Ekonomide istikrar dönenleri
sanıldığından daha azdır. Genelde ekonomik ve finansal varlıkların değeri
sürekli değişir. Firma sahiplerinin ve yöneticilerinin yönetim yetenekleri
sahip oldukları varlıkların değerini korumak ve artırmaktır. Eğer sahip oldukları
varlıklar değeri korumazsa firmanın zarar etmesi ve iflasa sürüklenmesi
mümkündür.
Risk kavramı kökenleri itibariyle
hem tehlike, belirsizlik ve zararlar karşılaşma durumu gibi olumsuzlukları
ifade ederken, hem de fırsat ve kazanç beklentisi gibi olumlu çağrışımları
yapmaktadır. Risk kavramının sözlük anlamı, “zarara uğrama tehlikesi, riziko”
şeklindedir. Buna rağmen hem olumlu hem
de olumsuz bütün faktörleri ifade etmektedir. Risk Latince özellikle denizcilerin
aniden sığ kayalıklarla karşılaşma ihtimalidir. Diğer bir ifade ile
tesadüfen fakat beklenmeyen durumları ifade etmektedir. Arapçada ise, daha çok
Allah tarafından verilen nimetleri ifade eden “rızık” kavramından gelmektedir.
Risk, kavramı Arapça kökeninden türetilerek yunan ve diğer batı dillerine
geçmiştir. İngilizce de, tehdit altında bulunmak “at risk” ve tehlikeyi göze
almak “run the risk” gibi genelde olumsuz anlamda kullanılan bir
kavramdır.
Özetle, risk finansal kararların
sonuçlarında zarara uğrama ihtimalidir. Risklerin yükseldiği zamanlar ise kriz
dönemleridir. Dünyada 2000 yılından bu yana siyasal, ekonomik ve doğal
nedenlerden ortaya çıkan krizlerden bazıları aşağıdaki gibidir:
Ø Dot-com
krizi,
Ø Sars
krizi,
Ø Rusya
Finansal Krizi,
Ø Arjantin
Finansal Krizi
Ø Türkiye
Finansal Krizi
Ø 2008 Küresel
Finans(konut ve bankacılık) krizi
Ø Avrupa
borç krizi
Ø 2011
Suriye Krizi
Ø Venezüella
Ekonomik Krizi
Ø Rusya
Kırım İşgali
Ø Kovid-19
Küresel Salgını
Ø Ukrayna
İşgali vs.
Aslında bu liste dünya ekonomisinde
istikrarın istisna, krizin ise kural olduğunu göstermektedir. Bu durumda
firmaların sürekli kriz ortamında firma değerlerini koruyarak varlıklarını
sürdürmeleri en temel amaçları olacaktır.
Firmalar
hangi tür risklerle karşı karşıyadır?
Firmalar, ekonomik aktör olarak
makro ekonomik bir çevre içerisinde hareket ederler. Bu nedenle ekonomik
çevrede meydana gelen değişimler firmalar açısından şoklara neden olabilir.
Yine firmalar, ekonomik ve finansal yapılarındaki sorunlar nedeniyle de krize
maruz kalabilecekleri şoklar yaşamaktadır.
Firmalar ister
makroekonomik çevreden kaynaklanan isterse kendilerine özgü nedenlerle olsun
ekonomik veya diğer riskleri yönetmediği takdirde, finansal sıkıntı maliyetleri
veya daha ciddi bir risk olarak iflas tehdidi ile karşı karşıya kalabilir. Firmalar
doğal, kültürel, siyasi ve ekonomik olmak üzere dört farklı risk türü ile karşı
karşıyadır. Doğal riskler, doğal olaylar ve salgın hastalıklar gibi
sorunların oluşturduğu risklerdir. Kovid-19 dönemindeki ekonomik aktivitelerin
durması, ticari faaliyetlere ara verilmesi, küresel tedarik sorunları nedeniyle
oluşan ekonomik tehditleri kapsamaktadır. Kültürel riskler, dil ve kültür
farkları nedeniyle meydan gelen tehditlerdir. Daha çok yabancı menşei
firmaların karşılaştıkları risklerdendir. Siyasi politik riskler, siyasal
rejim değişikliği, ülkelerin savaşa girmesi veya işgali gibi nedenlerden ortaya
çıkan risklerdir. Son dönemde Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve sonrasında
Rusya’ya uygulanan finansal ambargo nedeniyle ortaya çıkan ekonomik sorunlar bu
tip risklere örnek gösterilebilir.
Finansal risk, finansal varlıkların değerlerindeki değişimler karşısında işletmelerin
aktif veya pasiflerindeki değerleri azalışlar ve mali performanslardaki kayıp
ihtimalidir. Finansal riskler aşağıdaki şekilde tanımlanmaktadır.
Enflasyon
Riski; Enflasyon
riski, fiyatlar genel seviyesinin sürekli değişmesinin işletme varlık ve
kaynakları üzerine olan olumsuz etkisidir. Faiz
Riski; faizlerde meydana gelen
değişimlerin, kullanılan finansal araçlara olan etkisidir. Varlık ve
kaynakların vade yapısında ve/veya faiz temelindeki uyumsuzluk, değişken faizli
yükümlülüklerin değerindeki değişimlerdir. Döviz
Kuru Riski; Döviz kuru riski, döviz kurlarındaki istikrarsızlıklardan
kaynaklanan ve dövizle işlem yapan işletme, kurum ve kişilerin zarara uğrama
tehlikesidir. Kredi Riski; kredi
sözleşmesindeki şartların yerine getirilmemesi ve vadesi geldiği halde kredinin
ödenmeme ihtimali kredi riskini içermektedir. Emtia Fiyatları Riski, piyasada emtia fiyatlarındaki
dalgalanmalardan dolayı meydana gelebilecek kayıplardır. Emtia riski, hem spot
ürünler piyasasında hem de vadeli işletmelerde oluşabilecek tehlikeleri
tamamıdır.
Risk Nasıl Ölçülür?
Riskin ölçülmesi için bir finansal
varlığın dayanak alınması gerekir. Ticari mal(emtia), döviz veya hisse senedi
gibi finansal varlığın değerinin düşüşü veya yükselişi arasındaki değişim
üzerinden riskin ölçülmesi mümkündür.
Riskin ölçülmesinde öncelikle
dalgalanma büyüklüğü sonrasında ise riske maruz değerin hesaplanması gerekir.
Dalgalanma kriteri, değişim yüzdesi, standart sapma veya değişik istatistik
yöntemlerine göre hesaplanmaktadır.
Firmalarda
Kriz Dönemlerinde Risk Yönetimi
Kovid-19’un patlak verdiği tarihten
sonra başlayan ekonomik konjonktür firmalar açısından ilk aşamasında büyük
belirsizlik oluşturan dönemi göstermektedir. Kovid 19’dan sonraki iki yıl
içerisinde 2020 yılı Mart ayı başlangıç kabul edilerek yapılacak analizde.
Petrol -%24 ile %202 arasında, borsa İstanbul 100 endeksi -5,4 ile %18,90;
dolar -%4,4 ile %29 arasında, enflasyon -0,6 ile %13,6 arasında aylık değişim göstermiştir. Bu
durum Türkiye’deki firmaların enflasyon, döviz kuru ve emtia riski açısından
yüksek bir riske maruz kaldığını göstermektedir.
Grafik 1. Risk
Aralığı(Minumum ve Maksimum Değişim Aralığı)
Finansal
varlıkların aylık fiyat değişimleri
üzerinden risk ölçüldüğünde en yüksek değişim petrolde ortaya çıkmaktadır. Faiz oranlarındaki ve enflasyondaki dalgalnamanın son dönemde azaldığı ortaya çıkmaktadır. Bu gelişmede Kur Korumalı Mevduat sisteminin getirdiği geçici bir istikrar göstergesi olarak düşünülebilir. Fakat finansal riskler, Ukrayna krizi ile birlikte enerji fiyatları ve gıda ürünleri fiyatları üzerinden yoğunlaşacağını göstermektedir.