24 Mart 2022 Perşembe

KOVİD VE SAVAŞ SONRASINDA FİNANSAL RİSKLER

 


Ekonomide istikrar dönenleri sanıldığından daha azdır. Genelde ekonomik ve finansal varlıkların değeri sürekli değişir. Firma sahiplerinin ve yöneticilerinin yönetim yetenekleri sahip oldukları varlıkların değerini korumak ve artırmaktır. Eğer sahip oldukları varlıklar değeri korumazsa firmanın zarar etmesi ve iflasa sürüklenmesi mümkündür.

Risk kavramı kökenleri itibariyle hem tehlike, belirsizlik ve zararlar karşılaşma durumu gibi olumsuzlukları ifade ederken, hem de fırsat ve kazanç beklentisi gibi olumlu çağrışımları yapmaktadır. Risk kavramının sözlük anlamı, “zarara uğrama tehlikesi, riziko” şeklindedir.  Buna rağmen hem olumlu hem de olumsuz bütün faktörleri ifade etmektedir. Risk Latince özellikle denizcilerin aniden sığ kayalıklarla karşılaşma ihtimalidir. Diğer bir ifade ile tesadüfen fakat beklenmeyen durumları ifade etmektedir. Arapçada ise, daha çok Allah tarafından verilen nimetleri ifade eden “rızık” kavramından gelmektedir. Risk, kavramı Arapça kökeninden türetilerek yunan ve diğer batı dillerine geçmiştir. İngilizce de, tehdit altında bulunmak “at risk” ve tehlikeyi göze almak “run the risk” gibi genelde olumsuz anlamda kullanılan bir kavramdır. 

Özetle, risk finansal kararların sonuçlarında zarara uğrama ihtimalidir. Risklerin yükseldiği zamanlar ise kriz dönemleridir. Dünyada 2000 yılından bu yana siyasal, ekonomik ve doğal nedenlerden ortaya çıkan krizlerden bazıları aşağıdaki gibidir:

Ø  Dot-com krizi,

Ø  Sars krizi,

Ø  Rusya Finansal Krizi,

Ø  Arjantin Finansal Krizi

Ø  Türkiye Finansal Krizi

Ø  2008 Küresel Finans(konut ve bankacılık) krizi

Ø  Avrupa borç krizi

Ø  2011 Suriye Krizi

Ø  Venezüella Ekonomik Krizi

Ø  Rusya Kırım İşgali

Ø  Kovid-19 Küresel Salgını

Ø  Ukrayna İşgali vs.

Aslında bu liste dünya ekonomisinde istikrarın istisna, krizin ise kural olduğunu göstermektedir. Bu durumda firmaların sürekli kriz ortamında firma değerlerini koruyarak varlıklarını sürdürmeleri en temel amaçları olacaktır.

Firmalar hangi tür risklerle karşı karşıyadır?

Firmalar, ekonomik aktör olarak makro ekonomik bir çevre içerisinde hareket ederler. Bu nedenle ekonomik çevrede meydana gelen değişimler firmalar açısından şoklara neden olabilir. Yine firmalar, ekonomik ve finansal yapılarındaki sorunlar nedeniyle de krize maruz kalabilecekleri şoklar yaşamaktadır.


Firmalar ister makroekonomik çevreden kaynaklanan isterse kendilerine özgü nedenlerle olsun ekonomik veya diğer riskleri yönetmediği takdirde, finansal sıkıntı maliyetleri veya daha ciddi bir risk olarak iflas tehdidi ile karşı karşıya kalabilir. Firmalar doğal, kültürel, siyasi ve ekonomik olmak üzere dört farklı risk türü ile karşı karşıyadır. Doğal riskler, doğal olaylar ve salgın hastalıklar gibi sorunların oluşturduğu risklerdir. Kovid-19 dönemindeki ekonomik aktivitelerin durması, ticari faaliyetlere ara verilmesi, küresel tedarik sorunları nedeniyle oluşan ekonomik tehditleri kapsamaktadır. Kültürel riskler, dil ve kültür farkları nedeniyle meydan gelen tehditlerdir. Daha çok yabancı menşei firmaların karşılaştıkları risklerdendir. Siyasi politik riskler, siyasal rejim değişikliği, ülkelerin savaşa girmesi veya işgali gibi nedenlerden ortaya çıkan risklerdir. Son dönemde Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve sonrasında Rusya’ya uygulanan finansal ambargo nedeniyle ortaya çıkan ekonomik sorunlar bu tip risklere örnek gösterilebilir.

Ekonomik riskler, üretim, ticaret ve finansal risklerden meydana gelen risklerin tamamıdır. Bu çalışma programının temel hedefi finansal risklerdir. Bu nedenle çalışmanın odağında kriz dönemlerinde finansal risklerin yönetimi kapsamlı analiz edilecektir.

Finansal risk, finansal varlıkların değerlerindeki değişimler karşısında işletmelerin aktif veya pasiflerindeki değerleri azalışlar ve mali performanslardaki kayıp ihtimalidir. Finansal riskler aşağıdaki şekilde tanımlanmaktadır.


 

 

Enflasyon Riski; Enflasyon riski, fiyatlar genel seviyesinin sürekli değişmesinin işletme varlık ve kaynakları üzerine olan olumsuz etkisidir. Faiz Riski;   faizlerde meydana gelen değişimlerin, kullanılan finansal araçlara olan etkisidir. Varlık ve kaynakların vade yapısında ve/veya faiz temelindeki uyumsuzluk, değişken faizli yükümlülüklerin değerindeki değişimlerdir. Döviz Kuru Riski; Döviz kuru riski, döviz kurlarındaki istikrarsızlıklardan kaynaklanan ve dövizle işlem yapan işletme, kurum ve kişilerin zarara uğrama tehlikesidir. Kredi Riski; kredi sözleşmesindeki şartların yerine getirilmemesi ve vadesi geldiği halde kredinin ödenmeme ihtimali kredi riskini içermektedir. Emtia Fiyatları Riski, piyasada emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan dolayı meydana gelebilecek kayıplardır. Emtia riski, hem spot ürünler piyasasında hem de vadeli işletmelerde oluşabilecek tehlikeleri tamamıdır.








Risk Nasıl Ölçülür?

Riskin ölçülmesi için bir finansal varlığın dayanak alınması gerekir. Ticari mal(emtia), döviz veya hisse senedi gibi finansal varlığın değerinin düşüşü veya yükselişi arasındaki değişim üzerinden riskin ölçülmesi mümkündür.

Riskin ölçülmesinde öncelikle dalgalanma büyüklüğü sonrasında ise riske maruz değerin hesaplanması gerekir. Dalgalanma kriteri, değişim yüzdesi, standart sapma veya değişik istatistik yöntemlerine göre hesaplanmaktadır. 

Firmalarda Kriz Dönemlerinde Risk Yönetimi

Kovid-19’un patlak verdiği tarihten sonra başlayan ekonomik konjonktür firmalar açısından ilk aşamasında büyük belirsizlik oluşturan dönemi göstermektedir. Kovid 19’dan sonraki iki yıl içerisinde 2020 yılı Mart ayı başlangıç kabul edilerek yapılacak analizde. Petrol -%24 ile %202 arasında, borsa İstanbul 100 endeksi -5,4 ile %18,90; dolar -%4,4 ile %29 arasında, enflasyon -0,6 ile  %13,6 arasında aylık değişim göstermiştir. Bu durum Türkiye’deki firmaların enflasyon, döviz kuru ve emtia riski açısından yüksek bir riske maruz kaldığını göstermektedir.

Grafik 1. Risk Aralığı(Minumum ve Maksimum Değişim Aralığı)



 

Finansal varlıkların aylık  fiyat değişimleri üzerinden risk ölçüldüğünde en yüksek değişim petrolde ortaya çıkmaktadır. Faiz oranlarındaki ve enflasyondaki dalgalnamanın son dönemde azaldığı ortaya çıkmaktadır. Bu gelişmede Kur Korumalı Mevduat sisteminin getirdiği geçici bir istikrar göstergesi olarak düşünülebilir. Fakat finansal riskler, Ukrayna krizi ile birlikte enerji fiyatları ve gıda ürünleri fiyatları üzerinden yoğunlaşacağını göstermektedir. 







İpekyolu''na TİKA enerjisi

 

İpekyolu''na TİKA enerjisi

Tarihi İpek yolu, enerji ve ticaret potansiyeliyle dünya devlerinin iştahını kabartırken, Türkiye, bölgeye olan açılımını TİKA faaliyetleri ile destekliyor. Son 10 yılda yatırım harcamalarını 1.2 milyar dolara çıkaran TİKA''nın stratejik önemini değerlendiren Doç. Dr. Mustafa Yıldıran ''Küresel bir güç olmamız İpekyolu''ndan yükselen fırsatlardan yararlanabilmemize bağlı'' dedi.


15 Mart 2022 Salı

ÇAVDIR’A ORGANİZE HAYVAN BÖLGESİ

 ÇAVDIR’A ORGANİZE HAYVAN BÖLGESİ

http://cavdirhaber.net/yazar-cavdIr-a-organize-hayvan-bolgesi-84.html

 

Çavdır ekonomisi, eskiden beri hayvan pazarı ve zahire pazarı üzerinde dönmektedir. Son yıllarda bu konuda bir kan kaybı olduğu rahatlıkla gözlemlenebilir. Çavdır ekonomisini hareketlendirebilecek en girişimlerden birisi de, ‘Çavdır Organize Hayvan Bölgesi’ hukuki adıyla ‘Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’ kurulmasıyla sağlanabilecektir.

 

Konuyla ilgili olarak Türkiye’de 25 Kasım 2017 tarih ve 30251 sayılı yönetmelikle ‘Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri’ nin kurulması esasları belirlendi. Bu yönetmelik, hayvansal üretimin belirli bölgelerde belirli esaslarla yürütülmesini ve bunun projeyle yapılmasını sağlayan bir gelişme. Böylece Çavdır için yeni fırsat penceresi aralanacaktır. Özelikle Sera ve meyvecilikte yaşanan sıkıntıların aşılmasında ve alternatif bir gelişme yolunun oluşması açısından da gerekli bir durumdur. Özelikle Bayır Mahallesi, Bölmepınar ve Çavdır arasında arazi bu şekilde bir alan tahsisiyle bölgedeki tüm köylerinde ortak olacağı bir proje alternatif gelişme mekânı ve yöntemi olarak karşımıza çıkabilir.

 

Yatırımın yapılmasında ‘altyapı projesi” olarak yapılması ve kamu finansmanı sağlanması mümkündür. Yapılacak ahırların aynı mekânda toplanması ‘yenilenebilir enerji’ kaynağı oluşturması imkânı da sağlayacaktır. Özellikle hayvan gübrelerinin işlenmesi ile elde edilecek enerji kaynağı ve hayvan yetiştirmesi için yapılan yapıların çatılarında ‘güneş enerjisi’ panellerinin yerleştirilmesi mümkündür. Ayrıca çok fonksiyonlu süt ve et üretim tesislerinin kurulmasıyla yerinde pazarlama imkânı mümkündür. Bu proje bölgeye katkı sağlayacağı gibi, Türkiye’de on yıllar boyunca üretim açığı olan et üretimine katkı sağlaması ve nüfusun göçmesi ile yaşanan ekonomik kayıpları da önleyecektir. Bu konuda, ‘2005 yılında Yapılan Burdur Sempozyum’nda bir bildiri ile öneri de bulunmuştum.

 

Çavdır bölgede bulunduğu konumla hayvansal ve bitkisel üretimde sürekli yeni stratejiler geliştirebilecek bir mekândır. ‘Çavdır Organize Hayvan Bölgesi’ de bu stratejik yatırımlardan birisidir.

13 Mart 2022 Pazar

EN ZENGİN ON RUS OLİGARKIN 2021 YILI SERVETLERİ(FORBES)

 Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra başlayan ekonomik yaptırımlar, bizzat Putin tarafından zengin edildiği iddia edilen oligarklar üzerinde de uygulanmaya başladı. Yaptırımlardan sonra oligarkların servetlerinin nasıl olacağı da merak konusu olacaktır.

Oligarklar

Servet değeri

Sektör

Alexey Mordashov & family

29.1 milyar ABD Doları

Çelik ve Yatırım fonu

 Vladimir Potanin

27 milyar  ABD Doları

Çelik

Vladimir Lisin

26.2 milyar ABD Doları

Çelik Nakliye

Vagit Alekperov

24.9 milyar ABD Doları

Petrol

Leonid Mikhelson

24,9 milyar ABD Doları

Doğal gaz, Kimyasal

Gennady Timchenko

22 Milyar ABD Doları

Doğal Gaz, Petrol

Alisher Usmanov

18,4 milyar ABD Doları

Çelik, Telekom, Yatırım Fonu

Andrey Melnichenko

17,9 milyar ABD Doları

Kömür, Gübre

Pavel Durov

17,2 milyar ABD Doları

Telegram

Suleiman Kerimov & family

15,8 milyar ABD Doları

Yatırım Fonu

 

12 Mart 2022 Cumartesi

Dünya Ekonomisinde Seydi Ali Reis Halleri: Pandemi, Savaş ve Kriz Beklentileri

 


Seydi Ali Reis, Portekizlerle okyonuslarda savaşan bir Türk denizcisi. 1554 yılında Portekizle Basra Körfezi’nden Hint Denizi’ne kadar olan Coğrafya’da oradaki Müslüman ülkelerin yardımıyla  iki ay kadar savaştı . Sonrasında ise, eskiyen gemileri artık dağıldı ve mücadeleyi sürdürümedi. Hindistan’daki Müslüman sultanlıkların yarmıyla üç yıl içinde İstanbul’a döndü. Edirne’de olan Kanuni Sultan Süleyman’a yaşadıklarını anlattı ve Padişah’ın takdirini aldı. Ancak ailesi ve yakınları kendisinden ümitlerini kesmişti. Buna rağmen yüzlerce olaydan sağ olarak dönmüş olduğu için dilimizde olmayacak zorluklarla karşılaşıldığında ifade edilmek üzere, ‘Seydi Ali Reis Halleri’ atasözü olarak yerleşti.

Dünya ekonomisinin hali de bu günlerde aynen böyle. Pandeminin getirdiği tedarik krizi, işsizlik dalgası ve finansal piyasalarda dalgalanmanın üstüne, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali çabası.

 

Buğday Future İşlem Fiyatları(ABD)



https://www.investing.com/commodities

 

 

 

 

 

 

 

 

Brent Petrol Fiyatları



https://www.investing.com/commodities/brent-oil

 


 


 

Dünya ekonomisinde Ukrayna’nın işgali ile bugünlerde çok da beklenilmeyen gıda ve emtia piyasasındaki “enflasyon patlaması” ile karşı karşıya. Birkaç ay içerisinde tahıl başta olmak üzere gıda, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış, ülkelerin mali dengelerini bozacağı gibi, orta ve düşük gelirli hane halkının da refah seviyesinin fakirlik tehdidi ile karşılaşması ihtimali artırdı. Pandemi döneminde büyük miktarlarda uyguladığı kurtarma operasyonlarının getirdiği maliyetler telafi edilemeden savaş tehdidi ile karşılaşılması ülkelerin mali yapılarının uzun yıllar sürecek mali açıkları finansman sorunu kalıcı olmasına neden olabilir. Yine tedarik süreçlerindeki akşamlarla yükselen emtia fiyatları artık geri döndürülemez seviyelerde seyredebilir. Burada fiyatların düşmesi ancak küresel talebin ani düşüşüne bağlı gerçekleşirse, yeniden küresel durgunluk ortamına girilmesi mümkündür. Dolayısıyla iktisatçıların ve devlet adamlarının korkulu kavramı olan ‘stagflasyon’ akla gelmesi Seydi Ali Reis hallerinin en çarpıcı görüntüsü.

Türkiye açısından yüksek enflasyon sürecindeyken bu atmosfere girilmesi en büyük risk. Risklere rağmen Türk ekonomisinin Rusya’ya uygulanan ambargo ve yaptırımların etsiyle meydana gelebilecek avantajları değerlendirmesi ekonomik sorunların çözülmesinde yeni bir alternatif çıkarabilir. Ama dünya ekonomisinin yeniden bir kaosa girmemesi için, savaşın bitmesi en güzel haber olacaktır.

9 Mart 2022 Çarşamba

Almanya'nın Rusya İle Bağlantıları

 Almanya, enerji başlantıları çok fazla grift. Bu durumda Almanya, doğal gaz hatları ile bağlantı kurduğu Rusya ile Gasprom gibi dev petrol şirketinin hisselerinin %20'sine sahip olması Rusya'ya uygulanacak ambargoda ne olacağı önemli olacaktır. Almanya, Rusya'dan kolay ayrılamacak gibi. 


https://ir.gazprom-neft.com/shareholders/shares/share-capital/




8 Mart 2022 Salı

Savaşta Moskova Borsası

 Mokova Borsası, 4 marttan sonra kapandı. Yaptırımların etkisiyle kananıncaya kadar savaşın başından yaklşık %25 değer kaybetti. 



Ukrayna’nın İşgalinin İktisadi Cephesi

 Putin hazmedemediği parçalanmanın intikam duyguları içerisinde Ukrayna’ya saldırdı. Ukrayna halkı, otuz yıldır komünizmin fakirlik ve dışlanmışlık mirasını, dünyanın en büyük nükleer faciasını ve batı ile Rusya arasında kalmışlık sorunlarının tamamını aşarak bağımsız bir devlete sahip olmanın tadını almışken saldırıya uğradı. Saldıran tarafın iddiaları yüzyıllar önceki gerçeği yanlışından ayırt edilemeyen tarihi vakalara ve bağımsız bir devletin kendi iradesi ile uluslararası bir organizasyona üye olmasının mümkün olmayacağı yönündedir. Putin yayılmacılık doktrini, 2014 yılında Ukrayna’nın Kırım Özerk Devleti’ni işgal etmesine rağmen,  ülkenin öncelikle doğusu ve son olarak da ülkenin yönetimi ele geçirme hırsıyla işlemektedir.

İşgalin ekonomik yönü, siyasi ve tarihi cephesi kadar önemlidir. Öncelikle Rusya, Avrupa ekonomisi ile karadan bağlantı noktasıdır. Rusya’nın Ukrayna’yı ele geçirmesiyle, Azak Denizi, Odessa ve Kırım limanları ile Karadeniz ticaretini de kontrol edebilecektir. Dünya ekonomisinde yaklaşık iki bin yıldır en önemli ticaret hattı da Ukrayna’nın sahip olduğu bölgeden geçmektedir. Bu kadar büyük jeoekonomik bir üstünlüğü olan coğrafyanın ele geçirilmesi Rus yayılmacılık stratejisinin en önemli unsurudur. Rusların milli doktrini diyebileceğimiz Avrasyacılığında Ukrayna olmadan mümkün olamayacağı söylenebilir. Bu kadar önemli bir olayın ekonomik yönünü, Rusya’nın ekonomik hazırlığı, Ukrayna krizinin maliyetini ve muhtemel ekonomik sonuçları açısından değerlendirebiliriz.

İşgal Öncesi Ekonomik Hazırlık

Putin 2014 yılından beri ekonomik güvenlik odaklı bir politika uygulamaktadır. Bunun için üç temel strateji geliştirdi. Birincisi, petrol gelirleri ile ülkedeki finansal yeterliliği artırmak. Son beş yılda ortalama %20 büyüyen uluslararası rezervleri 600 milyar dolar seviyesine taşıdı. İkincisi de, Avrupa ile enerji ağlarını Ukrayna dışına çıkarmak. Özellikle büyük gerilimlere rağmen Kuzey akım projesi doğal gazın Almanya’ya tek elden ulaştırılması hedefi gerçekleştirdi. Böylece doğalgaza bağlantısını sağlayarak Ukrayna’nın enerji piyasasındaki önemini ve etkisini azaltmak. Üçüncüsü de, ülkede finansal işlemlerinin dolar ve Avrupa para birimlerinin etkisini azaltmak. 2020 yılında uluslararası rezervlerindeki dolar payını tamamen kaldırdı. Ayrıca Türkiye dedâhil bütün ülkelerle ulusal paralar üzerinden ticari anlaşmalar yaptı. Bu hazırlıkları 2019 yılında olgunluğa ulaşmasına rağmen, araya giren Kovidsalgını Rusya’nın saldırısını geciktirdi. 2022 yılında Ukrayna’nın AB veya NATO’ya katılması ihtimalinde Rusya’nın ekonomik riskleri de artacağından, artık işgali tamamlamak için daha fazla beklemedi.

Ukrayna Krizinin Maliyeti

Ukrayna krizinin maliyeti çok boyutlu analiz edilmesi gerekir. Öncelikle Rusya ekonomisine etkisi ne olabilir? Rusya ekonomisi için, muhtemelen Putin’in öngörmediği kadar büyük ambargo paketleri açıklanmaya başladı. Batı ve ABD ülkeleri, ticari ve finansal yaptırım kararlarını işgalin dördüncü gününde artırarak uygulamaya başladı. Bunlar arasında, sivil havacılık alanının kapatılması, rezervlerin dondurulması ve küresel ödemeler sisteminden çıkarılması şeklindeki yaptırımlar önemlidir. Özellikle, Rusya ekonomisinde içerideki halkın bankacılık sistemine yüklenmesi ve uzayabilecek bir savaş döneminde batıdan gelen ticari malların eksikliği, 1991’deki yokluktan da fazla etkileyecektir. Çünkü artık Rus halkı tüketimin farkına varmış kapitalist bir halktır. Ayrıca özellikle doğalgaz tehditleri nedeniyle Avrupa’nın alternatif arayışı hızlanacaktır. Bu durumda Türkiye’nin enerji güvenliği açısından bölgedeki önemi artacaktır. Rusya Azerbaycan gazının Türkiye’den AB’ye ulaşmasını tehditle engellese bile, İsrail, Katar ve Irak’tan tedarik edilecek gazların aynı hatlardan AB’ye ulaştırılması mümkündür. Rusya’nın Çin ve Hindistan piyasasına yeniden açılıncaya kadar yaşayabileceği ekonomik çalkantılar Putin yönetiminin işini zorlaştıracaktır. Ayrıca Rusya’nın kullandığı askeri teknolojilerin demode olduğu anlaşıldıkça caydırıcılık gücü de azalacaktır. Fakat orduların sahip olduğu teknolojilerinin yetersizliği anlaşılınca nükleer saldırganlığa geçmesi dünya ekonomisi için salgından sonraki en büyük kriz olacaktır.

https://yirmihaber.com/ukraynanin-isgalinin-iktisadi-cephesi/

7 Mart 2022 Pazartesi

Savaş Gölgesinde Buğday Ekonomisi

 

Savaş Gölgesinde Buğday Ekonomisi

Buğday insanlığın kutsal ve temel gıdasıdır. İnsanlığın yeryüzünde var olmasını sağlamasının yanında, aynı zamanda insanlığın on bin yıldır İktisat tarihçisi Cipolla’ya göre Burdur yakınlarında başlayan buğday ziraatı insanlığın nüfusunu artırmasını sağlayan temel ekonomik üründür. Kısacası Buğday meselesi, hayat memat meselesidir.

Ukrayna Savaşı’nın dünya ekonomisinde ve bilhassa Türkiye üzerinde ilk doğrudan etkilerinin okunabileceği temel ekonomik faaliyet buğday ekonomisi olacaktır. Çünkü Ukrayna 2020 yılında 65 milyon hektar ekim alanında yaklaşık 25 milyon ton buğday üretmektedir. Rusya Federasyonu ise, yaklaşık 86 milyon ton buğday üretmektedir. Dünyadaki üretimde iki ülke ilk ondadır. Rusya 2015-2020 yılları arasında üçüncü büyük, Ukrayna ise yedinci büyük buğday üreticisidir. Dolayısıyla savaş, dünya ekonomisinde buğday arz ve talep dengesini etkileyebilecek bir baskı yapabilir. .



                          KAYNAK: FAO

 

 

Dünya pazarlarındaki dengeye bakıldığında Buğday ekonomisinde Rusya ve Ukrayna’nın önemi anlaşılacaktır. Rusya 2019 yılına göre,  %18 den fazla ihracat ile dünyanın en büyük ihracatçısıdır. Ukrayna ise %7’den fazla ihracat yapmaktadır. Dünya piyasalarındaki ikinci en büyük buğday alıcısı ise yaklaşık %5 pay ile Türkiye’dir. Dolayısıyla, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali buğday piyasasını etkileyecektir ve Türkiye’den doğrudan etkilenebilecek ülkedir.

 

 


Kaynak. https://oec.world/en/profile/hs92/wheat?yearSelector2=tradeYear6

 

 Türkiye’nin buğday üretimi incelendiğinde, en yüksek üretimin 2014 yılında 22,6 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Son yıllarda kuraklığın da etkisiyle üretim 17,65 milyon tona gerilemiştir.



 

Türkiye’nin yıllık yaklaşık 5 milyon ton ilave buğdaya ihtiyacı bulunmaktadır. Bu buğdayın yaklaşık 4 milyon tonu makarna ve  un ihracatı için kullanılmaktadır. Türkiye’nin bu durumda iç dengesini sağlamak için 2 milyon tona yakın buğdaya ihtiyaç duyacağı tahmin edilebilir. Eğer un ve makarna ihracatına devam etmek için Rusya ile Barter ticareti ile değişik ürünlerin takası yapılarak, savaş sırasındaki aksamalar aşılabilecektir. 



 

Ama savaşın en önemli maliyetlerinden birisi, buğday fiyatının ani yükselişi olacaktır. Buğday fiyatı savaşın on ikinci gününde %54 seviyesinde artış göstermiştir. Bu yükseliş ekonomide cari denge açısından ve iç piyasada gıda enflasyonu açısından baskı yapacaktır. Türkiye’nin fiyatların yükselmesi ile yeniden buğday ekilmeyen arazilerin kullanılmasını kolaylaştıracaktır. Böylece yeniden buğday ekmek çiftçiler açısından mümkün olacaktır. Doğrudan ürün desteği şeklinde verilecek teşviklerle buğday üretimi yeniden 20 milyon tonun üzerine çıkarılabilir. Türkiye’nin ileride gıda sorunu yaşamaması için buğday üretimini artırması zorunludur.

 

6 Mart 2022 Pazar

RUBLENİN SAVAŞ PERFORMANSI

 

Rublenin ilginç savaş performansı ilk beş gün değer kaybı sınırlıyken, son beş günde Putin'in planlarının gerçekleşmediği varsayımı üzerine muhtemelen hızl değer kaybetmeye başladı. Onuncü günde 22 Marttaki değerine göre %51 değer düşüşü var yada dolar değer kazandı. Dolarla Ruble'nin hiç bağlantısı kalmamasına rağmen, Ruble değer kaybetmeye devam edecek gibi. Onbirinci günde 1 dolar: 124 Ruble 




Trump Stagflasyonu