15 Nisan 2022 Cuma

Ters Seçimin Külfetleri

 

Ters Seçimin Külfetleri

İktisat kısaca zorunlu tercihlerin bilimidir. İnsanoğlunun üretim yeteneklerinin sınırları ile doğal sınırlar iktisadi kaynakların arzını sınırlar. Bu gerçek iktisada giriş dersinde anlatıldığı gibi, aslında yaşamaya başlayan tüm insanların ilk fark ettiği konulardandır. Sonra, zorunlu tercihler aşaması başlar. Bazen ikili seçeneklerden birisi bazen de çok sayıda seçenekten birisi tercih edilmeli veya öncelik sırasına konulmalıdır. Yoksa kıtlık kaynaklı tercih hatası, sürekli yokluk şeklinde ıstıraplı bir sonuca götürür. Buna külfet denir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde külfet, ‘sıkıntı, zorluk’ ve  büyük masraf’ tanımlanmış. Örnek olarak şeyh’ül muharririn Ahmet Kabaklı ‘dan bir cümle ile ‘beni külfete sokma, şimdi ben yokluktayım’ cümlesi ile örneklendirilmiş.  Özetle iktisadın ilk dersinde söylendiği gibi her tercihin bir külfeti vardır. Yani zorluğu, sıkıntısı ve ek olarak ta yeni bir masrafı. Aslında tercihlerin hikâyesinde daha da önemli olan külfeti kimin ödeyeceğidir. Klasik iktisat tercihi yapanın külfete katlanacağını belirtir. Fakat Türkiye gibi geleneklerin hâkim olduğu ülkelerde ‘tercihlerin külfetini büyükler öder’. Baba, anne veya abi gibi bir aile kahramanı. Mikro seviyede hikâyeyi böyle özetleyebiliriz.



George Akerlof isimli ekonomist bu durumu ‘limon problemi’ başlıklı makalesinde analiz eder. Örneği ikinci el araba piyasasındaki satıcılar ile alıcılar arasındaki tercihlerin sonuçları ile ilgilidir. İkinci el araba piyasasında satıcı sattığı arabanın kusurlarını kendisi bilip, alıcı ya söylemediği takdirde alıcının hatalı arabayı alması gibi ‘ters seçim’ kararı ile sonuçlanacaktır. Bu durumda alıcının külfeti herhangi bir tazminat sisteminin olmadığı durumda kendisine kalır. Ama sosyal devlet, alıcıların kandırılmasına dayanamaz da ‘kamu zararı finanse etsin’ gibi bir yaklaşım ortaya koyarsa o zaman satıcının işi çok daha kolaydır. Her hatalı satışın finansmanı devlet tarafından karşılanacağı için artık piyasada ne kadar hatalı araç varsa toplanarak satışı rahatlıkla yapılabilir. İktisatta devletin kurtarması beklentisi de  ‘ahlaki tehdit’(moral hazardous) denir.  

Olayı politik kararlar üzerinden analiz edersek, kamu ekonomisinin yönetiminde ise tercihleri millet adına temsil yetkisini kullananlar yapar ve külfeti ise millet öder. Bunun örneği ise tüm ülkelerin ekonomi politik tarihinde sayısız kereler görebilirisiniz. Genelde krizlerde gerçekleşen bu süreç Rogoff ve Reinhart'ın ‘bu defa farklı: mali aptallığın sekiz yüzyılı’ isimli kitabında ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Makroekonomide tercihleri yapanların hangi ilkeye göre hareket derse yol açacakları külfet azalsın dersek bunun ilkelerini Büyük âlim ve devlet adamı Ahmet Cevdet Paşa’nın Mecellesinde buluruz:

Ø  Zarar-ı Ammı Def için Zarar-ı Has ihtiyar olunur’

‘Kamu zararı olmaması için ferdi zarara katlanılır.’ Herhangi bir tercihte toplumun zarar görmesindense kendisinin zarar görmesini tercih etmelidir.

Ø  ‘Zaruretler Memnu’ Olan şeyleri Mübah Kılar’

Zorunluluklar haramı mubah kılar.

Kısacası, toplum adına verilen kararlarda veya şahsi kararlarda insanlığın aklını kullanarak bilim kuralı haline gelmiş doğrular yerine yanlış tercihler külfetinin ağır olacağını gösterir. Ekonomideki olayları bir de bu yönden de analiz etmek gerekir diye düşünmek lazım.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Trump Stagflasyonu