Bankalar hızlı iflasa sürüklenebilen kurumlardır. Çünkü bankalar; (1) düşük sermaye
ile yüksek kaldıraçlı işlemler(emanet paralarla yapılan finansal operasyonlar) yaparlar;
(2) yatırımlarını da para ve sermaye piyasasında değerlendirdikleri için
finansal değişkenliklerden hızlı etkilenirler; (3) bankaya borç
verenler(mudiler) ekonomik değişkenliklere ani tepkiler verirler(her türlü dedikoduda
bankadaki paralara hücum ederler); (4) banka yöneticileri devletin kendilerini
kurtaracağından emin hareket ederler(ahlaki riziko sorunu); (5) hükümetler
bankaların batmamaları için kamu bütçe kaynaklarını hoyratça kullanabilirler.
Bu özellikler ABD başta olmak üzere tüm kapitalist ülkelerdeki bankalar için aşağı
yukarı geçerlidir.
Silikon
Vadisi Bankası (SBV)’na gelince, banka yeni ekonominin finans kurumudur.
Yenilik yapan genç girişimci ve bilgi teknolojilerine kredi sağlayan bir girişimcilik
bankasıdır. 1983 yılında yeni bilgi teknolojileri ve yüksek teknolojilere
yatırım yapan genç girişimcilere destek sağlamayı hedefleyen Bank of America
yöneticilerinden Bill Biggerstaff
ve arkadaşları tarafından kuruldu. Banka 1991 yılında 12,3 milyon dolar kar
etmeyi başardılar. 2000 yılındaki Dot.Com krizinden ve 2008 küresel mali
krizden etkilenmesine rağmen, ABD hükümetinin kurtarma paketleri (TARP)
sayesinde krizlerden kurtulmayı başardı. İflasını getiren süreç de 2019’dan
sonra uygulanan Kovid dönemindeki FED’in düşük faiz ve parasal genişleme politikasının
etkisiyle meydana geldi. Banka cüzdanındaki paralarla yatırımlarını düşük
faizli veya daha uzun vadeli ABD tahvillerine yatırmaya başladı. Parasal
genişleme ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan savaşın etkisiyle hızla
yükselen enflasyona karşı FED’in faiz yükseltmesi sonucunda banka bilançosunda
vade uyumsuzluğu ve finansal açık(GAP) arttı. Aktif Pasif yönetimini basiretsiz
uygulayan banka yönetiminin başarısızlığı da etkilenince iflas kaçınılmaz hale
gelmiştir. Bankalarda aktif/pasif
yönetimi, bankanın hayatta kalabilmesinin operasyonel alanıdır. Banka
yönetimleri aktif pasif yönetiminde yaptığı hatalarının maliyetini kamu
destekleri ile kurtarabileceğini bilmeleri (batmayacak kadar büyük,
batmayacak kadar politik, batmayacak kadar stratejik bankalara sahip olduğu
düşüncesi) nedeniyle uzun vadeli plan yapmadan verdikleri kararları
sonucunda iflasa sürüklenmektedir.
Yatırım
cüzdanlarında kamu tahvil payını yüksek tutan bankalar, piyasadaki likiditeye
ulaşma akışkanlıklarını hızla kaybedebilir. SBV’nin bilançosu üzerinden
düşünülürse, topladığı mevduatları ve cüzdanındaki fonları, yüksek teknoloji start-uplarına
ve devlet tahvillerine yatıran bankanın mudilerin bankadan hızlı talebine cevap
vermesi imkânsız olduğu için iflas kaçınılmaz hale geliyor. Benzer sorunlar,
topladığı mevduatları kripto varlıklara yatırıp yaklaşık bir yıldır değer
kaybeden portföyleri nedeniyle, Signature Bank’ta iflas etti. Bundan sonraki
tartışmalar sistemik bir kriz döngüsüne girilip, girilmeyeceğidir. Çünkü
mudilerin tüm bankalara saldırması ile ‘ulusal bankacılık krizi’ başlayabilir.
Banka
krizinden kurtulmanın çaresi kamu müdahalesi ile çözülmeye çalışılmaktadır. ABD
Tasarruf ve Sigorta Şirketi(FDIC) mevduatların 250.000 ABD doları kadarlık
bölümüne garanti vererek sorunları çözmeye çalışmaktadır. Parasal genişlemenin sınırlamanın
sonuna gelerek faiz yükseltmeye başlayan FED’in tekrar faizler düşürme ihtimali
olmadığına göre, doğrudan sermaye destekleri ile sorunun çözmeye çalışılacağı söylenebilir.
Eğer ABD bankacılık sistemindeki
sorunların benzerleri Çin ve Avrupa pazarlarına sıçrarsa yenilik ekonomisini finanseden
mali kurumların zincirleme iflası gerçekleşebilir. Son bir yıl içerisinde kriz
içerisindeki Credit Suisse bank (hisse senetleri bir günde 2022 mali tablolarının
materyal zayıflıkları nedeniyle %5 günlük kayıplar yaşadı) ve Çin’de konut
piyasasını düzenleyen banka olan Evergrande yaşadığı sıkıntılarla
birlikte dünyada bankacılık sektörünün yeni risklere gebe olduğu düşünülebilir.
Bankacılıkta Alınmayan Dersler
Dünyada 1907, 1929 ve 2008 gibi büyük bankacılık krizlerine ve BASEL komitesinin kriz önlemeye dönük regülasyonlarına rağmen bankacılık sektörü sürekli kriz tehdidi altında yaşamaktadır. Bütün krizlerde banka yönetimlerinin sorumsuzluğunu ve vurdumduymazlığını kamu bütçesinden çözen dünya hükümetleri, çözüm konusunda kamu kaynaklarına yönelmek dışında çözüm geliştirmekte sıkıntı çekmektedir. Bankacılık krizlerinin çözümünde değişmesi gerekenlerden ilki, bankaların kredi ve mevduat politikalarındaki kamu regülasyonlarının azaltılması; ikincisi de kamunun banka sistemine garantör olarak bulunmasının sınırlarının net çizilmesi gerekir. Çünkü spekülatif kar peşindeki yatırımcının finansmanı, ticari sermayesinde ve emeğinden vergi ödeyenler tarafından garanti edilmesi ve kredi istemleri ile bankacılık sistemine bağlı kalmaları sistemi zorlamaktadır. Banka müşterilerinin riski hesaplaması ve kamunun da kurtarıcılıktan denetleyiciliğe terfi etmesi gerekir. Diğer önemli husus da, piyasa sistemindeki sürekli regülasyonlara karşı mali kurumlar da sürekli boşluk arayan bir sisteme yönelmektedir. Dolayısıyla çözümlenen bir banka problemi, yeni bankacılık sorununun nedeni haline gelmektedir. Sürekli tekrarlanan krizlerin bize çıkardığı temel ders de budur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder