Ekonomi
programlar, piyasa ekonomisine müdahale için kullanılan hükümet politikası
araçlarıdır. Özelikle 60’lı yıllardan sonra tüm dünyada ekonomik belirsizlikleri
azaltmak ve kamu ekonomisinin hedeflerini ortaya koymak amacıyla planlı
ekonominin araçları olarak kullanılmıştır. Ekonomik plan ve programların
başarısı tartışılmakla beraber artık tüm gelişmiş ekonomilerde üç yıllık veya
daha uzun süreli planlar yaygınlaştı. Cumhuriyet tarihimizde az sayıda plan
veya program başarıya ulaşmıştır. Bunlardan en bilineni Atatürk döneminde
hazırlanan Birinci sanayi planıdır. Bu plan sanayinin hedefleri üzerinden beş
yıllık hazırlanmasına rağmen, üç yılda hedeflerine ulaşmayı başarmıştır.
Ekonomi
programları ve planlarının aslında ekonomi politikasının temel amaçları olan
fiyat istikrarının ve tam istihdamın sağlanmasını gerçekleştirilmeye çalışılır.
1960’lı yıllardan sonra ekonomik refah artırılması ve gelir dağılımının
iyileştirilmesi de ekonomik hedeflerin arasına girmiştir. Aslında ekonomide
planlama ve program anlayışının yerleşmesi 1930’lu yıllarda batı ekonomilerini etkileyen
büyük buhran sırasında yaşanan başarısızlıklar, Sovyet tipi ekonomi
politikasının kullandığı bir araç olan planların yaygınlaşmasını etkileyen bir
faktörlerden birisidir. Türkiye’de ekonomi planlama 1960’lı yıllarda darbeyle
gelen bir anlayış olarak karşımıza çıkar. 1960 yılında Devlet Planlama Teşkilatı
(DPT) kurulur. Kalkınma hedefleri ve kamu yatırım programları DPT
tarafından kamu için emredici, özel sektör için ise yönlendirici
veya yol gösterici rol oynar. Bu gelişme 1960 ile 1971’e kadar ekonomide
başarılı sonuçlar verir. Fakat 1970’li
yıllarda dünyada petrol fiyatlarının yükselmesi, Kıbrıs Barış Harekâtı nedeniyle
uygulanan ambargolar ve içerideki terör ortamı Türkiye’nin ekonomik planların
başarısız olmasına neden olmuştur. Yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle
Uluslararası Para Fonu(IMF) yardımıyla hazırlanan ekonomik programlar da başarısız olur. Türkiye’de 1980 sonrasında
ekonomik planlama geleneğinden gelen Turgut Özal gibi bürokratın başbakan
olması ile yeni ekonomik programların uygulanmasını getirmiştir. Fakat uzun süreli
olarak hem enflasyonla mücadele hem de ekonomik istikrarın sağlanması çabaları
başarısız olur. Ortalama üç yıllık dönemlerde borç veya döviz krizleri şeklinde
ekonomik istikrarsızlıklara maruz kalınmıştır. Her seferinde IMF tarafından
tasarlanan ekonomik istikrar programlarının çoğunluğu tamamlanmadan yeni bir
krizle karşılaşılmıştır. 2001 yılında ise, hem 90’lı yılların oluşturduğu,
yüksek kamu borçları, görev zararları, bütçe açıkları ve bankacılık sorunları
nedeniyle 2001 yılında son büyük kriz yaşandı. Uluslararası kurumlar hem ekonomik
önlemler programı hem de programın yöneticisini gönderdi.
Güçlü
ekonomiye geçiş başlıklı ekonomik program Kemal Derviş’in önderliğinde
uygulamaya konuldu. Programın temel amaçları;
·
Ekonomik
istikrarın sağlanması,
·
Kamu
borçlarının sürdürülebilirliğinin sağlanması,
·
Bankacılık
sisteminin regülasyonu,
·
Tarım
kesiminin küçültülmesi,
·
Kamu
kesiminin performans temelli kriterlerle denetimi ve hesap verebilir bir mali
sistemin oluşturulması,
·
Uluslararası
kurumların sağladığı kredilerin geriye ödenmesini güvencelerinin sağlanması
esaslarına dayanmaktadır.
Güçlü ekonomiye geçiş programı, Kemal Derviş’le
başlamış, fakat 2003 yılından sonra AK Parti hükümetleri tarafından devam
ettirilmiştir. Bu program bankacılığın regülasyonu, kamu kesiminin mali disiplininin
sağlanması ve fiyat istikrarının sağlanması gibi amaçların yerine getirilmesini
sağlamıştır. Buna rağmen, tarım kesiminde daha sonraları da daha büyük dengesizliklere
sebep olacak bir yapı meydana gelmiştir.
Türkiye 2018 yılana kadar
ekonomik dengelerin muhafaza edildiği bir ekonomik yapıda yoluna devam
edebilmiştir. Fakat hesap verebilir kamu kesimi ve mali yapının aşınması
nedeniyle başlayan politika değişiklikleri ardından gelen kovid döneminde aşırı
mali genişleme politikaları nedeniyle yeniden hiper enflasyon sürecine
girilmiştir. Başlayan bu sürecin yol açtığı ekonomik sorunlar, 2023 yılındaki
seçimlerden sonra uygulamaya konulan ‘sıkı para politikası ve enflasyonla
mücadele programı Mehmet Şimşek öncülüğünde uygulanmaya başladı. Program MB
politika faizinin enflasyonun üzerine çıkarılarak Türk lirasına olan güveni
yeniden tesis etmek ve fiyat istikrarının sağlamaya dönüktür. Programın ulaşmak
istediği hedefler ise, 2005 yılından bu yana uygulanan Orta Vadeli Program ve
yıllık ekonomik programlara göre belirlenmektedir.
2024 ile 2026 yılları arasındaki OVP’ye göre Türkiye’nin ekonomik hedeflerine ulaşabilmesi ile ekonomik istikrar sorunlarının çözümlenmesi hedeflenmektedir. Buna göre, Türk ekonomisinde enflasyon 2026 yılında tek haneli bir seviyeye indirilmesi planlanmaktadır. Yine ekonomik büyüme hızının %3’ten %5’e doğru çıkarılması planlanmaktadır. fakat sıkı para politikası ile büyüme oranlarının nasıl sağlanacağı tam olarak açığa kavuşturulmamıştır.
2024 ile 2026
arasındaki OVP hedefleri
|
Seçilen
Hedefler |
2024(T) |
2025(T) |
2026(T) |
2027(T) |
|
GSYİH
(milyar dolar) |
1,331 |
1,465 |
1,642 |
1,774 |
|
Büyüme
Oranı (%) |
3,5 |
4,0 |
4,5 |
5,0 |
|
İşsizlik
Oranı(%) |
9,3 |
9,6 |
9,2 |
8,8 |
|
TÜFE(Enflasyon)
|
41,0 |
17,5 |
9,7 |
7,0 |
|
Cari
İşlemler Dengesi/GSYİH Oranı(%) |
-1,7 |
-2,0 |
-1,6 |
-1,3 |
|
Bütçe
Dengesi/GSYİH Oranı(%) |
-4,9 |
-3,1 |
-2,8 |
-2,5 |
Uygulanan ekonomik program kamudaki dengesizlikleri ve mali yapıdaki finansal sorunlara çözümler sağlamakla birlikte; toplumdaki gelir dengesizlikleri ve özel sektördeki finansal sıkıntılar ekonomik programın henüz çözemediği sorunlardır. Türkiye’nin çevresindeki savaşlar nedeniyle artan jeopolitik riskler ve Türkiye’nin hane halkı ile özel sektör sorunları programın hedeflere ulaşmasındaki ciddi engeller olarak düşünülmelidir. Türkiye için krize girdikçe ekonomik programlar uygulayan bir ülke olmaktan istikrarlı büyüme ve güven veren bir piyasa ekonomisi olmak için ekonomik programları uygulaması daha faydalı olacaktır. Ümit ederiz ki, ekonomik programdaki hedeflere ulaşılır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder