27 Nisan 2024 Cumartesi

Finansman temini ve firmaların zor dönemi

 

Finansman temini ve firmaların zor dönemi

Yüksek faiz nedeniyle borçlanma maliyetleri artmaya başlayınca, bütün firmalarda finansman temini zorluklara aşmaya odaklanacaktır. Firmalar, yüksek enflasyon dönemlerinde kamu tarafından politika faizi ile bankacılığa sağlanan likidite desteği ile sağlanan kolaylıklardan yararlanarak kredi kullanımlarını artırmıştır. Yani firmaların borçlarının varlıklarına oranı, yüksek enflasyonun getirdiği ekonomik ortamda korkusuzca yükselmiştir. Fakat 2023 yılının ikinci yarısından itibaren sıkı para politikası ve yükselen faizler nedeniyle firmalar, yüksek borçluluk oranı ile ekonomik faaliyetlerin yavaşladığı ekonomik ortama uymak için çaba harcayacaklar.  Merkez Bankası’nın sektör bilançolarına göre yaklaşık 600 ile 900 bin firmadan alınan bilgilere göre, 2015 yılında borçların varlıklara oranı %65,2 seviyesindeyken, 2022 yılının sonunda 69,9’a yükselmiştir. Firmalarda kısa vadeli borçların varlıklara oranı da aynı dönemde %44’ten %50’ye yükselmiştir. Diğer bir ifade edilen borçların büyük bölümü bir yılın altındaki borçlardan oluşmaktadır. Firmaların çalışma ritmini gösteren çalışma devir hızı da 2,3’den 3,3’e yükselmiştir. Bu dönemde üretici fiyatları ile enflasyon yıllık %98, politika faizi %10 seviyesinde ve bir ile üç yıl arası kredilerin ortalama faiz oranı %24’tü. Yani firmalar, finans cennetinde yaşamaktaydı. Ya da kredi bolluğu içinde enflasyonist büyümenin verdiği hızla borçlarını artırarak, tempolu bir çalışma dönemine girmişti. Fakat 2024 yılında her şey farklı politika faizi %45 seviyesine yükseltildi ve kredi faizlerinin ortalama maliyeti %50-65 aralığına çıktı. Artık firmaların kısa vadeli borç alıp tempolu çalışma imkanları kısıtlı veya yok. Böyle dönemlerde firmalar;

·         Firmaların borç çevirme sorunları ortaya çıkacaktır,

·         Satışlarının büyüme hızı düşebilir,

·         Finansman maliyetleri artacaktır,

·         Stok tutma maliyeti yükseleceği sorunlarla uğraşacaktır.

Asıl mesele firmalar böyle dönemleri nasıl atlatacağıdır. Firmaların sektörlere göre farklılık göstermesine rağmen temel de yapacakları strateji ve taktikler bulunmaktadır. Aşağıdaki örnekler değerlendirilebilir:

·         Mutlaka finansal yönetim birimlerini kurmaları ve finansal risklerini ölçmeleri önerilir. Genelde Türk firmaları finansal yönetimi formalite olarak düşünmekte, muhasebe işlemlerinin yapılmasını yeterli görmektedir. Fakat finans ayrı bir iştir.

·         Firmaların leasing (finansal kiralama), risk sermaye ortaklıklarından yararlanma, özsermaye yatırım fonundan veya alacaklarını nakde dönüştürmek için faktöring işlemlerinden yararlanabilirler.

·         Firmalar arasında birleşme ve devralma işlemleri ile ortaklıklar kurarak finansal riskleri paylaşabilirler.

·         Ekonomik büyüme ve enflasyon hızındaki düşüşten dolayı düşük stok seviyeleri ile çalışmak gerekir.

·         Gayrimenkullerin değerlerinin yükseldiği bu dönemde, yüksek maliyetli kredi kullanmaktansa gayrimenkulleri nakde dönüştürerek borçlanma maliyetlerinden kaçınılabilir.

Aslında her firmanın kendine has çözümleri olacaktır. Fakat en önemli olay, sorunun farkına varılması ve çözüm için çaba gösterilmesidir.

 

 

 

14 Nisan 2024 Pazar

İsrail Karşısında İran’ın Ekonomik Gücü

 İsrail Karşısında İran’ın Ekonomik Gücü

13 Nisan 2024 tarihinde gece saat 10’dan sonra İran, İsrail’e yüzden fazla dron ve füze ile saldırdı. 14 Nisan sabaha karşı İsrail ve ABD, bu füzelerin neredeyse tamamının düşürüldüğünü açıkladı. İran’da ise birkaç rejim yanlısı, İsrail’e yapılan saldırı ile misillemenin getirdiği mutluluğu(!) kutladı. Konunun uzmanları tarafından yapılan genel değerlendirmelerde, bu saldırının İran’ın kendi rejim taraftarlarını ve halkını İsrail’e karşı bir şeyler yapılıyormuş görüntüsü vermek için gerçekleştirdiği operasyon olarak görülmektedir.

İran’ın ekonomik gücü ile İsrail karşılaştırıldığında misilleme yapabilme gücünün bir unsuru da değerlendirilebilir.

Ekonomik Büyüklükler

88,6 milyon kişi nüfusa sahip olan İran ile 9,6 milyon kişi nüfuslu İsrail karşılaştırıldığında ekonomik güç bakımından İsrail’in daha büyük ekonomik güce sahiptir. 2018 yılından beri uygulanan ambargolar ve ekonomik baskılar İran ekonomisini küçültürken İsrail’in ekonomik gücü nispi olarak artmıştır. 2022 yılında İsrail ekonomisi 525 milyar dolar büyüklüğe ulaşırken, İran 413 milyar dolar büyüklüğünü ancak yakalayabilmiştir. İran’ın kaybettiği ekonomik güç İsrail’in bölgedeki etkinliğini artırdığını göstermektedir.

 



İran’ın İsrail karşısındaki en büyük ekonomik gücü petrole dayanan ihracat kaynaklıdır. 2022 yılındaki İran’ın ihracatı 111 milyar dolardır. İsrail ise sadece 32 milyar dolar ihracat yapabilmektedir. Haziran 2023 yılında yayınlanan (https://www.degruyter.com/document/doi/10.1515/ev-2023-0014/html?lang=en) çalışmada İran ekonomisini yapılan ambargolar nedeniyle ekonomik büyüme oranı%4-5 aralığında gerçekleşmesi beklenirken, ancak 1989-2019 arasında %3 seviyesinde gerçekleştirilebilirdi. Uygulanan ambargoların bir sonucu da İran’da kayıt dışı ekonomi büyürken kayıtlı ekonomik faaliyetlerin büyümesi de engellenmiştir.

Askeri ekonomik güç

İsrail ile İran arasındaki en büyük ekonomik paradoks, askeri ekonomik güç konusundadır. İsrail 2012 yılından beri İran’dan daha fazla askeri harcama yapmaktadır. 2022 yılında İsrail yaklaşık 24 milyar dolar askeri harcama yaparken, İran sadece 7 milyar dolar seviyesinde askeri harcama yapabilmiştir. İsrail İran’dan yaklaşık dört kata yakın bir askeri harcama yapabilme imkanına sahiptir. 2012 yılında ambargolardan sonra İran’ın askeri harcamaları sürekli azalırken, İsrail askeri harcamalarını artırabilmiştir. 2012 ile 2022 yılları arasında toplamda İsrail 226 milyar dolar askeri harcama yaparken, İran’ın toplam harcamaları ise ancak 121 milyar dolar askeri harcaması vardır. Yani İsrail ile İran’ın askeri harcamaları arasında 100 milyar dolardan fark oluşmuştur.

 






 

Askeri güç sayısı bakımında yapılan karşılaştırmada ise 2020 verilerine göre İran’ın 650 bin askere karşılık, İsrail’in 178 bin asker mevcuttur. Burada İsrail’in üstünlüğü görünse da İran’ın askeri harcamalarının personel giderleri ağırlıklı olduğu, buna karşılık ise İsrail’in ise harcamalarının personel harcamalarından daha fazla teknoloji ve teçhizata yönelik olacağını iddia etmek mümkündür.

Sonuç

Ortadoğu’daki iki büyük askeri ve siyasi gücün ekonomik güç karşılaştırılması yapıldığında İsrail’in ekonomik güç olarak 2012 yılından bu yana arayı açtığı görülmektedir. İsrail ekonomisi gelişmeye devam ederken, İran ekonomisi ambargoları ile küçültülmüştür. Sonuçta, dünyanın en büyük petrol ekonomilerinden birisi olan İran ekonomik güç olarak son on yılda sürekli olarak gerilemektedir. Fakat İran’ın ambargolar nedeniyle kayıtlı ekonomik gücü azalırken, kayıt dışı ekonomik aktiviteleri gelişmektedir. Bu nedenle, İran’ın İsrail karşısında ekonomik üstünlüğü, Dubai üzerinden yürüttüğü illegal ekonomik faaliyetlerden ve petrol ihracatından kaynakladığı tespiti yapılabilir. İsrail ekonomide üstünlüğünü askeri harcamalara yatırarak değerlendirdiğini de düşünmek mümkündür.

1 Nisan 2024 Pazartesi

2024 Yerel seçimlerinin ekonomi politiği

 

Türkiye’de çalışmış siyaset bilimcisi Bernand Lewis, Demokrasinin Türkiye Serüveni başlıklı kitabında Türk demokrasisi için; “bütün güçlüklere rağmen Türk demokrasisinin başarıları, benzer arka plandan gelen, benzer geleneklere ve deneyime sahip diğer ülkelerle karşılaştırıldığında şaşırtıcı olmuştur. Bunlar, siyasi ve ekonomik değişimi önceleyen, eşlik eden ve izleyen, toplumsal, kültürel ve entelektüel hayatta derin ve kapsamlı değişimlerle mümkün olmuştur. Yüzyıldan fazla bir süre modern Türkiye’nin dönüşümünü izlemiş olan birisine, bu değişim sürecinin, geciktirilebilir veya duraksatılabilirse de artık geri döndürülemeyeceği kesin görünür.” Kısaca Türkiye’de demokrasi yerleşmiş ve geri dönülemez biçimde topluma şekil vermektedir. 2024 yerel seçimleri sonuçları da bu yorumu pekiştirmektedir. Türkiye’de yerel seçimlerde anket firmaları da dahil kimsenin tahmin edemediği şekilde sonuçlandı.

 


Malum seçim haritaları incelendiğinde değişimin boyutları rahatlıkla anlaşılmaktadır. 2019 yerel seçim sonuçlarına göre muhalefet partileri %18 farkla önde tamamladı. Türkiye’de bu benzerde değişimi 1989 ve 1994 seçimlerinde yaşanmıştı. Yaklaşık 10 ay önce yapılan seçimlere göre çok farklı çıkan seçim sonuçlarının nedenlerinin analizi daha fazla yapılacaktır. Ekonomik politik açısından seçimin sonuçları aşağıdaki gibi değerlendirilebilir:

1)      Türkiye ekonomisi 2018 yılından bu yana yaşanan yüksek enflasyon ve ekonomi politikalarının istenen amaçlara ulaşmadaki başarısızlıklar nedeniyle, gelir dengesizliğinin artmasına neden oldu.. Keza TÜİK verilerine göre GİNİ katsayısı kötüleşti. Orta ve alt gelir grupları refah seviyesi düşerken, en üst gelir grubunun refahı yükseldi. Sonuçta gelir dengesizliği arttı. 

2)      İkinci önemli sorun, ekonomik yapıda emeklilerin sayısının artması ve sosyal yardımların sürekli genişletilmesi maliye politikasının etkinliğini azalttı. Önceki seçimlerde esnek maliye politikalarının maliyeti arttığı için yerel seçimlere sıkı maliye politikası ile girildi. Dolayısıyla yaşam maliyetlerinin yükselmesi, düşük gelir gruplarının iktidara olan tepkisini artrımıştır. 

3)      Yönetimde rutinleşme ve aynılaşma sorunu da yerel seçimlerin sonuçlarını etkilemektedir. Özellikle yerel halk kendi sorunlarını doğrudan kendi temsilcilerine iletebildiği ve yerinden çözümlerin sağlanabildiği ortamlarda kendisini siyasette temsil edildiğini hissetmektedir. Ekonomik sorunlarının arttığı dönemde, sorunlarının iletilemediği endişesi siyasi tepkileri de beraberinde getirmektedir.

Sonuç olarak, 2023 yılındaki genel seçimleri ulusal güvenlik ve genişletilmiş mali politikalarla desteklenen eğilimlerin belirlediğini; 2024 yerel seçimlerini ise, milletin ekonomik sorunlarının derinleşmesi ile artan tepkinin değişim talebini de körüklediği şeklinde yorumlamak mümkündür.

Seçimlerde başarı kazanan adayların memleketimiz için hayırlı işler yapmalarını ve seçimsiz geçecek yıllarda ekonomik ve diğer sorunların çözümleneceği bir dönem olmasını temenni ederim. Türk demokrasisi Bernard Lewis'in tespti ettiği gibi, sürekli olarak gelişmekte ve milletimize ümit vermeye devam etmektedir.

2024 yerel seçimler milletimize hayırlı olsun!

 

Trump Stagflasyonu