Kur
Saldırıları ve Türkiye’nin Opsiyonları
James Rickards isimli bir
Amerikalı yazarın ‘Kur Savaşları’ kitabı son dönemlerde iktisadın meşhur
kitapları arasına girdi. İlginç olan yazarın kendi belirttiğine göre konu bir
iktisat aracı değil, savaş stratejisinin
yeni silahı. Yazar kitapta belirttiğine göre 2008 yılı Eylül ayında Savunma
Bakanlığı’nın geliştirdiği finans laboratuvarlarında aralarında kendisinin de
olduğu iktisatçılar, asker ve istihbaratçılardan oluşan bir grupla ‘kur savaşı’
oyunu oynarlar. Oyun ilerleyen dönemlerde ABD, Çin ve Rusya hücrelerinden
oluşan ekipler arasında belirli stratejilere göre oynanır. Mesela Rusya, ABD
dolarının yerine ticari ve rezerv parası olarak alternatif bir yönelime gitmesi
durumunda ne yapılmalı şeklinde.
Bu ilginç savaş oyunu ABD Savunma
Bakanlığı’nda on yıl önce çalışılmış. Birinci dünya savaşından bu yana ülkeler
siyasi ve askeri savaşın yanında finansal savaşlarında içerisinde. En
çetinlerinden birisi 1970’li yıllarda petro-dolar savaşları idi. O zaman çok
kritik edilen Ecevit, Demirel, Türkeş ve Erbakan gibi liderlerin içinde
bulunduğu hükümetler bu savaşların mağdurları arasındadır. Buna rağmen
Türkiye, İsmet İnönü döneminde başlayan,
Fatin Rüştü Zorlu gibi dışişleri bakanlarının gayretleri ile devam eden Kıbrıs
hamlesini, Kıbrıs Çıkartması ile
tamamlayarak bütün ekonomik saldırı ve ambargoların üstesinden gelmiştir.
Türkiye’de 24 Ocak kararları ile başlayan süreç, küresel finansal sisteme
entegrasyonla sonuçlanmış ve Türk Lirası tam konvertibil para birimi olarak
küresel piyasaya açılmıştır. 1990’larda ise çok defa devalüasyon ve döviz krizi
ile karşılaşmış, çoğunlukla IMF politikaları ile sorun çözme yoluna gitmiştir. Bugünlerde
yeniden bir ekonomik savaş veren ülke, iktisadi yapıdaki sorunlarını kendisi
çözme şeklinde bir çaba içerisindedir. Türkiye ekonomisi, bu saldırıyı da bir
şekilde bertaraf edecektir.
Son aylarda özelde Türk Lirasına
genelde ise tüm Çin, Rusya, İran gibi yükselen ülkelere kur saldırısı
düzenleyen ABD yönetimi adeta dört cephede finansal savaş yapmaktadır. Başkan
Trump’ın çılgınlıkları olarak gösterilmeye çalışılan hamleler aslında James
Rİckard’ın kitabında bahsettiği türden çalışılmış bir senaryo işliyor sanki. TL
yükselen piyasalar içinde en çok değer kaybeden para birimlerinden birisi. Haziran
ayının başından bu yana yaklaşık %42 değer kaybetti ve kur savaşı oyunundan
ciddi etkilenen ülkelerden birisi görünüyor. Ama ABD kur savaşını tüm gelişen
ülke ekonomilerinin ticaret gücünü etkileyecek şekilde yürütmektedir. Özellikle
ABD başkanı Türkiye, Rusya, Çin gibi ülkeleri hedef alan ve para itibarını da
içeren çok sayıda sosyal medya mesajında ‘kur saldırı’ ve ‘ticaret savaşı’
içinde olduğunu gösteren açıklamalar yapmaktadır.
|
Para Birimleri
|
1 Haz. 18
|
1.Eyl.18
|
Değişim
|
%
|
|
Arjantin Peso
|
34,97
|
36,82
|
1,85
|
5,29
|
|
Çin Yuan
|
6,42
|
6,83
|
0,41
|
6,39
|
|
Afrika Rand
|
12,64
|
14,69
|
2,05
|
16,22
|
|
Meksika Peso
|
19,86
|
19,10
|
-0,76
|
-3,83
|
|
Rusya Ruble
|
62,09
|
67,47
|
5,38
|
8,66
|
|
Breizilya Real
|
3,75
|
4,05
|
0,30
|
8,00
|
|
Türkiye Lira
|
4,6
|
6,54
|
1,94
|
42,17
|
Peki
kur savaşında Türkiye ne yapabilir?
Öncellikle Türkiye Tecrübeli bir
hükümete ve Hazine, Merkez Bankası ve Maliye teşkilatlarında daha önce kriz yönetmiş
uzmanlara sahiptir. Bu avantajını kullanması ve beşeri sermaye zenginliğinin
farkına varması gerekir.
Yapılabilecek finansal
stratejiler;
·
Finansal yapının risk analizi güncellenmeli,
Döviz kurlarının hareketindeki stratejik unsurlar olan, ödemeler dengesi
açıkları, enflasyon, reel sektör döviz borçları ve bankacılık sektörü aktif
pasif yapısı üzerindeki risklerin bütün ayrıntılarına göre çok hızlı bir bilgi
yönetimi üzerinden kontrol edilebilmeli.
·
Merkez Bankasının yapmakta olduğu gibi bankacılık
sektörünün bilanço ve likidite sorunları başlamadan çözümlenmeli ki, buna
yönelik olarak Merkez Bankası, BDDK ve SPK yeni finansal yöntemler geliştirmeye
devam etmektedir.
·
Bütün finansal araçların önceden nasıl
kullanılacağı belirtilmeden kullanma opsiyonunun masada olduğu mutlaka karşı
tarafa hissettirilmeli,
·
Türkiye’nin sanayi ve tarım sektöründen zaafları
ve eksiklikleri önceden tespit edilerek herhangi bir krize mahal vermeden alternatifler
çalışılmalı,
Siyasal
Stratejiler:
·
ABD başkanın karşısına aldığı tüm tarafları
içerisine alacak bir inisiyatif oluşturulmalı. Bu öncelik aslında kendiliğinden
oluşmaya başladı. Türkiye’nin son dış politika hamleleri de bu yönde devam
ediyor. Bu alternatifte ticaret savaşından zarar gören başta Almanya olmak
üzere, İtalya, Fransa İspanya gibi Avrupa ülkeleri, Rusya, İran, Çin gibi
ülkeler yer alırsa ilk kez ABD karşısında kendi ve müttefiklerinden daha büyük
ekonomik güce savaş açmış pozisyonuna sürüklenmiş olacak. Burada Türkiye’nin
stratejik rolü önemlidir. Türkiye açısından AB ile ilişkileri de pozitif
etkileyebilecek bir gelişmeyi de tetikleyebilecek.
·
Dünyada ABD’yi rahatsız eden alternatif iktisadi
ve ticari oluşumları iyi değerlendirebilir. Öncelikle Avrupa Birliği ile ticari
işbirliği, Çin’in inisiyatifindeki Tek Kuşak, Tek Kuşak Projesi ve BRICS
ekonomilerinin dolarla savaşına destek vererek ABD’nin küresek ekonomik gücünün
kırılmasını sağlayabilir.
·
ABD küresel hegemonyada en güçlü olduğu alan olan
finansal piyasalar için daha farklı yaklaşımlar ortaya konulması. Örneğin
Frankfurt, Moskova, İstanbul, Şangay ve Capetown gibi merkezleri birbirine
bağlayan Afro-Avrasya Sermaye Pazarı oluşturulması ile farklı para
birimleri(veya otak bir kriptopara ile) finansal işlem yaparak dolara kalıcı
darbe vuracak alternatifler oluşturulması için siyasi diplomasi yürütülebilir. Zaten Çin, Rusya ve AB ülkelerinin son yılarda
doları etkileyecek politikaları artmakta.
Psikolojik Stratejiler:
·
En önemlisi ABD kızgınlık ve sinirlilik
göstermeden vakur bir şekilde karşı çıkmak gerekiyor.
·
ABD ekonomisi çok büyük olduğu için kendisi
yerine çok yakın müttefik ve taşeron terörist grupların yok edilmesine devam
edilmeli,
·
NATO, BM, WTO gibi ekonomik örgütlerden ayrılmak
gibi alternatif yerine, sürekli ABD’nin gücünü azaltacak girişimlerde bulunmak.
Türkiye ve diğer ülkeler bu yola başvurmakta.
·
ABD’nin küresel ekonomik sistemdeki tutarsızlık
ve verdiği mali sözleri tutmadığının yakın işbirliği içindeki ülkelerde PR
çalışması ile anlatmak,
·
Kur üzerinden yapılan savaşta tüm kozları tek
seferde kullanılmadığını sürekli olarak karşı tarafa hissettirilmesi önemli.
·
ABD’nin en çok gerginlik yaşadığı göçmen
politikası, ırkçılık ve yasadışı bağlantıların BM gibi ortamlarda sürekli
gündeme getirmek.
·
ABD’ye Türkiye’nin iyi lişkilere hazır olduğunu
fakat Türkiye’nin hukukunun zedeleneceği bir ortama evet denilemeyeceğinin de
hissettirilmesi de önemlidir.
Ümit ederim ki, kadim kıtaların
dışında kalan Amerika, asimetrik finansal gücünü masaya sürerek başlattığı bu savaştan
mağlup çıkar. Türkiye’nin ödemeler dengesi zaaflarını ve finansal ihtiyaçlarını
azaltacak ekonomik reformları geciktirmeden uygulaması, gelecekteki
sıkıntıların önlenmesi açısından zorunlu görünmektedir. ABD başkanın
öncülüğünde başlayan kur savaşından Türkiye’nin kısa ve uzun vadede en az
zararla atlatması durumunda, dünyada yeni bir siyasi ve ekonomik düzen
kurulacaktır.
Prof.Dr. Mustafa YILDIRAN tarafından 2018 yılında haberyirmi internet sayfası için yazıldı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder