Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı-2023 seçimlerinden sonra başlayan ekonomik politikasındaki değişim öncelikle faiz ve para politikası üzerinden yürütüldü. Şimdi ise tartışmalarda, kamu harcamaları ve vergi politikası unsurlarına bağlı olarak devam ediyor. Burada temel sorun, ekonomik programın eklektik bir şekilde ele alınmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü sistem yaklaşımı esasında hazırlanmış olsaydı, program da para, maliye ve borç politikası ile birlikte regülasyon takvimi de birlikte hazırlanmalıydı. Bütün tartışmaların ötesinde vergi reformu veya gelirler politikası düzenlemeleri üzerinden kritik yapacak olursak aşağıdaki değerlendirmeleri yapabiliriz:
1) Program taslak veya henüz
tamamlanmamış durumdadır. Dolayısıyla tartışmalardaki hususların sürekli
değişebileceği varsayımı üzerinden değerlendirmeler yapılacaktır.
2) Kurumlar
vergisinde tartışılan konular; a)
Farklı vergi oranlarının uygulanması; b) asgari kurumlar vergisi ve c) İstisna
ve muafiyetlerin kaldırılması. Kurumlar vergisi, yatırım iklimi açısından en
çok temel alınan unsurdur. Uluslararası yatırım politikasını farklı oranlar
üzerinden yürütülmesi olumsuz etki yapacaktır. Bunun yerine istisna ve
muafiyetlerin kaldırılıp vergi oranın belirli bir seviyeye indirilmesi hem
vergi gelirlerini artıracak hem de vergi adaletini sağlayabilecek yaklaşımdır.
Asgari kurumlar vergisi G20 vergi politikası sürecinde uzun süredir tartışılan
ve ülkelerde uygulanma eğilimi artan bir konu olduğu için Türkiye'de bu trende
katılabilir.
3) Gelir
vergisi ile ilgili hususlar, a) Asgari gelir vergisi
uygulamasının getirilmesi; b) Borsa kazançlarının veya işlemlerinin
vergilendirilmesi; c) basit usulde vergilendirilmenin kaldırılması vb
düzenlemeler.
Asgari gelir vergisi kısa dönemde
vergi gelirlerini artırsa da zamanla minimum vergi beyanı üzerinden devam
edecek bir potansiyeli taşımaktadır(Asgari ücret uygulamasında olduğu gibi). Yani
uzun dönemde vergi gelirlerini olumsuz etkiyebilir. Dolayısıyla gelir
vergisinin artan oranlı olarak devam etmesi vergi adaleti açısından daha
yararlı olacaktır.
Borsa kazançlarının veya
işlemlerinin vergilendirilmesi yatırım politikasını olumsuz etkileyecek temel
husustur Özellikle temettü üzerinden alınan vergilerin azaltılması hem
şirketleşmeyi hem de vergi tabanının genişlemesini teşvik edecektir.
Basit usulde vergilendirilenlerin
yerine beyan usulünün getirilmesi mümkündür.
4) KDV ile ilgili
hususlar; Devreden KDV'nin iadesi
sorunları. Kamunun burada daha çok kayıt dışı ekonominin temel unsuru olan
sahte belge(naylon fatura) ve istisnaları gözden geçirmesi daha faydalı
olacaktır.
5) ÖTV
ve diğerleri; ÖTV engelli araçların mirasçılara intikalinin
vergilendirilmesi hususu. Türkiye’de araçlardan alınan ÖTV ve üzerinden
hesaplanan KDV’nin yüksekliği nedeniyle araç tüketimi kısıtlanmaktadır. Bunun
yerine ÖTV oranlarının düşürülmesi, ikinci el araç alım satımının
vergilendirilmesi daha önemlidir.
6) diğer
hususlar; gider beyanı konusu ise vergi tartışmalarında önemli yer
tutacaktır. İşletmelerin ve kişilerin eğlence ve özel kullanımla ilgili
giderlerinin tamamını gelirlerinden mahsup hakkının verilmesi ile kayıt dışı
ekonominin de önlenmesine katkı sağlanacaktır. Gider beyanı önemli bir katkı
sağlasa de Türkiye'de gayrimenkullerin değerlemesinin yapılması ve sahip olunan
servet unsurlarının ekonomik değerlerinin güncellenmesi ile oluşacak değer
artışları vergileme kapasitesine daha fazla katkı sağlayacaktır.
Sonuç olarak, yeni vergi taslağı tartışmaları daha çok vergi gelirlerinin artırılması amacını taşıdığı görünmektedir. Bunun yerine enflasyona endeksli veya değişken faizli uzun dönemli borçlanma araçlarında nakit sağlanarak yatırım politikasının yönetilmesi ve vergileme de adaletin sağlandığı yeni bir yaklaşımın ortaya konulması daha önemli olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder