Sanayideki Zorluklar
Türk sanayisi zor zamanlardan
birisini geçiriyor. Sanayi üretimlerini zorlaştıran faktörler, yüksek
enflasyon, reel faizlerin yüksekliği ve milli paramızın değerinin yüksekliği
gibi mali sebeplerdir. Bu zorluklar nedeniyle yüksek maliyetli üretimden dolayı
satışların da zorlaşmasına neden olmaktadır. Türkiye’de sanayi kesiminin milli
gelirden aldığı pay %30 ile %35 arasında değişmektedir. Yani ekonominin üçte
biri güçlü bir sanayi tarafından desteklenmektedir. Türkiye konvansiyonel
sanayide güçlü bir ülke olmasına rağmen, sayılan mali riskler işlerin kolay
yürümesini etkiliyor. Yine sanayide üretim için enerji, hammadde ve sermaye
mallarına olan girdi bağımlılığı da önemli zorluklardandır. 2023 yılında başlayan enflasyonla mücadele
programı ile başlayan yüksek reel faiz politikası hem iç piyasada talebi durgunlaştırırken
hem de finansman maliyetlerini artırmaktadır. Bu gelişme sanayi ürünleri
talebini ve krediye ulaşım koşullarının ağırlaştırdığı için sanayi için tek
çıkış yolu ihracata yönelmek kalıyor. Fakat kura bağlı ihracat politikası da,
enflasyonla mücadele sonucunda döviz kurunun istikrarı kavuşması nedeniyle
uygulanabilir bir politika değildir. Ayrıca küresel salgından sonra yüksek
teşviklere dayanan istihdam politikasındaki desteklerin de azalması
sanayicilerin işlerini zorlaştıran faktörlerden birisi olarak karşımıza
çıkıyor.
TÜİK tarafından hazırlanan sanayi
üretim endeksine göre 2025 yılının haziran ayında %4,9 oranında bir artış var.
Fakat bu gelişmeler sanayi kesiminin zorluklarını aşmasına yeterli
olmayacaktır. Bu zorlukların yol açtığı etkileri anlamanın en kolay yolu sanayi
şirketlerinin bilançolarını okumaktır. İstanbul Sanayi Odası tarafından yapılan
en büyük beş yüz sanayi firmasından alınan verilere göre 2020 yılından beri en
düşük büyüme oranının olduğu yıl 2024 yılıdır. Özellikle 2025 yılının haziran
ayında sanayi kesiminin beklentilerini gösteren İstanbul Sanayi Odası
tarafından hazırlanan PMI verileri de 50 altındadır. Yani sanayi
yöneticilerinin beklentisi de iyimser değildir. Dolayısıyla sanayi de
zorlukların devam edeceğini de tahmin edebiliriz.
Sanayideki zorluklar kadim (yapısal/eskinden
beri devam eden) ve konjonktürel (dönemin getirdiği) sebeplere
dayanmaktadır. Kadim sorunlar, Türk sanayisinde verimsiz, teşvikle büyütülmüş
ve kamu destekli kredi politikası ile büyütülen işletmelerin ekonomideki
işletmeciliğin %95’ini oluşturması, sermaye yetersizliğinin getirdiği finansman
sorunu ve toplam faktör verimliliğinin düşüklüğü şeklinde sorunlar vardır.
Başarılı Türk İktisatçı Ufuk Akçiğit’in yaptığı araştırmalar da bu sorunların
olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Ufuk hocanın verimsizliğe sürekli kamu
finansmanı ile destek verildiğini, fakat Türk sanayi şirketlerinin yüksek
teknoloji ve yapay zekâ gibi son gelişmelere yatkın olmadığı uyarıları da
dikkate alınması gereken faktörlerdir. Konjonktürel sorunlar ise genellikle
yüksek enflasyonun bozduğu piyasa yapısı ve yüksek faiz maliyetinin getirdiği
tehditlerdir.
Zorlukların nasıl yenileceği
konusunda ise öncelikler ve tercihler önemli. Türkiye’de çare beklendiğinde
akla gelen yöntem, devletin bulacağı mali çarelerdir. Devletten en çok istenen
teşviklerin artırılması, sonrasında da vergi ve faizlerin düşürülmesidir.
Dolayısıyla sanayinin kurtuluşunun kolay yöntemleri bunlar olmakla birlikte,
aslında verimlilik artışı ve kaliteli üretim gibi konular ise yine uzun dönemde
düzelecek diye beklenen hususlar olacaktır. Uzun vadede sanayicilerin talep
etmesi gereken politikasının eası, teşvik
veya düşük oranlı krediden çok, düşük faizin doğal olarak oluştuğu ve rekabet
gücü yüksek endüstrilerin oluşacağı bir ekonomik ortam olmalıdır.