25 Mart 2026 Çarşamba

Dünya Ekonomisi Borç Krizine mi Gidiyor?

 Küresel ekonomi, tarihin en büyük borç yüklerinden birinin altında eziliyor. Devletler, bir yandan harcamalarını finanse etmek, diğer yandan krizleri yönetmek için her geçen gün daha fazla borçlanıyor. Peki bu devasa para yığınları (tıpkı kapaktaki gibi dolar desteleriyle dolu binalar) ne zaman ve nasıl patlayacak? Görseldeki saatli dinamitlerin ekranı "0:00"ı gösterirken, fitiller ateşlendi bile...

Bu videoda, küresel borç krizinin anatomisini çıkarıyor ve en kritik soruyu soruyoruz: Borç Bombası Patlar mı?


18 Mart 2026 Çarşamba

ABD/israil Saldırıları ile başlayan İran Savaşı'nın Yirminci Gününde Ekonomi

 28 Şubat 2026 tarihinde İsrail ve ABD saldırıları ile başlayan İran Savaşı sürekli olarak belirsizlik ve olumsuz ekonomik etkiler üretmeye devam etmektedir. Belli başlı borsaları ve emtia fiyatlarını incelersek bu gelişmeler rahatlıkla anlaşılaccaktır.

Savaşın yirminci gününde ABD/israil, İrandaki bankaları, petrol tesislerini, havaalanlarını, füze rampalarını ve devrim muhafizlarına ait alanları sürekli olarak bombalamaktadır. İran'da başta İsrail olmak üzere körfezdeki ABD askeri ve sivil alanlarını balistik füzelerle  ve dronlar ile vurmaktadır. Bu gelişmeler, savaşın kısa sürede bitme ihtimalini azlattığı gibi ekonomik maliyetlei de artırmaktadır. 

Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi, 

  • brent petrol 20 günde 41 dolar artarak 110 dolar bandını geçti. Bu gelişme, Asya'da ve Avrupa'da petrol ve arz kaynaklı enflasyunu körükleyecektir. 
  • Dow Jones endeksi, savaşın başından bu yana 3425 puan, yaklaşık %7 kayıp var,
  • Euro Stock endeksi ise %6'nın üzerinde bir kayıp yaşamaktadır. 
  • İngiltere borsasındaki kayıp ise yaklaşık %3,5 seviyesindedir.




Savaşın yirminci gününde İran'da petrol ve doğal gaz alanlarının İsrail tarafından bombalanmasına misilleme olarak Körfez ve Suudi petrol alanlarına İran füzeleri  düştü. Yani savaşın şiddeti artarken, ekonomik maliyetler de  yükselmektedir. 

Türkiye'de geçen ay sanayi üretiminin azalması, cari açığın artması ve dolar endeksindeki artışların etkisi nedeniyle hem finansal piyasalarda olumsuz etkilerin belirmesi sözkonusudur. Özellikle iki aydır yüksek gelen enflasyonun savaşın kısa sürede sona ermesi halinde Mayıs ayından sonra hız kesmesi mümkün olabilir. Fakat petrolün bu seviyeden en olumlu tahmin olarak 75 dolara kadar düşmesi halinde bir beş milyar dolar seviyesinde cari açığa ek maliyet ve maliyet enflasyonu artırıcı etkiler yapabilir. 

Yirmi günde en önemli gelişme, ABD'nin inandırıcılığının azalması ve küresel ekonomide istikrarı sağlama rolünün ortadan kalması risklerinin oluşmasıdır. 

Ümit ederiz ki, bu savaş kısa sürede sona erer ve ekonomik istikrar kısa sürede sağlanır. 

16 Mart 2026 Pazartesi

Dünyayı Yok Eden Sanayi: Askeri Sanayi Kompleksi

 


Barışın sadece diplomatik bir yanılsama, savaşın ise trilyon dolarlık devasa bir sektör olduğu bir dünyaya hoş geldiniz.

Sınırların ötesinde uçuşan füzeler, gökyüzünü yırtan savaş uçakları ve dünyanın dört bir yanına yayılan çatışma alanları... Peki, bu bitmek bilmeyen kaosun asıl kazananı kim? "Dünyayı Yok Eden Savaş Endüstrisi: Askeri Sanayi Kompleks", gölgelerin ardında işleyen o karanlık çarkı ve savaştan beslenen küresel ekonomiyi cesurca gözler önüne seriyor. Silah tüccarlarının, devasa savunma şirketlerinin ve devlet politikalarının nasıl iç içe geçtiğini; insan hayatının nasıl birer "istatistik" ve "kâr marjı" haline getirildiğini sarsıcı gerçeklerle ele alan bu çalışma, dünya haritası üzerinde oynanan kanlı satrancın şifrelerini çözüyor. İnsanlığın geleceğini tehdit eden ve dünyayı adım adım yok oluşa sürükleyen bu amansız sistemin anatomisini keşfetmeye hazır olun. Çünkü gerçek barış, ancak savaşı kimin ürettiğini anladığımızda mümkün olabilir.

4 Mart 2026 Çarşamba

ABD/İSRAİL’İN İRAN’A SALDIRILARI VE EKONOMİK ETKİLER

 

1           ABD/İSRAİL’İN İRAN’A SALDIRILARI VE EKONOMİK ETKİLER§

ABD’nin 28 Şubat 2026 Cumartesi günü yaptığı askeri operasyon ile İran’ın Devlet Başkanı ve Şii’lerin dini reisi Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü. Böylece ABD ve İsrail’in birlikteliğinde İran Savaşı başlatılmış oldu.  Dünya tarihinde nadir rastlanan askeri, siyasi ve ekonomik operasyonların bazıları Trump’ın yönetimindeki ABD tarafından art arda gerçekleştirilmektedir. Bunlardan ilki, Venezüella Devlet Başkanı Maduro’nın gece yatağının alınması ile Güney Amerika’daki Petrol ve ticari geçiş yollarının tamamının Amerika’nın kontrolü altına alınacağını Latin Amerika’nın ABD çıkarlarına yönelik kullanılmasını ifade eden Monroe Doktrini yerine daha radikal bir değişim modeli ile  Donroe Doktrini olarak deklare edilmesi[1], ikinci ise İsrail’i nükleer ve askeri güç olarak  tehdit eden ve Çin’e petrol satışı ile ticari ilişkilerini devam ettiren ve Hürmüz Boğazını kontrol eden İran’ın yönetimini değiştirmek isteği ile İran Devlet Başkanı öldürmüş ve İran’ın stratejik askeri ve ekonomik tesislerine operasyonlarını sürdürmektedir. Bunun karşılığında İran’da hem rejimi konsolide etmeye hem de füzelerle misilleme yaparak karşılık vermektedir. Bu makale, bu savaşın kökenleri, ekonomik temelleri ve etkileri üzerine değerlendirme yapmak amacındadır.

1.1       ABD/İsrail ve İran Mücadelesinin   Tarihi Kökenleri

İki yüzyıldan bu yana İran, İngiltere ve ABD’nin emperyal hedeflerindedir. 1800’lü yıllarda Rusların Hindistan’a ulaşma stratejilerinin engellenmesi için Büyük Oyun[2] içerisinde İran’ı ele geçirmeye çalıştı. 1901 yılında İran’da petrol bulununca 1908 yılında İran-İngiliz Petrol Şirketi[3] kurulduktan sonra 1909 yılında İran petrollerinin satışını bu şirket yaptı. 1946 yılında İngiltere ve Sovyetler Birliği İran’ı işgal etmesi de emperyalizmin İran’daki emellerini göstermesi bakımından önemlidir. 1951 yılında İran Petrol şirketi dönemdeki İran Başbakanı tarafından ‘millileştirme’ kararı üzerine CIA ve İngiltere tarafından organize edilen operasyon ile 1953 yılında darbe ile devrildi. İdam ile yargılandıktan sonra, müebbet hapse atıldı. Daha sonra şah rejimi ile petrol gelirleri halktan alınarak batıya aktarılmaya devam etti. Memnuniyetsizlikler artınca halk ve esnaf teşkilatı 1978 ve 1979 yılları arasında ayaklanarak Şah rejimini, Ayetullah Humeyni liderlinde İslam Devrimi ile devirdi. Humeyni sonrasında petrol gelirleri millileştirildi, halkı rahatlatacak reformlar yapıldı. Fakat kısa sürede başlayan İran-Irak Savaşı ile içeride rejim radikalleşirken, Ortadoğu’ya rejim ve fikir ihracı çalışmalarına da başladı.

2000 sonrasında ABD Körfez müdahaleleri başladıktan sonra ABD’nin işgal ettiği ülkelerde ve İsrail’e karşı Suriye, Lübnan gibi ülkelerde kendisine yakın vekil Hizbullah gibi örgütleri araç olarak kullandı. 1950’lilerde başlayan nükleer programını geliştirip kullanmaya çalışmalarını artırınca ABD ile olan ilişkileri gerginleşmeye başladı. 2012 yılından sonra neredeyse aralıksız olarak uygulanan ekonomik ve siyasi ambargolar İran’ı batı dünyasından uzaklaştırarak Rusya ve Çin’e yakınlaşan politika uygulamasına neden oldu. Dolayısıyla sürekli olarak Çin’e olan iktisadi ve siyasi bağımlılık arttı. 2021 yılında Şangay İşbirliği Örgütü’ne katılan İran, petrol satışlarını ağırlıklı olarak Çin ve Hindistan gibi Asya ülkelerine kaydırmıştır.

1.2       İran Ekonomisinin Çöküşü

İran ekonomisi, 2012 yılından bu yana küçülmektedir. 2011 yılında 630 milyar dolar büyüklüğündeki İran ekonomisi, 2026 yılında 475 milyar dolar büyüklüktedir. On beş yıl içerisinde yaklaşık 155 milyar dolarlık bir küçülme içerisindedir (Şekil 1). Ülkenin nüfusu ve dünyada refah seviyesi artarken ekonomi hacminin küçülmesi İran’daki halkın ve esnafların memnuniyetsizliğini etkileyen en önemli unsurdur.

Şekil 1. İran'da Ekonomik Küçülme ve İsrail'le Karşılaştırma

Kaynak. WDI, https://databank.worldbank.org/source/world-development-indicators

İran ekonomisi küçülürken, bölgedeki en büyük rakibi ve ABD’nin müttefiki İsrail ise ekonomik hacmini sürekli olarak genişletmiştir. 2011 yılında İran ekonomisinin %40 seviyesindeki İsrail ekonomisi 2026 yılında 540 milyar dolar seviyesine çıkarak İran ekonomisinden %11 daha büyük bir hacme ulaşmıştır (Şekil 1). Yani İran ekonomik olarak küçülürken, İsrail ekonomik olarak büyümüştür.

İran ekonomisinde enflasyon 2015 yılında %7 seviyesindeyken, 2025 yılında %54’e yükselmiş ve paranın değer kaybı artmıştır. 2025 yılındaki 12 gün süren ABD saldırılarından sonra para birimindeki değer kaybı artmış ve 1 ABD doları 1,5 milyon İran Riyali seviyene kadar çıkmıştır. Ülkede satın alma gücü azalırken, refah seviyesi azalmış ve resmi istatistiklerde işsizlik oranı azalmasına rağmen ücretlerin reel değeri azaldığı için sosyo ekonomik gelişmeyi olumsuz etkilemektedir.

1.3         Askeri Harcamaların Karşılaştırması  

Askeri harcamalar ülkelerin savunma ve milli güvenliğin anlaşılmasındaki en önemli göstergelerdir. İran’da askeri harcamalar 2011 yılından bu yana sürekli azalmaktadır. İran 2011 yılında yaklaşık 16 milyar dolar seviyesinde askeri harcama yaparken, İsrail’de bu seviyeye yakın bir harcama yapmaktadır. 2026 yılına geldiğinde ise İran 8 milyar dolar askeri harcama yaparken, İsrail 46 milyar dolar seviyesinde harcama yapmaktadır. Yani İsrail İran’ın yaklaşık 6(altı) katı bir askeri harcama yapmaktadır (Şekil 2). Rakamlar net bir şekilde göstermektedir ki, İsrail bölgede savaşlar için büyük miktarlarda finansman kaynağı ayırırken, İran çoğunluğu personel harcamalarına giden zorunlu askeri harcamalar yapmaktadır.

Şekil 2. Askeri Harcamalarının Karşılaştırılması

Umman ve İran arasında yer alan Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Arap Denizi'ne bağlar. Boğazın doğusunda İran ve Batısında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman bulunmaktadır. Dünyanın en büyük ham petrol tankerlerini kaldırabilecek kadar derin ve geniştir ve dünyanın en önemli petrol geçiş noktalarından biridir. Boğazdan büyük miktarlarda petrol akmaktadır ve boğazın kapanması durumunda petrolü dışarı taşımak için çok az alternatif seçenek bulunmaktadır.

1.4         ABD/İsrail Saldırıları İle Başlayan Savaş ve En önemli Olay

ABD/İsrail saldırı ile başlayan en önemli olayı İran’ın dini liderinin ilk günde öldürülmesidir. ABD, Bu hareketi ile İran’da rejim ve yönetim değişikliği getireceği şeklindeki beklentinin gerçekleşeceğini varsaydığı anlaşılıyor. Fakat, Ali Hamaney’in şehit kabul edilmesi ve İran halkındaki tarihi olarak İngiliz, Amerikan ve İsrail’e karşı tepkisi ile ilk bombardımanda okul saldırı ile çocukların öldürülmesi rejiminin konsolidasyonu ile savaş başlamış oldu. Dolayısıyla bu gelişme savaşın kısa sürede bitmesi ihtimalini azaltırken, savaşın uzamasını gerektirecek en önemli faktör olarak karşımıza çıkıyor.

1.5         Petrol piyasası, büyüme ve enflasyon sorunları

Savaş’ın başlamasında dünya ekonomisini etkileyen en önemli gelişme de Hürmüz boğazının İran tarafından petrol sevkiyatına kapatılması ile Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine kimin yaptığı tam olarak anlaşılamayan saldırılarıdır.

 

 

2024 yılında, boğazdan geçen petrol akışı günde ortalama 20 milyon varil (b/d) olup, bu da küresel petrol sıvıları tüketiminin yaklaşık %20'sine denk gelmektedir. 2025 yılının ilk çeyreğinde, Hürmüz Boğazı'ndan geçen toplam petrol akışı, 2024 yılına kıyasla nispeten sabit kalmıştır.2024 yılında Hürmüz Boğazı'ndan geçen ham petrol ve kondensatın %84'ünün ve sıvılaştırılmış doğal gazın %83'ünün Asya pazarlarına gittiğini tahmin ediyoruz. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, Hürmüz Boğazı'ndan Asya'ya giden ham petrolün en önemli varış noktaları olup, 2024 yılında tüm Hürmüz ham petrol ve kondensat akışlarının %69'unu oluşturmaktadır. Bu pazarlar, Hürmüz'deki arz aksamalarından muhtemelen en çok etkilenecek pazarlardır.[4]

 

 

Hürmüz boğazından yıllık ortalama 20 milyon varil büyüklüğündeki petrol sevkiyatı dünya enerji piyasasındaki petrol ihtiyacının yaklaşık %20’sini karşılamaktadır. Bu petrolün yaklaşık %85’i Japonya, Kore, Çin ve Hindistan piyasalarına gitmektedir. Petrol sevkiyatının üç hafta üzerinde devam etmemesi durumundan dünyadaki büyüme tahminin düşecek ve global enflasyon ise yükselecektir. Özellikle 1 ay üzerindeki petrol kesintileri ile petrolün 65 dolardan 85 ile 100 dolar arasında bir fiyat aralığındaki dalgalanması ile gelişmekte olan ülkelerde %2 ile %2,5 arasında enflasyona etkiler söz konusu olabilecektir. Yine gelişmiş ülkelerde de %1 ile %1,5 arasında değişen yıllık etkilerin olması uluslararası hesaplamalarda yapılıyor. Aynı zamanda küresel büyümenin özellikle de Asya ülkelerindeki muhtemel yavaşlamanın %3 seviyesinde tahmin edilen küresel büyümenin %2,5’lara doğru düşeceği de tahmin edilmektedir.

1.6         Sermaye piyasalarına ETKİLER

ABD borsalarında savaşın etkileri değişik şekillerde gerçekleşti. ABD borsaları Hamaney’in öldürülemesin ilk aşamada teknoloji ve savunma hisselerinin artışı ile karşılarken, İran’ın ABD üslerine ve Körfez ülkelerindeki ABD üslerine artan saldırılardan sonra negatif tepkiler verdi.

Şekil  3. Para ve Sermaye Piyasalarına İlk Etkiler[5]

 

 MSCI gelişen ülkeler endeksi ilk gün %2,68 oranında gerilerken, Korku endeksi bir günde %16 seviyesinde yükseldi. Küresel piyasa açısından en önemli sorun ise tahvil faiz oranlarının da sıçramadır. Çünkü tahvil piyasasındaki faiz oranlarında bu saldırının faiz oranlarındaki maliyetlere etkisi sonradan yansıtılacağı için eski bonoların elden çıkarılması ve yeniden borçlanma için yüksek faiz oranları oluşacaktır. Yine bu gelişmeler, likidite ve takas işlemleri için dolara talebi artıracağı için doların değerlenmesi sürecini gerektirecektir. Likidite ihtiyacı emtia piyasalarında altının geçici olarak değer kaybına sebep olsa da, ilerleyen haftalarda altının yükseliş eğilimine devam etmesi muhtemeldir.

1.7         Türk Ekonomisine etkiler

Türkiye ekonomisinde ilk aşamada Sermaye piyasası kurumu, TCMB ve Maliye Bakanlığı’nın aldığı önlemler nedeniyle piyasalardaki ilk hareketlerin sınırlı olması sağlanmıştır. Türkiye açısından şubat ayı enflasyonunun %2,96 gelmesi ile petrol fiyatlarındaki artışın maliyetlere yansıması durumundan Mart ve Nisan ayı enflasyonlarının da beklentilerin üstünde geleceğini göstermektedir. Bu eğilim yıllık enflasyon oranının %20’nin üzerindeki artışlara neden olabilecektir. Ayrıca doların küresel fiyatlamalardaki değer artışı Türkiye’nin küresel piyasalardaki borçlanma faizlerinin yükselmesine ve dolar kurunun yükselmesine neden olabilecek faktörlerdir.

Türkiye açısından en öenmli riskler, petrol fiyatlarının artması ile cari açığın yükselmesi ve değerlenen kur etkisi ile dış finansman maliyetlerinin yükselmesidir. Özellikle  dövizdeki baskı nedeniyle sona ylarda artan özel sektör dövizle borçlanma seviyesi kur riski baskısını artıracaktır. 

Bist100 endeksi ilk gün ve ikinci gün %3 oranında değer kaybederken, üçüncü günden sonra değer kayıpları azalmıştır. Borsa endeksi, 13700 seviyesinden 13200 lerde tutunmya çalışıyor. 

Savaşın Geleceği ve Dengeler

Savaş’ın ABD Başkanının tahminine göre dört veya beş hafta süreceği ve İran’ın saldırılarla öldürülen liderinin intikamını alacağını deklare etmesi savaşın  bir aydan daha fazla sürmesinin kuvvetli ihtimal olduğunu göstermektedir. Bu savaşın kaderini İran’ın savaş kapasitesi ve İran halkının rejime desteği belirleyecektir.

İran ekonomisi, on yıldır ambargolar ve düşük ekonomik performans nedeniyle ABD ve İsrail ile uzun süreli savaşı sürdürebilecek askeri kapasiteye sahip değildir. Bölgede İsrail yıllık 45 milyar doların üzerinden askeri harcama yaparken, İran sadece 7 milyar dolar seviyesinde askeri harcama yapmaktadır. Askeri personeli daha kalabalık olan İran’ın askeri harcamaları ağırlıklı olarak personel harcamalarına gittiğini düşünürsek, Rusya veya Çin gibi savaşı sürdürmesine teknolojik kapasite ve mühimmat desteği veren ülkeler olmazsa bu savaşın İran tarafından uzun süreli sürdürmesi mümkün görünmemektedir. İran’ın vekil kuvvetler aracılığı ile Ortadoğu ve İsrail’e yapabileceği etkiler ise bölgesel istikrasızlığı artırıcı etkiler yaptığı için Ortadoğu’da turizm, dış ticaret ve petrol ticareti alanları gerileyecektir.

İran savaşı manevi değerler üzerinden devam ettirmeye çalışacaktır. Bunun engeli ise uzun yıllardır ekonomik sorunlarla boğuşan İran halkının rejime ne kadar daha destek vermeye devam edeceği savaşın kaderini belirleyecek en önemli faktördür.

Umman ve İran arasında yer alan Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Arap Denizi'ne bağlar. Boğazın doğusunda İran ve Batısında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman bulunmaktadır. Dünyanın en büyük ham petrol tankerlerini kaldırabilecek kadar derin ve geniştir ve dünyanın en önemli petrol geçiş noktalarından biridir. Boğazdan büyük miktarlarda petrol akmaktadır ve boğazın kapanması durumunda petrolü dışarı taşımak için çok az alternatif seçenek bulunmaktadır.

 İran savaşı ile ABD'nin uluslararası ilişkilerde güç kaybetmeye başladığı da söylenebilir. Özellikle ABD başkanının rejimin devrilmesinin kısa sürede mümkün olmayacağının ve balistik füze sisteminin sanıldığından güçlü olduğunun anlaşılması ile inandırıcılığını yitirmesi tehlikesi de vardır. Bu gelişme savaşın uzaması halinde yönetimin zayıflaması ve piyasalardaki inandırıcılığını yitirmesi sorunu da doğurabilir. 

 

 

 

 

 



§ Prof.Dr.Mustafa YILDIRAN/Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

[1] ABD’nin son açıkladığı Güvenlik Strateji Belgesi’nde net bir şekilde yer almaktadır.

[2] 19. Yüzyılda Türkistan, Hindistan ve İran’da Rusya ile İngiltere arasındaki askeri ve siyasi mücadeleye İngiltere’den Yüzbaşı Collony tarafından verilen isimdir.

[3] 1954 yılında şirket adını değiştirerek British Petroloum(BP) olarak faaliyetlerine devam etmektedir.

[5] Yahoofinance verileri üzerinden tarafımızdan hesaplanmıştır.

Trump Stagflasyonu