29 Ocak 2025 Çarşamba

İyileşmenin Sınırları: Kredi Notları Ne Söylüyor?

Kredi Notları Ne Söylüyor?

Ekonomideki muhtemel olayların tahmini geleceğin belirsizliği nedeniyle zordur. Bu zorluk, firmaları ve bireylerin gelecek kaygını artırır. Devletler açısından da dalgalı piyasalarda yolunu bulabilmek için bir çıpa ihtiyacı vardır. İşte bu belirsizliklerin tahmini için ekonomistler sürekli olarak kafa yormaktadır. Dünyada mali piyasalarda belirsizliğin ölçümünde profesyonel şirketler vardır. Kredi derecelendirme şirketleri, devletlere ve firmalara yol gösterici olarak değerlendirme notları vermek suretiyle belirsizliklerin azalmasında ve yatırımcılara yol göstermek için değerlendirme notları vermektedir. Bu notlar, devlet, firma veya banka gibi kurumların karneleri olarak da düşünülebilir. Kredi derecelendirme şirketlerinin 2008 küresel finans krizinde yaptığı hatalar nedeniyle çok eleştirilse de özellikle borçlanmak isteyen devletlerin ve firmaların değerlendirilmesinde halen en temel göstergelerden birisidir. Dünyada kredi notlarını verme konusunda Standart and Poors(S&P), Ficht ve Moody’s öne çıkan kuruluşlardır. Dolayısıyla uluslararası piyasalarda dikkate alınan notlar ve değerlendirmeler için bunları dikkate almak gerekir. Türkiye’ye karşı kullanılan keyfi  verilerden kaynaklanan düşük notlar verilse de, gelişmeleri takip etmek için bize de ipucu verebilir.  Değerlendirme notları için genelde üç kategori bulunmaktadır. A notu, yatırım yapılabilir, riski düşük ülke veya firma anlamındadır. En yüksek kredi notu olan ‘A’ kategorisinde ABD, Almanya, Fransa, Belçika gibi ülkeler bulunmaktadır. Türkiye 1994 yılında kredi notu değerlendirmesi başlamıştır. Not değerlendirmeleri başlamasından bu yana hiçbir derecelendirme şirketi Türkiye’ye A notu vermedi. ‘B’ notu ise, yatırım yapılabilir ve kurumsal sorunları olan risk içeren ülke veya firmayı temsil eder. Bu notların bulunduğu kategorilerde ayrıca pozitif veya negatif görünümler için alt kırılımları için değerlendirmelerde yapılabilmektedir. ‘C’ notu ise, borçlarını ödeme zorluğu içinde olan ülke veya firmalar için kullanılmaktadır. ‘C’ notu, ülkelerin borç bulabilmesi ve yatırım alabilmesinin zor olduğu ve ek teminat veya garantörlerin istendiği durumları göstermektedir.



Türkiye’de Mehmet Şimşek’in Maliye bakanı olmasıyla birlikte başlayan rasyonel politikalar nedeniyle devletin kredi notları görünümlerinin ne olacağı da merak konusuydu. Politikanın ilanı ve devam eden süreçteki gelişmeleri değerlendirme notları ile Türkiye’deki ekonomik görünüm üzerine konuşabilmek mümkün. 2023 yılından bu yana tüm kredi kuruluşları Türkiye’nin ‘B’ kategorisindeki kredi görünüm notunu negatif pozitife çevirmiş ve ortalama iki basamak yükseltmiştir. Bu yükselişle Türkiye’de aynı zamanda kredi temerrüt swap notu olan (CDS) ve Türkiye’nin borçlanmadaki risklerini ifade eden notu da yaklaşık beş yüz risk puanı azalarak 250 bandına gerilemiştir. Böylece Türkiye’de kamu maliyesinin ve hazinenin mali gücü de yükselmiştir. Fakat Moody’s en son kredi derecelendirme notunu aynı seviyede bırakmıştır. Bu durum Türkiye’deki finansal iyileşmenin sınırlarına ulaştığını gösterip göstermeyeceği bu yıl içerisindeki not görünümleri üzerinden anlaşılacaktır. Fakat bu işaret Türkiye’nin mali disiplin ve mali politikaların istikrarını gösterecektir. Özellikle maliyede kamu harcamalarının kontrolu ve şeffaflığı not görünümlerinin iyileşmesine önemli katkı sağlayabilir.

 

23 Ocak 2025 Perşembe

2025 Yılında Yatırımların Yönü Nereye?

 

Yatırımların Yönü Nereye?

2024 yılında yatırım araçlarının enflasyondan arındırılmış getirilerine baktığımızda, Borsa İstanbul, ABD doları, Devlet Borçlanma Araçları Getirileri ve Avro yatırımcılarına kaybettirmiş durumda. Reel olarak banka mevduatı ve altın ise yatırımcısı kazandıran iki yatırım aracı. Yüksek enflasyon dönemlerinde borsa, tahvil veya emtia gibi varlıklara finansal yatırım kararları yönlendirmek daha zor. Çünkü finansal yatırımların getirisi kısa dönemli olduğu için enflasyondan arındırılması ve değerlemesi zorlaşmaktadır. Altın ve mevduatla ilgili getirilerin reel olarak artmasında bu varlıkların özel yapılarından kaynaklanır. Altın hem Türkiye’de hem de uluslararası piyasalarda finansal olarak korunma sağlaması ile savaşlar, iç karışıklıklar nedeniyle artan jeopolitik risklere karşı alternatif olma özelliği vardır. Mevduat faizi ise ülkelerin para politikasının sonucunda karlı veya zararlı bir yatırım aracı olabilmektedir. 

TÜİK verisi 


Türkiye’de 2023 öncesinde gevşek para politikası uygulandığı dönemlerde bankaların verdiği mevduat faizleri getirisi enflasyonun altında getiri verdiği için yatırımcısına zarar ettirmiştir. 2024 yılında ise sıkı para politikası ile mevduat faizlerinin getirisi enflasyonun üzerinde gerçekleştiği için yatırımcısı memnun etmiştir. Yatırımcılar açısından fırsat doğuran ani gelişmeler kamu otoritesinin düzenlemeleri ile de oluşabilmektedir. Bu konudaki en önemli finansal fırsat, kur korumalı mevduat (KKM) şeklindeki finansal enstrümandır.  Geçtiğimiz iki yıl içerisinde merkez bankası ve bütçe kaynakları ile yatırımcılara sağlanan avantajlı düzenleme yatırımcılara bir cazibe alanı sağlamıştır. Bu yöntem, kamu maliyesi açısından taşıdığı riskler nedeniyle, Merkez bankasının politikalarında yeri olmadığı için 2025 yılında cazibesini yitirecektir.

Yatırımcılar açısından fırsat sağlayacak yatırım alanları arasında ne olacağı yılın en önemli sorusu. Bu soruyu kolay cevap vermek mümkün değil. Fakat merkez bankası politikaları sıkı para anlayışında devam edeceği için 2025 yılında da istikrarlı yatırım aracı olarak mevduat öne çıkacaktır. Dünyadaki politik risklerin yüksek olacağı ve gerilimler, ambargolar nedeniyle altın yine güvenlik odaklı yatırımların vazgeçilemez enstrümanı olmaya devam edecektir. Diğer bir yatırım aracı olarak borsada beklenen yükselişin gerçekleme halinde ise yabancı sermayenin Borsa İstanbul’a girişi ile mümkün olacaktır. Türkiye’de borsa endeksi ve şirketlerin temel rasyoları incelendiğinde, BİST 100 hisselerinin tamamı fırsat içeren veriler sunmaktadır. Fakat bir fırsatın gerçekleşmesi enflasyondaki istikrar ve yabancı sermaye ilgisi ile uyumlu olacaktır. Alternatif yatırım fırsatlarının ise Bitcoin, Ethereum ve Ripple gibi kripto varlıklardan geleceği tahmin edilebilir. Özellikle ABD başkanı Trump ve işbirlikçisi E.Musk’ın bu yatırım araçlarına olan yumuşak sözleri alternatif yatırım aracı olarak kripto varlıkları gündemde tutacaktır. Döviz ise yakın zamanlarda yatırım alternatifi olmaktan uzak görünüyor. Özellikle yılın ilk yarısında dövizin merkez bankası politikalarının etkisi nedeniyle ani artışlar mümkün görünmüyor. Yılın ikinci yarısında dövize olan yatırımlarda yeniden ilgi artışı mümkündür. Bir yatırım tavsiyesi olmamakla birlikte riskten sakından yatırımcı için 1.000.000 TL’den oluşan portföyü %50’si altın ve mevduat şeklinde, %20’si döviz ve %20’si de borsada değerlendirilebilir. Kalan %10 için kripto paralardan oluşan bir alternatif mümkündür. Aslında riskten sakınan yatırımcıya daha cazip ve uzmanlar tarafından değerlendirilen TEFAS fonlarına yatırım yapması da tercih edilebilir.

Trump Stagflasyonu