16 Şubat 2020 Pazar

Kur Saldırıları Karşında Ekonomi


Kur Saldırıları ve Türkiye’nin Opsiyonları
James Rickards isimli bir Amerikalı yazarın ‘Kur Savaşları’ kitabı son dönemlerde iktisadın meşhur kitapları arasına girdi. İlginç olan yazarın kendi belirttiğine göre konu bir iktisat aracı değil, savaş  stratejisinin yeni silahı. Yazar kitapta belirttiğine göre 2008 yılı Eylül ayında Savunma Bakanlığı’nın geliştirdiği finans laboratuvarlarında aralarında kendisinin de olduğu iktisatçılar, asker ve istihbaratçılardan oluşan bir grupla ‘kur savaşı’ oyunu oynarlar. Oyun ilerleyen dönemlerde ABD, Çin ve Rusya hücrelerinden oluşan ekipler arasında belirli stratejilere göre oynanır. Mesela Rusya, ABD dolarının yerine ticari ve rezerv parası olarak alternatif bir yönelime gitmesi durumunda ne yapılmalı şeklinde.
Bu ilginç savaş oyunu ABD Savunma Bakanlığı’nda on yıl önce çalışılmış. Birinci dünya savaşından bu yana ülkeler siyasi ve askeri savaşın yanında finansal savaşlarında içerisinde. En çetinlerinden birisi 1970’li yıllarda petro-dolar savaşları idi. O zaman çok kritik edilen Ecevit, Demirel, Türkeş ve Erbakan gibi liderlerin içinde bulunduğu hükümetler bu savaşların mağdurları arasındadır. Buna rağmen Türkiye,  İsmet İnönü döneminde başlayan, Fatin Rüştü Zorlu gibi dışişleri bakanlarının gayretleri ile devam eden Kıbrıs hamlesini,  Kıbrıs Çıkartması ile tamamlayarak bütün ekonomik saldırı ve ambargoların üstesinden gelmiştir. Türkiye’de 24 Ocak kararları ile başlayan süreç, küresel finansal sisteme entegrasyonla sonuçlanmış ve Türk Lirası tam konvertibil para birimi olarak küresel piyasaya açılmıştır. 1990’larda ise çok defa devalüasyon ve döviz krizi ile karşılaşmış, çoğunlukla IMF politikaları ile sorun çözme yoluna gitmiştir. Bugünlerde yeniden bir ekonomik savaş veren ülke, iktisadi yapıdaki sorunlarını kendisi çözme şeklinde bir çaba içerisindedir. Türkiye ekonomisi, bu saldırıyı da bir şekilde bertaraf edecektir.
Son aylarda özelde Türk Lirasına genelde ise tüm Çin, Rusya, İran gibi yükselen ülkelere kur saldırısı düzenleyen ABD yönetimi adeta dört cephede finansal savaş yapmaktadır. Başkan Trump’ın çılgınlıkları olarak gösterilmeye çalışılan hamleler aslında James Rİckard’ın kitabında bahsettiği türden çalışılmış bir senaryo işliyor sanki. TL yükselen piyasalar içinde en çok değer kaybeden para birimlerinden birisi. Haziran ayının başından bu yana yaklaşık %42 değer kaybetti ve kur savaşı oyunundan ciddi etkilenen ülkelerden birisi görünüyor. Ama ABD kur savaşını tüm gelişen ülke ekonomilerinin ticaret gücünü etkileyecek şekilde yürütmektedir. Özellikle ABD başkanı Türkiye, Rusya, Çin gibi ülkeleri hedef alan ve para itibarını da içeren çok sayıda sosyal medya mesajında ‘kur saldırı’ ve ‘ticaret savaşı’ içinde olduğunu gösteren açıklamalar yapmaktadır.
Para Birimleri
1 Haz. 18
1.Eyl.18
Değişim
%
Arjantin Peso
34,97
36,82
1,85
5,29
Çin Yuan
6,42
6,83
0,41
6,39
Afrika Rand
12,64
14,69
2,05
16,22
Meksika Peso
19,86
19,10
-0,76
-3,83
Rusya Ruble
62,09
67,47
5,38
8,66
Breizilya Real
3,75
4,05
0,30
8,00
Türkiye Lira
4,6
6,54
1,94
42,17

Peki kur savaşında Türkiye ne yapabilir?
Öncellikle Türkiye Tecrübeli bir hükümete ve Hazine, Merkez Bankası ve Maliye teşkilatlarında daha önce kriz yönetmiş uzmanlara sahiptir. Bu avantajını kullanması ve beşeri sermaye zenginliğinin farkına varması gerekir.
Yapılabilecek finansal stratejiler;
·        Finansal yapının risk analizi güncellenmeli, Döviz kurlarının hareketindeki stratejik unsurlar olan, ödemeler dengesi açıkları, enflasyon, reel sektör döviz borçları ve bankacılık sektörü aktif pasif yapısı üzerindeki risklerin bütün ayrıntılarına göre çok hızlı bir bilgi yönetimi üzerinden kontrol edilebilmeli.
·        Merkez Bankasının yapmakta olduğu gibi bankacılık sektörünün bilanço ve likidite sorunları başlamadan çözümlenmeli ki, buna yönelik olarak Merkez Bankası, BDDK ve SPK yeni finansal yöntemler geliştirmeye devam etmektedir.
·        Bütün finansal araçların önceden nasıl kullanılacağı belirtilmeden kullanma opsiyonunun masada olduğu mutlaka karşı tarafa hissettirilmeli,
·        Türkiye’nin sanayi ve tarım sektöründen zaafları ve eksiklikleri önceden tespit edilerek herhangi bir krize mahal vermeden alternatifler çalışılmalı,
Siyasal Stratejiler:
·        ABD başkanın karşısına aldığı tüm tarafları içerisine alacak bir inisiyatif oluşturulmalı. Bu öncelik aslında kendiliğinden oluşmaya başladı. Türkiye’nin son dış politika hamleleri de bu yönde devam ediyor. Bu alternatifte ticaret savaşından zarar gören başta Almanya olmak üzere, İtalya, Fransa İspanya gibi Avrupa ülkeleri, Rusya, İran, Çin gibi ülkeler yer alırsa ilk kez ABD karşısında kendi ve müttefiklerinden daha büyük ekonomik güce savaş açmış pozisyonuna sürüklenmiş olacak. Burada Türkiye’nin stratejik rolü önemlidir. Türkiye açısından AB ile ilişkileri de pozitif etkileyebilecek bir gelişmeyi de tetikleyebilecek.
·        Dünyada ABD’yi rahatsız eden alternatif iktisadi ve ticari oluşumları iyi değerlendirebilir. Öncelikle Avrupa Birliği ile ticari işbirliği, Çin’in inisiyatifindeki Tek Kuşak, Tek Kuşak Projesi ve BRICS ekonomilerinin dolarla savaşına destek vererek ABD’nin küresek ekonomik gücünün kırılmasını sağlayabilir.
·        ABD küresel hegemonyada en güçlü olduğu alan olan finansal piyasalar için daha farklı yaklaşımlar ortaya konulması. Örneğin Frankfurt, Moskova, İstanbul, Şangay ve Capetown gibi merkezleri birbirine bağlayan Afro-Avrasya Sermaye Pazarı oluşturulması ile farklı para birimleri(veya otak bir kriptopara ile) finansal işlem yaparak dolara kalıcı darbe vuracak alternatifler oluşturulması için siyasi diplomasi yürütülebilir. Zaten  Çin, Rusya ve AB ülkelerinin son yılarda doları etkileyecek politikaları artmakta.
Psikolojik Stratejiler:
·        En önemlisi ABD kızgınlık ve sinirlilik göstermeden vakur bir şekilde karşı çıkmak gerekiyor.
·        ABD ekonomisi çok büyük olduğu için kendisi yerine çok yakın müttefik ve taşeron terörist grupların yok edilmesine devam edilmeli,
·        NATO, BM, WTO gibi ekonomik örgütlerden ayrılmak gibi alternatif yerine, sürekli ABD’nin gücünü azaltacak girişimlerde bulunmak. Türkiye ve diğer ülkeler bu yola başvurmakta.
·        ABD’nin küresel ekonomik sistemdeki tutarsızlık ve verdiği mali sözleri tutmadığının yakın işbirliği içindeki ülkelerde PR çalışması ile anlatmak,
·        Kur üzerinden yapılan savaşta tüm kozları tek seferde kullanılmadığını sürekli olarak karşı tarafa hissettirilmesi önemli.
·        ABD’nin en çok gerginlik yaşadığı göçmen politikası, ırkçılık ve yasadışı bağlantıların BM gibi ortamlarda sürekli gündeme getirmek.
·        ABD’ye Türkiye’nin iyi lişkilere hazır olduğunu fakat Türkiye’nin hukukunun zedeleneceği bir ortama evet denilemeyeceğinin de hissettirilmesi de önemlidir.

Ümit ederim ki, kadim kıtaların dışında kalan Amerika, asimetrik finansal gücünü masaya sürerek başlattığı bu savaştan mağlup çıkar. Türkiye’nin ödemeler dengesi zaaflarını ve finansal ihtiyaçlarını azaltacak ekonomik reformları geciktirmeden uygulaması, gelecekteki sıkıntıların önlenmesi açısından zorunlu görünmektedir. ABD başkanın öncülüğünde başlayan kur savaşından Türkiye’nin kısa ve uzun vadede en az zararla atlatması durumunda, dünyada yeni bir siyasi ve ekonomik düzen kurulacaktır. 
Prof.Dr. Mustafa YILDIRAN tarafından 2018 yılında haberyirmi internet sayfası için  yazıldı.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Trump Stagflasyonu