4 Mart 2025 Salı

Zenginlerin Vergilendirilmesi Meselesi

 

Zenginlerin Vergilendirilmesi Meselesi

Küresel salgından bu yana dünya ekonomisinde gelir eşitsizliği artıyor. Özellikle yüksek enflasyon nedeniyle sabit gelirliler ve günlük kazanç elde eden gelir grupları sürekli irtifa kaybediyor. Dünyada bu konuyu inatla takip eden Thomas Pikkety ve  Gabrial Zucman isimli iki Fransız iktisatçı bulunuyor. Özelikle dünyada gelir eşitsizliği ve ulusal ekonomilerde gelir eşitsizliğinin yol açtığı vergi sorunları üzerine de dikkat çekici çalışmalar yapmaktadır. Özellikle de iki iktisatçının uyarıları ile ultra zenginlerin nasıl kendi ekonomilerinin kaynaklarını vergi cennetlerine aktardığı, çok uluslu şirketlerin nasıl milli ekonomilerin kaynaklarını vergisiz elde ettiklerini ve doğrudan ödenmesi gereken kurumlar vergisinin düşüklüğünün sonuçlarına yönelik çalışmaları konuya karşı ilgiyi de artırdı. Dünyada gelir eşitsizliğinin ulaştığı boyutları anlamak için önemli kaynaklardan birisi de alternatif küreselleşme örgütü diyebileceğimiz OXFAM’ın çalışmalarıdır. OXFAM’ın hazırladığı son raporda ortaya koyduğu tabloda dünya nüfusunun %1’inin ‘95’inden daha fazla gelire sahip olduğu ortaya koymuştur. 2024 yılında dünyadaki zenginlerin geliri bir son yılda 2 trilyon dolar artarak yaklaşık %72 trilyon dolarlık servete ulaştı. Dünyadaki zenginlerinin refahındaki hızlı artıştan devletlerin elde ettiği kazancı gösteren vergi gelirler ise bu şekilde artmıyor. Çünkü refahı elinde tutan zenginlerin ve çok uluslu şirketlerin vergiye karşı dirençleri çok yüksek. Zucman ve diğer iktisatçıların katkıları ile hazırlanan 2024 Küresel Vergi Kayıpları Raporunda ülkelerdeki servetlerin yaklaşık %10’u bu şirketler tarafından ülke dışına çıkarılmaktadır.   Kurumsal vergisinin yüksek tahsili için OECD ve G20 ülkelerinden 137’sinin kabulü ile asgari kurumlar vergisi uygulaması kabul edildi. Böylece çok uluslu şirketlerin vergilendirilmesinde bir çıkış yolu bulunmuştur. Uygulamada halen tam başarılı olmasa da ilk adım olarak değerlendirmek mümkündür. Zenginlerin vergilendirilmesinde ise daha fazla zorluk bulunmaktadır. Özelikle İsviçre, Lüksemburg ve diğer vergi cennetleri bu zenginliklerin vergilendirilmesinde en büyük engellerdir. Çünkü bu ülkelerin banak kanunlarında mevduat ve fonlar hakkında gizliliğin korunması ile ilgili düzenlemeler nedeniyle servetlerin tespiti tam olarak mümkün değildir. Yine zenginlerin vergilendirilmesi ile ilgili düzenlemeler tüm ülkelerde uygulanmadığı için servet yer değişmektedir. Zucman ve diğer iktisatçıların katkıları ile hazırlanan 2024 Küresel Vergi Kayıpları Raporunda 2023 yılı gelirlerin sadece %2 servet vergisi uygulandığında 214 milyar dolar bir vergi geliri ortaya çıkıyor. Bu gelir dünyadaki fakirliği tamamen ortadan kaldıracak boyutlarda büyük ekonomik değere sahiptir.

Türkiye açısından durum değerlendirildiğinde gelir eşitsizliğini  ve vergi gelirlerini etkileyebilecek değişken, ekonominin beşte biri büyüklüğünde bir kayıt dışılık sorunu olduğu değişik hesaplamalarda tahmin edilmektedir.  Kayıt dışı ekonomide merdiven altı üretim ve satışlar, akaryakıt, sigara ve alkol kaçakçılığı, illegal bahis ve kumar gibi faaliyetlerden ortaya çıkan enformel ekonomi ve kayıt dışı yapılan ticari işlemlerden beslendiği iddia edilmektedir. Dolayısıyla bu ekonomik faaliyetlerden illegal olmayan bölümü kayıt içine alınabilecek kısmı bile maliye açısından önemli bir gelir ve ülkedeki ekonomik eşitliği sağlayabilecektir. Ayrıca belirli bir miktarın üzerindeki mali servet zenginlerine konjonktürel olarak uygulanabilecek ‘minimum servet vergisi’ de bütçedeki gelirler açısından düşünülebilecek bir çözüm alternatifleri arasındadır. Türkiye’nin asgari kurumlar vergisi ve gelir vergisi uygulamalarını da başlattığını unutmamak gerek.

Dünyada eşitsizliğin önlenmesinde büyük engellerden birisi ABD’nin yeni yönetim anlayışıdır. Özellikle ABD başkanı Trump’ın ultra zenginlerle oluşturduğu yakın ilişkiye dayalı yöntem anlayışı küresel refah adetsizliğini körükleyeceği düşünülmektedir. Fransız iktisatçı Gabrial Zucman, ABD’nin Meksika, Kanada, AB ülkeleri ve Çin’e karşı uygulayacağı gümrük vergilerine karşı bu ülkelerin ABD’li zenginlerin sahip olduğu çok uluslu şirketlere uygulayacakları vergilerle ABD ile mücadelenin daha mantıklı olacağını iddia etmektedir. Gelecek yıllarda küresel adaletsizlikle yapılacak mücadele, ultra zenginlere karşı olacağından milli devletler açısında yeni bir iktisadi savaş cephesinin de açıldığını göstermektedir. Artık insanımızın vergi adaletinin sağlanmasında zenginlere hayranlıkla takip yerine, gelirin hakkaniyetli paylaşımını savunması milli bir meseledir.

Ramazan ayının tüm Müslümanlara hayırlı olmasını dilerim!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Trump Stagflasyonu