28 Mayıs 2023 Pazar

2023 Seçimine Dair Gözlem ve Analiz

 2023 yılı seçimleri sona erdi. Seçimi Cumhurbaşkanı Sn Tayyip Erdoğan ve Cumhur İttifakı kazandı. Memleketimize hayırlı olsun! Yüzyılın seçiminde Cumhurbaşkanı yüzyılın galibiyetini almış oldu. 

Seçimler neden böyle bitti? sorusunun cevabına dair benim gözlem ve analizim aşağıdaki gibidir:

  • Başkanlık sisteminden halkın çoğunluğu memnundur. Parlamenter sistem, Türkiye'nin büyük krizlerinin ve ekonomik sorunlarının olduğu sistemdir. Dolayısıyla 40 yaşından büyük olan herkes parlamenter sistemin için geçmişin kötü yönlerini canlandırdığı unutuldu. Başkanlık fikri daha önce Süleyman Demirel ve Turgut Özal tarafından savunulmuş ve olgunlatırılmış bir fikirdir. Buna karşı söylemlerin daha yalın ve rasyonel olarak açıklanmalıdır. Yalnız başkanlık sisteminin adeletli bir şekilde dönüştürülmesi Türk siyasetinin en büyük misyonu olmalı, muhalefetin bu konuda çabalara ortak olması kendisinin gelecek seçimlerdeki performansını etkileyecektir. 
  •  Türk milliyetçiliği, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran ve Atatürk'ün de savunuğu bir fikirdir. Bunun karşısında beynelmilel fikirlerin başarılı olması beklenemezdi. 
  • Ayrılıkçı terör örgütü PKK'ya yakın olana Türk milleti oy vermez. Çünkü terör örgütleri ve ayrılıkçı terörizm fikri, 40 yıldan fazla milletin canını, malını ve hayat alanını yağmalamıştır. Milletin refah ve barış içinde yaşamasına müsade etmeyen ABD ve batılı ülkelerin desteği ile ülkedeki düzeni bozmaya çalışımasına izin vermesi beklenemezdi. Aynı zamanda FETÖ ve diğer terör örgütlerinin yeniden güçlenmesi tehlikesi de milletin tepkisine neden olan davranış biçimlerindendir. 
  • Ülkenin uzun yıllardır yapılamayan büyük kamu yatırımlarını yapması ve savunma sanayi yatırımları küçümsenerek oy toplanamaz. Özellikle bu yatırımlara bütün milletin ortak malı olması açısından bu yatırımlara alaycı ve küçümseyici tavır milletten kabul görmemiştir. 
  • İntikamcı ve kaosa dönük söylem milleti korkutur! Sadece tek adam söylemi ile iktisarı düşürmek üzerine kurgulanan seçim söylemi korkutucu ve kaos içeren bir söylemdir. Özellikle son dört yıldır yaşanan ekonomik sorunlara rağmen, birçok yatırım ve kazanım sağlayan iktidara karşı, imtikamcı ve yargılayacağız yorumları özellikle de terör örgütlerine yakın siyasi partilerin söylemleri, milleti iktidara sahip çıkmaya itmiştir. 
  • Hedefsiz ve programsız ekonomik söylemler karşılık bulmamıştır. Muhalefetin  sürekli olarak popülist yaklaşımları, hükümetin elindeki imkanları kullanmasına fırsat verdiği için seçimin kaybedilmesinde etkilidir. Hepsi birbirinden yıldız futbolculardan oluşan futbol takımı gibi bir ekonomi kurmay ordusu, ayağı yere basan, güven veren ve net hedefleri olan bir ekonomi programı ortaya koyamamıştır. Özellikle yüksek enflasyon, istikarsız büyüme ve yüksek cari açık döneminde bu başarısızlık daha ciddi analiz edilmelidir. 
  • Batılı yayın organları ve siyasi mekanizmaların desteği milletin tepsine neden olmaktadır. Özellikle diktatör ve seçimi muhalefetin kazanması gerektiği söylemi de milletin tepkisini çekmiştir. 

Sonuç olarak, seçim bitmiştir. Seçimi kazananların işinin başında adeletle  ve milletin refahını artıracak politikalara yönelmeleri gerekir. Seçimi kaybedenlerin milleti suçlamak yerine, empati ve öz eleştiri yaparak sonuçları değerlendirilmesi gerekir. 

Seçimlerin sonucu, memleketimize hayırlı olsun! 

15 Mayıs 2023 Pazartesi

2023 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine dair gözlemler ve değerlendirme

 Türkiye, Cumhuriyetimizin 100. yılındaki en kritik seçimlerinin ilk aşamasını tamamladı. Seçim sonuçlarının memleketimize hayırlı olmasını dilerim. 

Elde edilen sonuçları belirleyen faktörler aşağıdaki gibi değerlendirilebilir:

1) Güvenlik ve terör korkusu en önemli değişken

Türk insanı yaklaşık 40 yıldır devam eden terörün yolaçtığı korkuları derinden hissetmektedir. Uluslararası veri tabanlarına göre 1975 ile 2019 yılları arasında Türkiye'nin şehirlerinde ikiyüzbinden fazla terörist eylem(bombalama, suikast, köy basma vs) gerçekleştirildi. Benim hesaplamalarıma göre Türkiye'de başta PKK ve diğer terör örgütlerinden kaynaklanan (izleyebilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=xoqFC_TK7e0&t=634s) 1 trilyon dolardan fazla ekonomik refah kaybına sebep oldu. Bu korku  Türk milletinin derin korkularından birisidir. Ülkedeki siyasi istikrar ve güvenlik ortamı tercihlerde en önemli etkendir. Özellikle milliyetçi saiklerle tercihte bulunan seçmenin kararlarını konsolide etmesini sağladı. Özellikle MHP tabanının çok güçlü olduğu tekrar anlaşıldı. 

2) Uzun Dönemli Ekonomik Kazanımların hafızadaki yeri

Türkiye'de küçük ve orta firmaların ekonomik ortamda artan rolü, Ankara, Konya, Bursa, Kayseri, Afyonkarahisar, Kahramanmaraş ve Uşak gibi illerin ekonomik gelişimleri ile artan ihracat ve sanayi gelirlerinin artışı yüksek enflasyona rağmen seçmen tercihlerini iktidar yönünde vermişlerdir. Ayrıca 2007 yılından bu yana yapılan altyapı yatırımları, savınma sanayi yatırımları ve 2002'ye göre 3,2 kat artan ekonomik refah halen yaşayan nüfus tarafından farkedilen bir unsur olması da önemlidir. 

Ayrıca 2023 için iktidarın tamamladığı TOGG, Uçak Gemisi, Nükleer Enerji Santrali ve Doğalgaz bulunması  gibi icraatların da toplumda karşılığının olduğu anlaşılmaktadır. 

Yine ekonomideki sorunlara rağmen, çözüm yollarının da iktidar tarafından sağlanabileceği ve muhalefetin sistematik bir ekonomik program yerine tek tek birbiri ile çelişebilen yaklaşımları da insanların ekonomik istikrarı koruma davranışına yönlendirdi. 

3) Adaletle İlgili Vurgunun Yanlış Tanımlanması

Adaletle ilgili vurgularda terörle ilişkili kesimler üzerinden tanımlanması da toplum tarafından kabul görmedi. Buradaki adaletin yeni bir tarafsızlık alanı meydana getirmesi yerine, kendi taraflarının karşı tarafa suçlamalar yöneltiği ve yargının yeni bir yönlendirme sürecine gireceği korkusu meydana getirdi. Teröre yakın grupların adalet mekanizması tarafından aklanacağı endişesi de  tercihleri iktidar ve ortaklarını doğru yaklaştırmış görünmektedir. 

4) Cumhurbaşkanı adayının ve parti listelerinin toplumdaki kabul oranının nispi düşüklüğü

Muhalefet adayının açıklanmadan önceki anketlerde önce olan isimlerin aday olmaması da seçmen de tercihlerinin değişmesini etkiledi. Ayrıca ittifak adaylarının parti yönetimleri tarafından tek yönlü belirlenmesi nedeniyle, seçmen davranışlarının ikinci en iyi tercihlerine veya kerhen destekledikleri adaylara doğru yönelmesinindeki zorluklar seçim sonuçlarını belirledi. 

5) Seçim taahhütlerinin belirsizliği

Muhalefetin seçim beyannamelerinin uzun ve anlaşılmayan protoller olarak algılanması da  önemli sebeplerdendir. Seçim sürecindeki program ilkelerinin çokluğu karmaşık ve mesajın anlaşılmasını zorlaştırıcı etkileri olmuştur. Bunun yerine anafikri iyi vurgulanmış ve hedefleri net ekonomik program daha fazla ilgi uyandırabilirdi. 

6) Uluslararası Desteklerin İktidara Karşı Olması

Economist dergisi başta olmak üzere Cumhurbaşkanı Sn. R. Tayyip Erdoğan'ın doğrudan şahsına yönelik yayınları, iktidara yakın seçmenin savunma reflekslerini harekete geçirdiği anlaşılmaktadır. 

7) Muhalefetin Seçimi Kazanmış Gibi Davranması

Özellikle partilerin bakanlıkları paylaşması ve henüz seçim yapılmadan medya, iş dünyası üzerinde paylaşım tartışmalarının yapılması da iktidara yakın seçmenin konsalidasyonunu etkilenmiş görünmektedir. 

Sonuçta, yüksek enflasyon ortamında Cumhur ittifakının oylarını koruması ve Cumhur İttifakının seçimleri önde tamamlamasında muhakefete yakın medyanın küçümseyici tavırlarının da etkisinin olduğu anlaşılmaktadır. 

8) Eski adaylardan yeni performans beklentileri

Seçimlerde çok sık yenilgi almış ve yer değiştirmiş siyasi aktörlerin yeniden ümit gibi sunulması da seçmen tarafından kabul görülmemiştir. Ayrıca ittifakların parti seçmenlerin sevdiği kimselerin adaylığını kabul etmemesi veya sıralamalarının dezavantajlı olması da tercihleri etkilemiştir. 

Türk seçmenin sakin ve soğunkanlı bir şekilde seçimlerin ilk aşamasını gerçekleştirmesi de takdire şayandır. İkinci tur seçimlerinin memleketimiz için hayırlı olması ve ülkenin gelişmesini sağlayacak sonuçlar ortaya çıkarmasını temenni ederim.

Ülkemiz için iyi olan kazansın!. 

12 Mayıs 2023 Cuma

Türkiye’de Terörün Ekonomik Maliyeti (Türkiye’nin Terörle Mücadelesi Sempozyumu - 2. Panel)



https://www.youtube.com/watch?v=xoqFC_TK7e0&t=1104s

Terör, piyasa ekonomisinin işleyişini aksatması, doğrudan verdiği zararlar ve ekonomik güvenliği ortadan kaldırması neeniyle çok yönlü olarak ekonomiyi etkilemektedir. Türk ekonomisi yetmişli yılların ikinci yarısından beri milli sınırlar içerisinde ayrılıkçı terör örgütü ve uluslararası terör tehditlerine maruz kalmaktadır. Türkiye’de terör, bölgesel geri kalmışlık, ekonomik istikrarsızlık, finansal maliyetlerin yüksekliği, turizm sektörü kayıpları, iç göç baskısı ve yatırımların aksaması gibi çok değişik yönlerden ekonomiyi olumsuz etkilemektedir.

Türkiye, 1975-2020 yılları arasında iç karşıklıklar, terör olayları, ayrılıkçı terör örgütü eylemleri, küresel destekli terör örgütlerinin darbe girişimleri, kırsal alanda terör örgütüyle çatışma, şehirlerde bomblama ve işgal gibi çok değişik terör kaynaklı şiddet ve ekonomik zararlarla karşılaşmıştır. Terörün ekonomik etkilerinin tamamını tespit etmek mümkün olmamakla birlikte, değişik yöntemlerle tahmin yapılmaktadır. Terörün ekonomik maliyetleri incelendiğinde doğrudan ve dolaylı maliyetler sınıflandırarak tahmin edilmesi yaygın bir yaklaşımdır. Bu çalışmada insani kayıpları maliyeti dışında, maddi hasarlar, iç güvenlik harcamalarındaki artış ve milli gelir kayıpları doğrudan maliyet unsurları olarak hesaplanmıştır. Dolaylı maliyet olarak ta, iç güvenlik harcamalarındaki artışların fırsat maliyeti tespit edilmiştir.

Sonuçta, Türkiye’nin 46 yıllık terör maliyeti yaklaşık asgari 928 milyar dolar ile 1,250 trilyon dolar arasında  tahmin edilmiştir. Bu kayıp Kahramanmaraş ve çevresindeki 11 ildeki deprem felakatinden on kattan daha büyük  zarardır. Bu tahmin benzer çalışmalara göre düşük hacimli olmakla birlikte, daha gerçekçi yöntemlere dayanmaktadır. Ayrıca terör nedeniyle yapılan askeri harcamalar ile savunma harcamalarının çoğu çalışmada birlikte değerlendirmesi nedeniyle ekonomik değerleri artırmaktadır. Yine doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesinin geleneksel ve tarihi gelişme sorunlarının tamamının terör meselesi olarak sınıfladırılması da çoğu çalışmanın  izlediği yöntemdir. Bu çalışmada Türkiye bütün olarak ele alınmış ve terör nedeniyle meydana gelen kayıplara odaklanılmıştır. Tespit edilen ekonomik kayıp çarpan etkisiyle mutlaka daha fazla ekonomik gelişme sağlayabilirdi. Ayrıca terörün yatırım ortamını bozması ve girişimciliğe psikolojik engeller getirdiği de doğrudur. Fakat bunların ekonomik değer olarak tespiti güçtür. Bundan sonraki çalışmalarda, maddi hasarların envanterinin arşivlerden yeniden çalışılması ile gerekçe değer tespitlerine odaklanılması, bölgedeki kırsal arazinin ne kadarının terör nedeniyle kullanılmadığı, işyeri kundaklamalarının sayısının çıkarılması ile doğrudan mikro verilerden daha güçlü tahminler yapılması mümkün oalcaktır. Yine sektörel etkilerin ayrı tespit edilmesi ve fırsat maliyetinin sektörlere göre hesaplanması çalışmaların açıklama gücünü artıracaktır.

rk ekonomisi 1975 yılından bu yana terör nedeniyle, beşeri sermayesini kaybetmekte, piyasa sistemini geliştirmekte zorlanmakta, milli gelirindeki azalmalar nedeniyle refah kaybına uğramaktadır. Türk ekonomisi minumum yaklaşık 1(bir) trilyon dolar seviyesinde tahmin edilen ekonomik kayıpları değerlendirdiğinde ilk on beş ekonomi arasında yer alabilirdi.  Özetle, terör sorunun tamamen çözümlemesi ve terörle etkin mücadele  ile Türk ekonomisinin gelişme gücü de hızlandırılabilecektir.

 

 https://www.youtube.com/watch?v=xoqFC_TK7e0&t=1104s



https://www.youtube.com/watch?v=xoqFC_TK7e0&t=1104s

Trump Stagflasyonu