Zenginlerin Vergilendirilmesi Meselesi
Küresel salgından bu yana dünya
ekonomisinde gelir eşitsizliği artıyor. Özellikle yüksek enflasyon nedeniyle
sabit gelirliler ve günlük kazanç elde eden gelir grupları sürekli irtifa
kaybediyor. Dünyada bu konuyu inatla takip eden Thomas Pikkety ve Gabrial Zucman isimli iki Fransız iktisatçı
bulunuyor. Özelikle dünyada gelir eşitsizliği ve ulusal ekonomilerde gelir eşitsizliğinin
yol açtığı vergi sorunları üzerine de dikkat çekici çalışmalar yapmaktadır. Özellikle
de iki iktisatçının uyarıları ile ultra zenginlerin nasıl kendi ekonomilerinin
kaynaklarını vergi cennetlerine aktardığı, çok uluslu şirketlerin nasıl milli
ekonomilerin kaynaklarını vergisiz elde ettiklerini ve doğrudan ödenmesi gereken
kurumlar vergisinin düşüklüğünün sonuçlarına yönelik çalışmaları konuya karşı
ilgiyi de artırdı. Dünyada gelir eşitsizliğinin ulaştığı boyutları anlamak için
önemli kaynaklardan birisi de alternatif küreselleşme örgütü diyebileceğimiz
OXFAM’ın çalışmalarıdır. OXFAM’ın hazırladığı son raporda ortaya koyduğu
tabloda dünya nüfusunun %1’inin ‘95’inden daha fazla gelire sahip olduğu ortaya
koymuştur. 2024 yılında dünyadaki zenginlerin geliri bir son yılda 2 trilyon
dolar artarak yaklaşık %72 trilyon dolarlık servete ulaştı. Dünyadaki zenginlerinin
refahındaki hızlı artıştan devletlerin elde ettiği kazancı gösteren vergi gelirler
ise bu şekilde artmıyor. Çünkü refahı elinde tutan zenginlerin ve çok uluslu
şirketlerin vergiye karşı dirençleri çok yüksek. Zucman ve diğer iktisatçıların
katkıları ile hazırlanan 2024 Küresel Vergi Kayıpları Raporunda ülkelerdeki
servetlerin yaklaşık %10’u bu şirketler tarafından ülke dışına
çıkarılmaktadır. Kurumsal vergisinin yüksek tahsili için OECD
ve G20 ülkelerinden 137’sinin kabulü ile asgari kurumlar vergisi uygulaması
kabul edildi. Böylece çok uluslu şirketlerin vergilendirilmesinde bir çıkış
yolu bulunmuştur. Uygulamada halen tam başarılı olmasa da ilk adım olarak
değerlendirmek mümkündür. Zenginlerin vergilendirilmesinde ise daha fazla
zorluk bulunmaktadır. Özelikle İsviçre, Lüksemburg ve diğer vergi cennetleri bu
zenginliklerin vergilendirilmesinde en büyük engellerdir. Çünkü bu ülkelerin
banak kanunlarında mevduat ve fonlar hakkında gizliliğin korunması ile ilgili
düzenlemeler nedeniyle servetlerin tespiti tam olarak mümkün değildir. Yine zenginlerin
vergilendirilmesi ile ilgili düzenlemeler tüm ülkelerde uygulanmadığı için
servet yer değişmektedir. Zucman ve diğer iktisatçıların katkıları ile
hazırlanan 2024 Küresel Vergi Kayıpları Raporunda 2023 yılı gelirlerin sadece
%2 servet vergisi uygulandığında 214 milyar dolar bir vergi geliri ortaya
çıkıyor. Bu gelir dünyadaki fakirliği tamamen ortadan kaldıracak boyutlarda
büyük ekonomik değere sahiptir.
Türkiye açısından durum değerlendirildiğinde
gelir eşitsizliğini ve vergi gelirlerini
etkileyebilecek değişken, ekonominin beşte biri büyüklüğünde bir kayıt dışılık sorunu
olduğu değişik hesaplamalarda tahmin edilmektedir. Kayıt dışı ekonomide merdiven altı üretim ve
satışlar, akaryakıt, sigara ve alkol kaçakçılığı, illegal bahis ve kumar gibi
faaliyetlerden ortaya çıkan enformel ekonomi ve kayıt dışı yapılan ticari
işlemlerden beslendiği iddia edilmektedir. Dolayısıyla bu ekonomik
faaliyetlerden illegal olmayan bölümü kayıt içine alınabilecek kısmı bile maliye
açısından önemli bir gelir ve ülkedeki ekonomik eşitliği sağlayabilecektir.
Ayrıca belirli bir miktarın üzerindeki mali servet zenginlerine konjonktürel
olarak uygulanabilecek ‘minimum servet vergisi’ de bütçedeki gelirler
açısından düşünülebilecek bir çözüm alternatifleri arasındadır. Türkiye’nin
asgari kurumlar vergisi ve gelir vergisi uygulamalarını da başlattığını unutmamak
gerek.
Dünyada eşitsizliğin önlenmesinde
büyük engellerden birisi ABD’nin yeni yönetim anlayışıdır. Özellikle ABD
başkanı Trump’ın ultra zenginlerle oluşturduğu yakın ilişkiye dayalı yöntem
anlayışı küresel refah adetsizliğini körükleyeceği düşünülmektedir. Fransız
iktisatçı Gabrial Zucman, ABD’nin Meksika, Kanada, AB ülkeleri ve Çin’e karşı
uygulayacağı gümrük vergilerine karşı bu ülkelerin ABD’li zenginlerin sahip
olduğu çok uluslu şirketlere uygulayacakları vergilerle ABD ile mücadelenin
daha mantıklı olacağını iddia etmektedir. Gelecek yıllarda küresel
adaletsizlikle yapılacak mücadele, ultra zenginlere karşı olacağından milli
devletler açısında yeni bir iktisadi savaş cephesinin de açıldığını
göstermektedir. Artık insanımızın vergi adaletinin sağlanmasında zenginlere
hayranlıkla takip yerine, gelirin hakkaniyetli paylaşımını savunması milli bir
meseledir.
Ramazan ayının tüm Müslümanlara
hayırlı olmasını dilerim!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder