4 Kasım 2024 seçimlerinden eski
ABD Başkanı Donald Trump yeniden ezici bir üstünlükle zaferle çıktı. Trump,
seçim sonuçlarına göre hem senato hem de temsilciler meclisinde çoğunluğu elde
etti. ABD tarihinde nadir görülebilecek bir geri dönüşe ve zafere ulaşan Trump,
dünya ekonomisinin de yeniden kaderini tayin elde etme gücünü elde etmiş oldu.
ABD ekonomisi cari fiyatlarla
2023 yılında yaklaşık 27,4 trilyon dolarlık gayri safi milli hasıla ile
dünyanın en büyük ekonomisidir. Dünya ekonomisi ile bütünleşmesi en yüksek olan
ABD birinci Trump döneminde dünyada korumacı politikalarla ‘yeniden büyük
Amerika’ yaratmayı hedeflemişti. Fakat Trump’ın ilk iktidara geldiği
yılda net ticaret açığı 480 milyar dolar seviyesindeyken, teslim ettiği 2020
yılında bu rakam 654 milyar dolar seviyesine çıktı. Yine ABD’nin en büyük mali
problemi olan bütçe açığı Trump iktidara geldiğinde 585 milyar dolar
seviyesindeyken, 3,2 trilyon dolar seviyesinde teslim etmiştir. Dünyanın en
borçlu ülkesi olan ABD’yi 18,4 trilyon dolarla aldığı borçları, 26,6 trilyon
dolar borçla teslim etmiştir. Trump’ın döneminde İşsizlik oranı %4,7’den %11
seviyesine çıkmıştır. Bu göstergelerin tamamında kötü bir performans
gösterdiğini göstermektedir. Yani Trump’ın ABD ekonomisini iyileştirdiği
iddiası çok doğru olmasa da borsa endeksinin artış olması ve ücretlerdeki artış
nedeniyle ABD ekonomisinde pandemi olmasaydı, her şey iyiydi propagandasını
tutturmuş oldu. Çin’e ticaret savaşı, AB ülkelerine uyguladığı korumacı politikalar
ve pahalıya mal olduğunu iddia ettiği uluslararası kuruluşlardan ayrılması gibi
konular üzerinden konuşulan ekonomi politikasının çok da başarılı olmadığını
söylemek mümkündür. Biden döneminde hızla yükselen enflasyonun sebepleri
arasında Trump’ın uyguladığı mali politikanın sonuçları da bulunmaktadır.
Trump 2.0 döneminde, FED faiz
oranlarının hızlı bir şekilde düşeceği ve genişletici mali politikalar ile ‘piyasa
dostu’(!) bir ekonomik modele geçiş yapacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca
Çin’e karşı rekabeti kısıtlayıcı politikalara da devem edeceği anlaşılmaktadır.
ABD açısından küresel ekonomideki en önemli ulusal güç, ABD dolarıdır.
Uluslararası Ödeme Kurumu (BIS) verilerine göre ortalama finansal piyasalarda
7,5 trilyon dolar seviyesindeki finansal işlemlerin yaklaşık %90’ı ABD doları
üzerinden yapılmaktadır. Bu güç nedeniyle, ABD dünya ekonomisinin belirleyici
gücüdür. Eğer Trump Çin ile korumacılık ve ticareti kısıtlayıcı politikalara
devam ederse, dolarla yapılan ticari ve finansal işlemlerin hacminde daralma
olabilir. Bu gelişme ABD ekonomisinin geleceği açısından faydalı olmayabilir.
Yine ABD dış ticaret açıkları ile dolar ile mal alarak doların dünyaya
yayılmasını kolaylaştırmaktadır. Bu politikanın bırakılması da kolay
olmayacaktır. Trump’ın ilk yıllarında Biden döneminde uygulanan sıkı para ve
mali politikanın terk edilmesi ile ABD ekonomisinin hızlı büyümesi
sağlanacaktır. Popülist Trump ekonomisi, hızlı büyüme ile hızlı borç artışı ve
mali açıkların büyümesine de neden olabilir.
Böylece Trump döneminin sonuna kadar enflasyon sorununun
önemsenmeyeceğini de söyleyebiliriz. Dünyanın en güçlü askeri sınai
kompleksinin de Trump’ı desteklediğini göz önüne alırsak Ortadoğu ve Avrupa’nın
silahlanma yarışı da teşvik edilecektir. ABD borç piyasalarının risk seviyesinin
artmaya devam edeceği gelecekteki mali krizlere yatkınlığının da artacağı
söylenebilir. ABD ekonomisinde Trump’ın son yıllarına doğru yeni mali krizlerin
de oluşacağı bir ekonomik ortamın oluşması muhtemeldir. Trump’ın ekonomi politikasında siyasette olduğu
gibi yaptıklarındaki çelişkiler nedeniyle uygulamaların dikkate alınması daha
öncelikli olması gerekir. Ya Amerika
ilk(first) ya da ilelebet aşağı doğru bir gidiş başlayacağı bir dönem
olacaktır. Bu dört yılda Çin ve Hindistan ekonomisinin ABD’ye yakınlaşması da
artacaktır. Özetle, Trump 2.0 döneminde ABD ve dünyada ekonomi de siyasette
olduğu gibi popülist ekonomik politikalarının yeniden yaygınlaşacağını söylemek
zor değildir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder