya elverişli lifler ve döküntüleri

Açık

 Bitkisel ve hayvansal diğer ham maddeler

Açık

 

 

Kaynak.YILDIRAN, M., “Tarım Bir İnkilap Bekliyor!Rekabetçi Türk Tarım Politikasının İktisadi Temelleri” (Yayınlanmamış Çalışma) TÜGİAD, 2006 Ekonomi Ödülleri İkincisi” ,2006, 1-72

 

Türkiye’nin tarım ve hayvancılıkla ilgili alt sektörlerin GB sonrası dış ticaret dengesi incelendiğinde, hububat, meyve, sebze ve özellikle dokumacılıkla ilgili alanlarda dış ticaret dengesi incelendiğinde açık verdiği ve diğer alanlarda fazlalık elde ettiği ortaya çıkmaktadır. İlginç gelişme Türkiye’nin tütün, içki, şeker gibi ürünlerde net ihracat geliri elde etmesine rağmen, bu ürünlerin ekimi ile ilgili 2001 yılından sonra sınırlamalar getirmesidir. Türkiye bu alanlarda tedarik, ekim teknolojisi, işleme teknolojisi ve pazarlama yönünden ileri olmasına rağmen bu avantajını terk etmeye yönelik uygulamalara gitmesi düşündürücüdür. Türkiye’nin şekerpancarı gibi ürünlere bağlı sanayilerinin varlığı değerlendirilmesi durumunda, cari açık sorununun çözümüne de katkı sağlayacaktır.[2]

 

 

 

Sonuç

Türk ekonomisinin dış denge sorunları yaşadığı bu dönemde dünyadaki gelişmeler doğrultusunda tarım sektörünün stratejik önemi hızla artmaktadır. Devlet öncülüğünde tarımın planlı bir şekilde yeniden yapılandırılması Türkiye’nin iktisadi ve finansal sorunlarına çözüm üretme yeteneğini artıracaktır. Bu gelişmeler Türkiye’ye yeni fırsatlar sunmakla birlikte tarımda yapılan hataların düzeltilmesi ve yeni teknolojik gelişmeler uyum sağlanmasını zorunlu kılmaktadır. Türkiye’nin gelecekteki ekonomik üstünlüklerinden olan Tarım sektörü ilgenildiği takdirde, yeni ümitleri de yeşermesini sağlayacaktır.

 

 



[1] Yildiran, Mustafa, Tarım Bir İnkılap Bekliyor! Rekabetçi Türk Tarım Politikasının İktisadi Temelleri (The Agriculture Expects a Revolution the Economic Fundamentals of the Competitiveness Turkish Agriculture Politics) (February 1, 2006). Available at SSRN: https://ssrn.com/abstract=3229467 or http://dx.doi.org/10.2139/ssrn.3229467 

§ Değerlendirme 1996-2005 yılları arasında sektörün ortalama (Fazla/Açık=İhracat-İthalat) formülünün sonucuna göre yapılmıştır. Kaynak.DTM)

[2] Yıldıran,M., “Cari Açığın Çözümü:Tarım sektörü, Şeker ve Petrol”, Dünya Gazetesi, 04/08/2008


9 Nisan 2020 Perşembe

Virüs Baskısındaki Dünya Ekonomisi (Virus and world economy)


Virüs Baskısındaki Dünya Ekonomisi
Prof.Dr.Mustafa YILDIRAN
Dünya, Çin menşeili bir küresel salgınla mücadele etmektedir. Mücadelede ülkeler insanlarının sağlığını korumak kadar, ekonomik sorunlardan kaygı duymaktadır. Ekonomide yılbaşında tahmin edilemeyecek kadar, büyük bir krizin tetikleyicisi olan küresel salgın dünya üzerindeki bütün ülkeleri tehdit etmektedir.
Bilim adamları tarafından Çin’in Wuhan kentindeki yabani hayvan pazarındaki sağlıklı olmayan şartlardan ortaya çıktığı düşünülen virüs nedeniyle küresel sağlık sorununun mağdurdur. Kaynak ülke olan Çin, ekonomik olarak ilk sarsılan ülkedir. Çin ekonomisi hızlı bir çöküş/ani durma(sudden stop) yaşamıştır. Çin ekonomisinde Ocak ve Şubat aylarındaki  sanayi üretimi, yatırımlar ve tüketime dair bütün veriler negatif görünümlüdür. 1980’lerden bu yana ortalama %6-11 arasında  büyüyen Çin ekonomisi, ilk çeyrekte 40 yıl sonra negatif büyüyecek, dünyanın ikinci büyük ekonomisi ve en büyük ihracatçısının tamamen durduğunu gösteren veriler ortaya çıkmaktadır. Yaklaşık üç aylık virüs baskısında tamamen duran ekonomik aktiviteler, yeniden Nisan ayından itibaren düzetilmeye çalışılacaktır.
http://yirmihaber
.com/virus-baskisinda-dunya-ekonomisi
http://yirmihaber.com/virus-baskisinda-dunya-ekonomisi

15 Mart 2020 Pazar

Koronavirus Üzerine komplo teorilerinin tutarsızlıkları the folly of conspiracy theories on Coronavirus

Komplo teorisyenlerinin en yüksek prim yaptıkları dönemler, insanları içerisine korku yerleştirmeyi başardıklarında oluyor. Bugünlerde salgın hastalık olarak kabul edilen Covid 19 üzerinden dünya ekonomisi, siyaseti ve geleceğine korku pompolamaya devem eden komplocuların iddialarını gözden geçirmek gerekir ki, insanların sağlığı üzerinden prim yapılmasın. Komplo teorilerini elden geçirmek için kullanılabilecek en iyi yaklaşım tutarlılık testleridir. 

Komplocuların en iyi yaptığı şey uluslararası haber kanallarını  iyi izlemek ve insanlığın her on yılda bir karşılaştığı ekonomik kriz, savaş, yaygın hastalık ve doğal afetlerin olmadan önce bir kitap, makale veya günümüzde twit göndererek beklemeye geçmek. Çünkü nasıl olsa on yılda bir bölgesel hastalık dünyaya yayılabilmekte, bölgesel savaş ülkeleri savaş için karşılaştırmakta veya zaten doğal olarak her on yılda bir borsa, bankalıcılık, döviz veya borç krizi ortaya çıkmaktadır. Sadece ne kadar yakın atış yaptıkları önemlidir. 

Aslında bilimsel veriler insalık için pandemik veya epidemik hastalık vakalarının insanlık için sıradan olaylar(sonuçları acı da olsa) olduğunu göstermektedir. Örneğin coranavirus gibi bir grip salgınının olacağının tahmini içinTürkçe'ye çevrilmiş olan Dünyamızı Değiştiren On İki Hastalık(İş Bankası K. Yayınları 2019)  kitabında net olarak anlatılmaktadır. Kitabın 230-240. sayfalarında  bu tür bir hastalıklar için ortalama %2 ölümlere neden olabileceği yabani hayvanlarla etkileşimden rahatlıkla pandemiye(salgın hastalıka) dönülebilen bir hastalık olarak ölümcül olacağı aşı geliştirilinceye kadar mortalitenin %2 seviyesinde ölümlere sebep olacağı belirtilmektedir. 
Comparable global health precedents
PandemicYearVirus typeNumber of people infected (approximate)Estimated deaths worldwideCase‑fatality rate
Spanish flu1918‑1919A/H1N1500m50–100m2-3%
Asian flu1956‑1958A/H2N2?1-4mn/a
Hong Kong flu1968‑1969A/H3N2?1-4mn/a
SARS2002‑2003SARS-CoV8,0987749.6%
Swine flu2009‑2010Pandemic H1N1/0910-200m18,500 (lab-confirmed; WHO) to 203,000 (est. Lancet)0.03%
MERS2012 to dateMERS-CoV1,917 lab-identified in 27 countries (WHO)677.036%
Ebola2013‑16Ebola haemorrhagic fever28,61611,31039.50%
Seasonal fluEvery yearmainly A/H3N2, A/H1N1, and B 340m-1bn 250,000-500,000 per yearVariable
Sources: WHO; European Centre for Disease Prevention and Control; The Economist Intelligence Unit.

Daha önceki salgın hastalıkların tablosu incelendiğinde en yaygın ölümlerin mevsimsel salgınlardan kaynakladığı ortaya çıkmaktadır. Bu tabloya bakan herkes üç yılda bir ölümcül hastalık çıkarılacağı komplosunu rahatlıkla ortaya atabilir. Kalabalık şehirlerde, gelişmiş sağlık sistemlerinin insan ömrünü uzatması nedeniyle de çoklu sağlık sorunları olanların yaygın ölümlerle kaşılaşacağı tahmin etmek zor olmasa gerek. 
2017 Time cover virus ill ile ilgili görsel sonucu
Komplocuların virus üzerindeki en önemli iddiaları labaratuarda virus icat edilip Amerika'nın Çin'i alt etmek için kullanacağı iddiası üzerinden devam etmekteydi. Virusun ABD başkanını, Kanada Başbakanı gibi en üst seviyedeki kişilerde görülmesi bu komplonun mantıksızlığını göstermektedir. 2017 yılındaki Time dergisinde virus tehlikesi ayrıntılı olarak incelenmişti. Komplocu olmayan bir 'fıkra yazarı' tarafından.

Ekonomi ile ilgili tespitler incelendiğinde fiyaskonun boyutları daha yüksektir. Örneğin, Çin ekonomisinin çökmesi bütün ülkelerden çok, Batı ekonomilerinin borsalarında ve firma değerlerinde büyük çöküşlere neden oldu.
Dijital paraya geçmek için bahane olacak öngürüsü ise, sürekli tekrarlanan aynı iddianın yeni formudur. Aslında ilk kez ekonomist dergisinin kapağında ortaya çıkan iddia bilgi teknolojilerinin kullanımı ile yaygınlaşmaktadır. Bununla ilgili seneryoları virusa bağlamak yeni akla gelmiş olmalı. Çünkü dijital paraya talep kriz başladıktan sonra hızla azalmakta. Ayrıca dijital paralar zaten, yeni virusler gibi sistem dışı unsurlar olarak ortaya çıktığı için (üst aklın düşünemediği bir şey) insanlığın buna yönelmesi dijital ekonominin gelişmesiyle bağlatılıolması akla daha uygun. 

1988 economist world currency ile ilgili görsel sonucu


Özetle, Komplo teorileri insanların rasyonel davranmak yerine korkuyla hareket etmesine imkan tanıdığı için çok cazip. Fakat insanlığın aklını ve bilimi analiz yöntemi olarak kullanması ruh sağlımızı komplodan koruyacaktır. Olayları böyle de açıklamak kolay, Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın olayları ciddiye alması ve Türk kültürünün temizlik anlayışı Türkiye'yi şimdiye kadar korurken; İtalyan gevşekliği veya İran'ın tarzı karşısında hastalığın seyri değişebilmektedir. Komployu bırakarak, aklımızı kullanırsak daha sağlıklı olacağız gibi görünüyor. 



Prof.Dr.Mustafa YILDIRAN

9 Mart 2020 Pazartesi

İpekyolu’ndan Gelen Virüs ve Finansal Çöküş " the virus and financial collapse "


İpekyolu’ndan Gelen Virüs ve Finansal Çöküş
Çin, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni 2013 yılında ortaya attıktan sonra 2019 yılına kadar işler yolunda gitti. Fakat Çin’de ortaya çıkan bir virüs Çin’de ekonominin kaderini değiştirdiği gibi tüm dünyada ekonomik krizi tetikleyen karabasan gibi girdi, piyasalara. İki aylık sürede 100.000 kişi Dünya Sağlık Örgütü istatistiklerine göre, virüse yakalandı ve ölümlü vaka sayısı 4.000 sınırına dayandı. Çin, Hong Kong, Singapur, İran, G. Kore, İtalya gibi ülkeler yüksek seviyede riskli ülkeler arasında . Aslında konu bir sağlık sorunu olarak çözümü beklenen bir konu olsaydı. Yine de insanlığın kolayca çözebileceği bir sorundu. Fakat bu virüs, dünya ekonomisinin 2008 krizinden bu yana karşılaştığı en büyük finansal çöküşün de ateşini tetikledi.
coronavirus map 2020 ile ilgili görsel sonucu

Finansal krizleri açıklamak için ortaya atılan makalelerde çok fazla öngörülmeyen bir konu olan virüs kaynaklı  kriz patladı. Virüs nedeniyle, Çin ekonomisinin ticari hayattan çekilmesi ve Çin ile ticari ilişkileri olan ekonomilerin bağlantılarını azaltması krize götüren ilk adımdı. ABD ve İtalya gibi ülkelerde de virüse karşı ekonomiyi durdurma noktasına getiren düzenlemeler, petrol talebini de tarihi seviyelerin altına düşürdü. Ayrıca Suudi Arabistan ve Rusya arasındaki petrol arzı görüşmelerinde Suudi tarafından düşük fiyatlı petrole bile teklif verince dünya ekonomisinde otuz yılın en düşün petrol fiyatları ortaya çıktı. 


Petrol talebinin ve fiyatının düşüşü, küresel resesyonun en önemli göstergesi olarak algılandığı için emtia fiyatlarındaki düşüşün finansal piyasalara sıçraması gecikmediği içinde borsalarda tarihi düşüşler meydana geldi. FED tarafından ekonomiyi canlandırıma amacıyla yapılan faiz indirimi ise, krizin onayı gibi anlaşılıp tahvil piyasaların çöküşünü getirdiği gibi, hisse senedi piyasalarında da tarihi düşüşler ortaya çıktı. 


SymbolLast PriceChange% Change
^DJI
Dow Jones Industrial Average
23,851.02-2,013.76-7.79%
^GSPC
S&P 500
2,746.56-225.81-7.60%
^TYX
Treasury Yield 30 Years
0.9370-0.2780-22.88%
 source: yahoo.finance
son 2008 yılında görülen finansal krizin farklı bir türü, hastalık nedeniyle dünya ekonomisini tehdit etmektedir. Dünya ekonomisinde parasal genişleme ile sorunun çözülebilmesi ile çok mümkün görünmemektedir. Çünkü ekonomideki sorun, insanoğlunun çalışmasını ve üretmesini tehdit eden bir hastalık. İnsanlığın elbirliği ile bu virüsten kurtulması, sragflasyona giden ve küresel ekonominin geleceğini tehdit eden sorunları çözebilmesi için de önemli. Yoksa üretimdeki düşüşler, insanlığın kapitalist hayat biçimini tehdit edeceği için meydana getireceği sorunlar ekonomik olmanın ötesine geçebilir. 
Tarih boyunca İpekyolu, ipeğin, baharatın, doğal gazın, dijital bilginin ve emtianın aktığı bir mekânken, Çin’in küresel ekonomiye bağlantısından dolayı, dünyaya hastalık taşıyan bir yol haline dönüşebilir. Türkiye ise, sağlıkta meydana getirdiği savunma sistemi ile “coranovirus”e karşı yaptığı mücadele ekonomideki mücadelesini de kolaylaştıracaktır.


Trump Stagflasyonu