Ekonomide Güven ve Korku
2017 yılı Nobel Ekonomi ödülü
davranış bilimi ve ekonomi üzerine çalışan ABD’li ekonomist Richard H.
Thaler’dır. Ekonomistin en önemli eseri olan Nudge (Dürtme) adıyla Türkçe’ye
2013 yılında kazandırılmış. Ünlü ekonomiste göre ekonomi, “ insanın akıllı davranışları ile doğru kararları yerine; insanın
bazen akıllı olmayan(aptalca) ve duygusal algıları üzerine bina edilen bir disiplin”dir.
Yani ekonomi rasyonel davranan bireylerin bilimi olmaktan çok, duygu ve
korkuları ile hareket eden sürekli hata edebilen insanın alanıdır. Ayrıca Thaler, ekonomide bir işin yapılması,
bir tercihte bulunulması için içten gelen bir ‘dürtü’ olması gerektiğini, ayrıca
bu dürtünün ekonomik bir fenomen olması gerekmez. Tarihi bir olay, toplumda
bireyleri etkileyen derin bir kültür veya bir aile geleneği bile ekonomik olayları
tahrik eden bir fenomendir. Bireylerin yetersiz algılama gücüyle
belirledikleri, davranış modelleri tercihlerini de etkiler.
Türkiye’de ekonomide izah
edilemeyen olayların açıklanması Thaler’den sonra biraz kolaylaşmaktadır. Çünkü
Türk ekonomisinin en kötü olduğu zamanlarda ekonominin hızla krizden çıkmasını
sağlayan veya ekonominin yüksek büyüme dönemlerinde artan şikâyetlerin sebebini
anlamak artık daha kolaydır. Türk ekonomisinde girişimcilerin eskinden beri
‘fizibilite etüdü’ veya ekonomik planlama gibi rasyonel unsurlardan çok, ‘dede mirası’ ‘tarihi misyon’ veya ‘komşu
rekabeti’ gibi faktörlerle hareket etmesini de anlamak mümkün. Ama en
önemlisi ekonomide iyileşme olduğu dönemlerde insanların tasarruf etmeyi
öğrenmesi ve geleceği tasarlaması gerekirken, işle hep öyle olacak şeklinde
düşünme biçiminden kurtulmadan eğlence ve refah içinde yaşamak tercih etmesi de
anlaşılabilmektedir. Bu durum ekonomik kriz dönemlerinde tersine döner; kimse
harcama yapmak istemez ve bu durumda ‘korkular’
ekonominin küçülmesini perçinler. Türkiye’de hane halkının tasarruf meyli, son
on yılda eskiye göre artmasına rağmen, %20 seviyesinin altındadır. Tasarruf
azlığı ekonomideki sermaye açığı ve büyüme istikrarını etkileyen bir faktör.
Bireylerin ve hane halkının ekonomide tasarruf etmesini teşvik edilmesi ve
yenilik gücünün artırılması ile gelecek nesillerin de refahı artırılabilecektir.
Yoksa ekonomide artan nüfus ve beklentilerdeki olumsuzlukların yönetimi
zorlaşmaktadır. Yani mikro davranış değişiklikleri, makro istikrarı da
etkileyebilmektedir.
Son yıllarda Türk ekonomisinde
ekonomide istikrarsızlık getirebilecek en önemli korku kaynağı, ‘terörist
saldırılar’. Bu saldırılar ekonomide güveni ortadan kaldırıp kaosa neden
olabilir. Bireylerin ve hanelerin ekonomik güvenliğini sağlamak için siyasi
karar alıcıların Thaler’ın öğütlerini dikkate alarak ‘ekonomide güven ortamını perçinleyecek ve insanlara ilham veren
dürtüleri harekete geçirmesi gerekir ki, istikrarlı büyüme ve güvenlik ortamı
sağlamlaşsın’. Ayrıca devletin yatırımcı ve müdahaleci olmaktan çok,
işlerin doğrudan içine girmeden ‘özendirici’
ve ‘yönlendirici’ olması daha önemli
görünmektedir. Bireylerin rasyonel olmayan ‘korkuları’,
ekonomi politikalarının arkasındaki ‘güven’
dürtüsü ile hareket eden bir anlayışla yok edilebilecektir.
Ekonomide Güven ve Korku
2017 yılı Nobel Ekonomi ödülü
davranış bilimi ve ekonomi üzerine çalışan ABD’li ekonomist Richard H.
Thaler’dır. Ekonomistin en önemli eseri olan Nudge (Dürtme) adıyla Türkçe’ye
2013 yılında kazandırılmış. Ünlü ekonomiste göre ekonomi, “ insanın akıllı davranışları ile doğru kararları yerine; insanın
bazen akıllı olmayan(aptalca) ve duygusal algıları üzerine bina edilen bir disiplin”dir.
Yani ekonomi rasyonel davranan bireylerin bilimi olmaktan çok, duygu ve
korkuları ile hareket eden sürekli hata edebilen insanın alanıdır. Ayrıca Thaler, ekonomide bir işin yapılması,
bir tercihte bulunulması için içten gelen bir ‘dürtü’ olması gerektiğini, ayrıca
bu dürtünün ekonomik bir fenomen olması gerekmez. Tarihi bir olay, toplumda
bireyleri etkileyen derin bir kültür veya bir aile geleneği bile ekonomik olayları
tahrik eden bir fenomendir. Bireylerin yetersiz algılama gücüyle
belirledikleri, davranış modelleri tercihlerini de etkiler.
Türkiye’de ekonomide izah
edilemeyen olayların açıklanması Thaler’den sonra biraz kolaylaşmaktadır. Çünkü
Türk ekonomisinin en kötü olduğu zamanlarda ekonominin hızla krizden çıkmasını
sağlayan veya ekonominin yüksek büyüme dönemlerinde artan şikâyetlerin sebebini
anlamak artık daha kolaydır. Türk ekonomisinde girişimcilerin eskinden beri
‘fizibilite etüdü’ veya ekonomik planlama gibi rasyonel unsurlardan çok, ‘dede mirası’ ‘tarihi misyon’ veya ‘komşu
rekabeti’ gibi faktörlerle hareket etmesini de anlamak mümkün. Ama en
önemlisi ekonomide iyileşme olduğu dönemlerde insanların tasarruf etmeyi
öğrenmesi ve geleceği tasarlaması gerekirken, işle hep öyle olacak şeklinde
düşünme biçiminden kurtulmadan eğlence ve refah içinde yaşamak tercih etmesi de
anlaşılabilmektedir. Bu durum ekonomik kriz dönemlerinde tersine döner; kimse
harcama yapmak istemez ve bu durumda ‘korkular’
ekonominin küçülmesini perçinler. Türkiye’de hane halkının tasarruf meyli, son
on yılda eskiye göre artmasına rağmen, %20 seviyesinin altındadır. Tasarruf
azlığı ekonomideki sermaye açığı ve büyüme istikrarını etkileyen bir faktör.
Bireylerin ve hane halkının ekonomide tasarruf etmesini teşvik edilmesi ve
yenilik gücünün artırılması ile gelecek nesillerin de refahı artırılabilecektir.
Yoksa ekonomide artan nüfus ve beklentilerdeki olumsuzlukların yönetimi
zorlaşmaktadır. Yani mikro davranış değişiklikleri, makro istikrarı da
etkileyebilmektedir.
Son yıllarda Türk ekonomisinde
ekonomide istikrarsızlık getirebilecek en önemli korku kaynağı, ‘terörist
saldırılar’. Bu saldırılar ekonomide güveni ortadan kaldırıp kaosa neden
olabilir. Bireylerin ve hanelerin ekonomik güvenliğini sağlamak için siyasi
karar alıcıların Thaler’ın öğütlerini dikkate alarak ‘ekonomide güven ortamını perçinleyecek ve insanlara ilham veren
dürtüleri harekete geçirmesi gerekir ki, istikrarlı büyüme ve güvenlik ortamı
sağlamlaşsın’. Ayrıca devletin yatırımcı ve müdahaleci olmaktan çok,
işlerin doğrudan içine girmeden ‘özendirici’
ve ‘yönlendirici’ olması daha önemli
görünmektedir. Bireylerin rasyonel olmayan ‘korkuları’,
ekonomi politikalarının arkasındaki ‘güven’
dürtüsü ile hareket eden bir anlayışla yok edilebilecektir.
Ekonomide Güven ve Korku
2017 yılı Nobel Ekonomi ödülü
davranış bilimi ve ekonomi üzerine çalışan ABD’li ekonomist Richard H.
Thaler’dır. Ekonomistin en önemli eseri olan Nudge (Dürtme) adıyla Türkçe’ye
2013 yılında kazandırılmış. Ünlü ekonomiste göre ekonomi, “ insanın akıllı davranışları ile doğru kararları yerine; insanın
bazen akıllı olmayan(aptalca) ve duygusal algıları üzerine bina edilen bir disiplin”dir.
Yani ekonomi rasyonel davranan bireylerin bilimi olmaktan çok, duygu ve
korkuları ile hareket eden sürekli hata edebilen insanın alanıdır. Ayrıca Thaler, ekonomide bir işin yapılması,
bir tercihte bulunulması için içten gelen bir ‘dürtü’ olması gerektiğini, ayrıca
bu dürtünün ekonomik bir fenomen olması gerekmez. Tarihi bir olay, toplumda
bireyleri etkileyen derin bir kültür veya bir aile geleneği bile ekonomik olayları
tahrik eden bir fenomendir. Bireylerin yetersiz algılama gücüyle
belirledikleri, davranış modelleri tercihlerini de etkiler.
Türkiye’de ekonomide izah
edilemeyen olayların açıklanması Thaler’den sonra biraz kolaylaşmaktadır. Çünkü
Türk ekonomisinin en kötü olduğu zamanlarda ekonominin hızla krizden çıkmasını
sağlayan veya ekonominin yüksek büyüme dönemlerinde artan şikâyetlerin sebebini
anlamak artık daha kolaydır. Türk ekonomisinde girişimcilerin eskinden beri
‘fizibilite etüdü’ veya ekonomik planlama gibi rasyonel unsurlardan çok, ‘dede mirası’ ‘tarihi misyon’ veya ‘komşu
rekabeti’ gibi faktörlerle hareket etmesini de anlamak mümkün. Ama en
önemlisi ekonomide iyileşme olduğu dönemlerde insanların tasarruf etmeyi
öğrenmesi ve geleceği tasarlaması gerekirken, işle hep öyle olacak şeklinde
düşünme biçiminden kurtulmadan eğlence ve refah içinde yaşamak tercih etmesi de
anlaşılabilmektedir. Bu durum ekonomik kriz dönemlerinde tersine döner; kimse
harcama yapmak istemez ve bu durumda ‘korkular’
ekonominin küçülmesini perçinler. Türkiye’de hane halkının tasarruf meyli, son
on yılda eskiye göre artmasına rağmen, %20 seviyesinin altındadır. Tasarruf
azlığı ekonomideki sermaye açığı ve büyüme istikrarını etkileyen bir faktör.
Bireylerin ve hane halkının ekonomide tasarruf etmesini teşvik edilmesi ve
yenilik gücünün artırılması ile gelecek nesillerin de refahı artırılabilecektir.
Yoksa ekonomide artan nüfus ve beklentilerdeki olumsuzlukların yönetimi
zorlaşmaktadır. Yani mikro davranış değişiklikleri, makro istikrarı da
etkileyebilmektedir.
Son yıllarda Türk ekonomisinde
ekonomide istikrarsızlık getirebilecek en önemli korku kaynağı, ‘terörist
saldırılar’. Bu saldırılar ekonomide güveni ortadan kaldırıp kaosa neden
olabilir. Bireylerin ve hanelerin ekonomik güvenliğini sağlamak için siyasi
karar alıcıların Thaler’ın öğütlerini dikkate alarak ‘ekonomide güven ortamını perçinleyecek ve insanlara ilham veren
dürtüleri harekete geçirmesi gerekir ki, istikrarlı büyüme ve güvenlik ortamı
sağlamlaşsın’. Ayrıca devletin yatırımcı ve müdahaleci olmaktan çok,
işlerin doğrudan içine girmeden ‘özendirici’
ve ‘yönlendirici’ olması daha önemli
görünmektedir. Bireylerin rasyonel olmayan ‘korkuları’,
ekonomi politikalarının arkasındaki ‘güven’
dürtüsü ile hareket eden bir anlayışla yok edilebilecektir.
Prof.Dr. Mustafa YILDIRAN tarafından 2018 yılında haberyirmi internet sayfası için yazıldı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder