Enflasyon ve Yüksek
Enflasyon
Enflasyon sorunu, ekonomik
olaylar içerisinde toplumu en yakından etkileyen iktisadi sorun olması
nedeniyle işsizlikten sonra en çok tartışılan konudur. Enflasyon toplumda,
paranın satın alma gücünü düşürdüğü için sabit gelirli kesimlerin doğrudan
hissetmesi nedeniyle de en çok konuşulan ekonomik sorundur. Enflasyonun
anlaşılması, sorunun çözümlenmesi ve sorun karşısında yapılabilecekler için bir
rehber olması açısından önemlidir.
Enflasyonun sebepler
incelendiğinde talep şartlarından ve arz/üretim şartlarından kaynaklanmaktadır.
İnsanların gelirlerinin yükselmesi durumunda eğer piyasadaki mal ve hizmet
miktarı artmazsa arz yetersiz kalırsa talep enflasyonu olur. Bu
enflasyonun çözümü kolaydır. Ya gelirleri dondurarak(bu tavsiye edilen bir
yöntem değildir) ya da dışarıdan ithal mal ve hizmet sağlanarak fiyatları
artışı durdurulabilir. Dünya ekonomisinde 1990’lardan önceki enflasyon sorunu
Çin’in sağladığı üretim artışı ile çözümlenebilmiştir. Küresel salgına kadar
Çin ve uzak doğudaki üretim artışı tüm dünyadaki fiyatların artmasını
engelleyen en büyük faktördür. Fakat salgından sonra üretime ara verilmesi ve
tedarik sorunları dünyada enflasyonu etkileyen en büyük faktör oldu. Üretim
veya maliyet kaynaklı enflasyon ise küresel salgındaki gibi mal ve
hizmet üretiminin durması veya aksamasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca kıtlık,
kaynakların tükenmesi, büyük doğal afetler de maliyet enflasyonu
tetikleyebilmektedir. Dünya ekonomisinin iklim krizi ile muhtemel sorunlarından
birisi de enflasyon olacaktır.
Enflasyon aynı zamanda, dünya ekonomisini çok uzun yıllar uğraştığı
için ekonomi de üzerine en çok kafa yorulan konulardadır. İktisatçılar
enflasyonu hızlarına göre, ılımlı, yüksek ve hiper enflasyon olarak
tanımlamaktadır. Ilımlı enflasyon yıllık olarak yüzde onun altındaki oranları
ifade eder. Yüksek enflasyon ise, yüzde on ile yüzde elli arasındaki seviye
olarak tanımlanmaktadır. Eğer yıllık ortalama enflasyon yüzde elli üzerine
çıkarsa, hiper enflasyon olarak tanımlanmaktadır. Dünya ekonomisinde
Almanya’da, Arjantin’de, Venezüella ve Türkiye’de(2001’den önce) yaşanmıştır.
Uzun süren yüksek veya hiper enflasyon ortamı ise kronik enflasyon olarak tanımlanır. İşte bir ekonominin içinden
çıkamadığı sorunlardan birisi de budur. Çünkü enflasyonla mücadele için
alınabilecek önlemler işsizliği veya durgunluğu tetikleyebileceği için
ekonomide daha büyük sorunların da kaynağı olması muhtemeldir.
Enflasyon, fiyat seviyesinin birbirini takip eden zaman aralıklarında sürekli
olarak yükselmesidir. Belirli bir seviyede yüksek de olsa fiyatın artmadığı
durumlarda enflasyon olmaz. Fiyat seviyesinin sürekli arttığı durumda gelirin
sabit kalması nedeniyle oluşan durum ise, satın alma gücünün azalmasıdır.
Genelde enflasyonla satın alma gücünün azalmasının birbiriyle karıştırılmasının
nedeni, aralarındaki sebep sonuç ilişkisidir. Daha basit anlatırsak, aylık
geliri 1000 para birimi olan bir kişinin 1 kilogram elmayı beş para birimine
aldığında satın alma gücü 200 kilogram elmaya eşittir. Fakat elmanın fiyatı
sekiz para birimine yükseldiğinde enflasyon %60 olur. Satın alma gücü de 75
kilogram azalarak 125 kilograma düşer. 75 kilogram elmanın karşılığındaki gelir
azalacaktır, yani satın alma gücü düşer.
Enflasyon nedeniyle gelir,
kişilerden enflasyon üreten mekanizmaya doğru kayacağı için, toplumdaki
ekonomik dengesizlikleri de artırır. Bu nedenle ülkeler enflasyonun
yükselmesinden büyük endişe duyarlar. Dünya ekonomisinde birinci dünya
savaşından sonra Almanya savaş tazminatlarını ödemedeki sorunları para basarak
aşmaya çalışınca ülkenin tarihte olmadığı oranlarda enflasyonla karşılaşmasına
neden oldu. 1970’lerde ise petrol üreten ülkelerin başlattığı petrol boykotu
nedeniyle enerji kaynaklı enflasyon sorunları dünya ekonomisinde Avrupa,
Türkiye ve Latin Amerika ülkelerini derinden etkileyen krizlerin sebepleri
arasındadır. Dünya ekonomisinin 200 yıllardan sonra ticari küreselleşmenin
getirdiği avantajlar ile enflasyon sorununu çözebilmiştir.
Kovid enflasyon canavarının önündeki perdeyi kaldırdı. Devletler, kovid dönemindeki kapanan ekonomilerde yüksek bütçe harcamaları ve teşviklerle hazırladıkları paketleri kullanarak enflasyonu körükleyecek maliye ve para politikası araçlarını kullandılar. Sonuç olarak, para arzı, kredi ve özel harcamalardaki artışlar fiyat artışlarını körükleyerek enflasyon, ülkelerin gündemine yeniden ekonomik sorun olarak yeniden canlandı. Örneğin Türkiye, kamu bankalarının öncülüğünde faizleri düşürmesi sonucunda kredi hacmi genişledi ve harcamalar arttı, doğal olarak fiyatların yükselişi de kaçınılmazdı. Türkiye’nin de içinde olduğu OECD ekonomilerinde enflasyon rakamları incelendiğinde ortalama enflasyonun ani yükseliş trendine girdiği anlaşılmaktadır.Türkiye'de enflasyonun 2021 yılının ikinci yarısından itibaren sürekli artması ekonomide hanehalkının satınalma gücünü, firmaların yatırım ve işletme sermayesi yönetimi ve kamunun bütçe yönetimi üzerinde öenmli tehditler meydana getimektedir. Reel satın alma gücünün düşmesi ile sabit gelirlilerin refah seviyesi hızla düşmektedir.
https://www.oecd.org/sdd/prices-ppp/consumer-prices-oecd-02-2022.pdf
Mises enflasyonu artıran ve
tetikleyen en önemli unsuru harp maliyetleri olduğunu iddia eder. Ukrayna
savaşı ile emtia ve gıda fiyatlarındaki ani yükseliş nedeniyle dünyada yeniden yetmişli
yıllardaki gibi bir kronik enflasyon sürecini tetiklemesi de muhtemeldir.
Ayrıca savaş ortamındaki gerginlik ve istikrarsızlıklar işsizliği tetikleyeceği
için yeniden stagflasyon tartışmalarını da artıracaktır.