Son on yıldan beri Türk ekonomisi kendine güveni artarak, her alanda
iddialı duruma geldi. Özellikle 2008 ABD merkezli finans krizinden sonra Avrupa
ekonomilerinin durgunluğa girmesiyle birlikte, göreceli olarak Türk
ekonomisinin kendine güveni arttı. Bu güven, Türk borsasının değerinin
artmasını ve şirketlerinin bölgesel ve küresel aktivitelere yönelmesini kolaylaştırmaktadır.
Ayrıca Merkez bankasının başarılı para politikası, maliyenin 2012 yılındaki
kısmi bozulmaya rağmen istikrarlı gidişi ve bankacılık kesiminin sağlam
finansal yapısı bu güvenin destek unsurlarıdır.
Türk ekonomisinin sağladığı güvenle bu günlerde konuşulan soru, ‘Türk lirasının bölgesel bir para birimi
haline gelebilmesi mümkün müdür?’ Öncelikle
Türk Lira’sının çapa olduğu bir alan oluşması, Türkiye’nin lehine ve olması
gereken bir husustur. Türk ekonomisi 2005 yılında parasından altı sıfır atarak
para birimini güçlendirmesi ve istikrara kavuşturması ile Türk parasının iç
piyasadaki güveni artmıştır. Yine faizlerin on yıl önceki %60’lar seviyesinde
%10’un altına inmesiyle de paraya dair endişeler çoğunlukla giderilmiştir. Son
olarak ta, Türk Lirası’nın bir sembole kavuşması ile birlikte döviz
piyasalarındaki işlem yapılabilirliği açısından önemli bir gelişme
sağlanmıştır. Bütün bu gelişmeler Türk Lira’sının bölgesel bir para birimi
olarak kullanılmasını sağlar mı? Henüz net bir cevap vermek için erkendir.
Bir paranın bölgesel bir para birimi haline gelebilmesi için belirtilen
üç önemli husus vardır:
(1)
Derin ve Geniş
bir finans piyasalarının oluşmuş olması gerekir. Dünyanın en çok kullanılan
para birimlerine sahip ülkeler(ABD, İngiltere, Japonya, İsviçre vb.) aynı
zamanda en büyük finans piyasalarıdır. Türkiye’de finans piyasalarının
büyüklüğü henüz dünyadaki işlemelerin %1 seviyesini aşamamıştır. Bu konuda
İstanbul’un uluslararası finans piyasalarının bir unsuru haline gelmesi için
gayretler devam etmektedir.
(2)
Uluslararası ticaretteki payının yüksek olması gerekir.
Türkiye’nin ihracatındaki artışa rağmen, hala dünya ihracatındaki payı
1990’ların üzerinde değildir. 2011 yılında dünya ihracatındaki payı, WTO’ya
göre yaklaşık %0,74’dür. Dolayısıyla ihracat yaptığı işlemleri Türk Lirası
üzerinden yaparak TL’nin bölgesel bir para birimi haline gelmesi pek mümkün görünmemektedir.
Özellikle dünyada Çin büyük ihracatına rağmen, halen kendi parasını küresel bir
para birimi haline gelmesini sağlayamamıştır. Türkiye’nin ithalatı da, %1,31
seviyesindedir. Ticaret hacmi %1 seviyesindedir. Dolayısıyla Türk
ekonomisindeki tüm gelişmelere rağmen, ticaret yoluyla parasının kullanılması
kolay değildir.
(3)
Küresel
bankacılık faaliyetlerindeki etkinliğinin yüksek olması gerekir. Dünya
ekonomisinde ağırlığı olan ekonomilerinin küresel bankaları, kendi para
birimlerinin kullanılmasında önemli aracılardır. Örneğin siyasi olarak
etkinliği düşük olmasına rağmen, gelişmiş bankacılık sistemiyle İsviçre
parasının kullanımı yaygındır. Türkiye’nin kendi bankalarının Kuzey Kıbrıs,
Yunanistan, Romanya, Rusya, Azerbaycan gibi bölge ülkeleri ile gurbetçilerin
yaşadığı ülkeler dışında henüz şubeleri bile yoktur. Dolayısıyla Türk
Lira’sının kullanımı açısından küresel/ bölgesel ölçekte güvenilir Türk
bankalarının gelişmesi gerekmektedir.
Türk Lira’sının kullanımı ile göstergeler de, TL’nin henüz bölgesel bir
çapa oluşturabilecek boyutta olmadığını göstermektedir. BIS tarafından spot
işlemlere dayanarak yapılan istatistiklerde TL’nin 2004’e göre, 2007 ve 2010’da
daha fazla kullanıldığını göstermektedir. Fakat bölgesinde bulunan ülkelerden,
Rusya ve Çin para birimlerinin daha fazla kullanıldığı ortaya çıkmaktadır. Bu
göstergeye göre, Türkiye’nin Ortaasya’ya doğru bir para alanı oluşturmak
isterse Rusya ve Çin’in karşısında rakip olduğunu bilmesi gerekir(Tablo 1).
|
Tablo 1.
Para Birimlerinin Spot Kullanım Yüzdeleri |
|||
|
Döviz Türü |
2004 |
2007 |
2010 |
|
ABD Doları |
88,0 |
85,6 |
84,9 |
|
Avro |
37,4 |
37,0 |
39,1 |
|
Japon Yeni |
20,8 |
17,2 |
19,0 |
|
Pound |
16,5 |
14,9 |
12,9 |
|
İsviçre Frankı |
6,0 |
6,8 |
6,4 |
|
Won |
1,1 |
1,2 |
1,5 |
|
Rupi |
0,3 |
0,7 |
0,9 |
|
Ruble |
0,6 |
0,7 |
0,9 |
|
Yuan |
0,1 |
0,5 |
0,9 |
|
Türk Lirası |
0,1 |
0,2 |
0,7 |
|
Kaynak:
BIS |
|||
TL’nin bölgesel kullanımı daha çok, yakın komşuları ile Kuzey Irak
bölgesinde yaygınlaşmaktadır. Bu gelişme önemlidir. Fakat rakip para
birimlerinin dünyadaki kullanımlarına bakıldığı zaman, uzun süreli gelişmeler
sonucunda bir ilerleme sağlanabilecektir. Kendi sınırları dışında Türk
Lira’sının kullanımında 2004 yılına göre 2010 yılında beş kat seviyesinde bir
artış vardır. Türk dünyasının olduğu coğrafyadaki büyük güçler olan Hindistan,
Çin ve Rusya’nın para birimlerinin miktarı TL’den fazladır (Tablo 2). Bu durum
TL’nin bölgede para birimleri ile sıkı bir rekabete muhatap olacağını
göstermektedir.
|
Tablo 2. Seçilmiş Ülke Para Birimlerinin Coğrafi
Olarak Kullanım Yüzdeleri ve Dolar Karşılığı Olarak Değeri |
||||||
|
Ükeler |
2004 |
2007 |
2010 |
|||
|
Miktar (ABD
Doları) |
% |
Miktar |
% |
Miktar |
% |
|
|
Çin |
0,6 |
0,0 |
9,3 |
0,2 |
19,8 |
0,4 |
|
Hindistan |
6,9 |
0,3 |
38,4 |
0,9 |
27,4 |
0,5 |
|
Japonya |
207,4 |
8,0 |
250,2 |
5,8 |
312,3 |
6,2 |
|
Rusya |
29,8 |
1,1 |
50,2 |
1,2 |
41,7 |
0,8 |
|
Türkiye |
3,5 |
0,1 |
4,1 |
0,1 |
16,8 |
0,3 |
|
İngiltere |
835,3 |
32,0 |
1.483,2 |
34,6 |
1.853,6 |
36,7 |
|
ABD |
498,6 |
19,1 |
745,2 |
17,4 |
904,4 |
17,9 |
|
Kaynak:BİS |
||||||
Dikkat çekici bir nokta da, İngiltere’nin para biriminin kendi ülkesi
dışında çok kullanılan bir para birimi olduğu ortaya çıkmaktadır. İngiltere’nin
döviz piyasalarının gelişmişliği ve Birleşik Krallığa bağlı ülkelerde de
İngiliz para biriminin kullanılması, İngiltere’nin sınırları dışında kendi
parasının kullanılmasını kolaylaştırmaktadır.
Bugünkü şartlar altında, Türk Lira’sının kullanıldığı bir para alanının
kısa vadede kurulması mümkün görünmemektedir. Türkiye’nin TL’nin hâkim olduğu
bir para alanı oluşturmak için, öncelikle finansal piyasalarını çeşitlendirmesi
ve derinleştirmesi, ticaret hacminin artırılması ile bölge içi finans
işlemlerinin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Türkiye’nin Avro alanının
dışında kalma iradesi AB’nin ekonomik krizinin getirdiği önemli bir tecrübedir.
Türkiye gelecekte Avro alanına katılmama iradesi gösterirse doğru bir strateji
izlemiş olacaktır. Fakat kendisinin bir para alanı oluşturması şu andaki
verilere göre oldukça zordur. Ayrıca küresel döviz savaşlarının devam ettiği bu
cağda hazırlıkları tamamlamadan, para alanı oluşturma düşüncesinde olduğunun
belirtilmesi döviz savaşına tedariksiz katılma sorununa neden olabilir. Türk
Lira’sının kullanıldığı bir para alanı fikri göz kamaştırıcıdır. Bu fikrin
gerçekleştirilmesi için Türkiye’nin on yıllık bir strateji geliştirmesi ve
stratejik plan hazırlaması daha doğru olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder