28 Şubat 2022 Pazartesi

Enflasyon ve Yüksek Enflasyon

 

Enflasyon ve Yüksek Enflasyon

Enflasyon sorunu, ekonomik olaylar içerisinde toplumu en yakından etkileyen iktisadi sorun olması nedeniyle işsizlikten sonra en çok tartışılan konudur. Enflasyon toplumda, paranın satın alma gücünü düşürdüğü için sabit gelirli kesimlerin doğrudan hissetmesi nedeniyle de en çok konuşulan ekonomik sorundur. Enflasyonun anlaşılması, sorunun çözümlenmesi ve sorun karşısında yapılabilecekler için bir rehber olması açısından önemlidir.

Enflasyonun sebepler incelendiğinde talep şartlarından ve arz/üretim şartlarından kaynaklanmaktadır. İnsanların gelirlerinin yükselmesi durumunda eğer piyasadaki mal ve hizmet miktarı artmazsa arz yetersiz kalırsa talep enflasyonu olur. Bu enflasyonun çözümü kolaydır. Ya gelirleri dondurarak(bu tavsiye edilen bir yöntem değildir) ya da dışarıdan ithal mal ve hizmet sağlanarak fiyatları artışı durdurulabilir. Dünya ekonomisinde 1990’lardan önceki enflasyon sorunu Çin’in sağladığı üretim artışı ile çözümlenebilmiştir. Küresel salgına kadar Çin ve uzak doğudaki üretim artışı tüm dünyadaki fiyatların artmasını engelleyen en büyük faktördür. Fakat salgından sonra üretime ara verilmesi ve tedarik sorunları dünyada enflasyonu etkileyen en büyük faktör oldu. Üretim veya maliyet kaynaklı enflasyon ise küresel salgındaki gibi mal ve hizmet üretiminin durması veya aksamasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca kıtlık, kaynakların tükenmesi, büyük doğal afetler de maliyet enflasyonu tetikleyebilmektedir. Dünya ekonomisinin iklim krizi ile muhtemel sorunlarından birisi de enflasyon olacaktır.

Enflasyon aynı zamanda,  dünya ekonomisini çok uzun yıllar uğraştığı için ekonomi de üzerine en çok kafa yorulan konulardadır. İktisatçılar enflasyonu hızlarına göre, ılımlı, yüksek ve hiper enflasyon olarak tanımlamaktadır. Ilımlı enflasyon yıllık olarak yüzde onun altındaki oranları ifade eder. Yüksek enflasyon ise, yüzde on ile yüzde elli arasındaki seviye olarak tanımlanmaktadır. Eğer yıllık ortalama enflasyon yüzde elli üzerine çıkarsa, hiper enflasyon olarak tanımlanmaktadır. Dünya ekonomisinde Almanya’da, Arjantin’de, Venezüella ve Türkiye’de(2001’den önce) yaşanmıştır. Uzun süren yüksek veya hiper enflasyon ortamı ise kronik enflasyon olarak tanımlanır. İşte bir ekonominin içinden çıkamadığı sorunlardan birisi de budur. Çünkü enflasyonla mücadele için alınabilecek önlemler işsizliği veya durgunluğu tetikleyebileceği için ekonomide daha büyük sorunların da kaynağı olması muhtemeldir.

Enflasyon, fiyat seviyesinin birbirini takip eden zaman aralıklarında sürekli olarak yükselmesidir. Belirli bir seviyede yüksek de olsa fiyatın artmadığı durumlarda enflasyon olmaz. Fiyat seviyesinin sürekli arttığı durumda gelirin sabit kalması nedeniyle oluşan durum ise, satın alma gücünün azalmasıdır. Genelde enflasyonla satın alma gücünün azalmasının birbiriyle karıştırılmasının nedeni, aralarındaki sebep sonuç ilişkisidir. Daha basit anlatırsak, aylık geliri 1000 para birimi olan bir kişinin 1 kilogram elmayı beş para birimine aldığında satın alma gücü 200 kilogram elmaya eşittir. Fakat elmanın fiyatı sekiz para birimine yükseldiğinde enflasyon %60 olur. Satın alma gücü de 75 kilogram azalarak 125 kilograma düşer. 75 kilogram elmanın karşılığındaki gelir azalacaktır, yani satın alma gücü düşer.

Enflasyon nedeniyle gelir, kişilerden enflasyon üreten mekanizmaya doğru kayacağı için, toplumdaki ekonomik dengesizlikleri de artırır. Bu nedenle ülkeler enflasyonun yükselmesinden büyük endişe duyarlar. Dünya ekonomisinde birinci dünya savaşından sonra Almanya savaş tazminatlarını ödemedeki sorunları para basarak aşmaya çalışınca ülkenin tarihte olmadığı oranlarda enflasyonla karşılaşmasına neden oldu. 1970’lerde ise petrol üreten ülkelerin başlattığı petrol boykotu nedeniyle enerji kaynaklı enflasyon sorunları dünya ekonomisinde Avrupa, Türkiye ve Latin Amerika ülkelerini derinden etkileyen krizlerin sebepleri arasındadır. Dünya ekonomisinin 200 yıllardan sonra ticari küreselleşmenin getirdiği avantajlar ile enflasyon sorununu çözebilmiştir.

Kovid enflasyon canavarının önündeki perdeyi kaldırdı. Devletler, kovid dönemindeki kapanan ekonomilerde yüksek bütçe harcamaları ve teşviklerle hazırladıkları paketleri kullanarak enflasyonu körükleyecek maliye ve para politikası araçlarını kullandılar. Sonuç olarak, para arzı, kredi ve özel harcamalardaki artışlar fiyat artışlarını körükleyerek enflasyon, ülkelerin gündemine yeniden ekonomik sorun olarak yeniden canlandı. Örneğin Türkiye, kamu bankalarının öncülüğünde faizleri düşürmesi sonucunda kredi hacmi genişledi ve harcamalar arttı, doğal olarak fiyatların yükselişi de kaçınılmazdı. Türkiye’nin de içinde olduğu OECD ekonomilerinde enflasyon rakamları incelendiğinde ortalama enflasyonun ani yükseliş trendine girdiği anlaşılmaktadır.Türkiye'de enflasyonun 2021 yılının ikinci yarısından itibaren sürekli artması ekonomide hanehalkının satınalma gücünü, firmaların yatırım ve işletme sermayesi yönetimi ve kamunun bütçe yönetimi üzerinde öenmli tehditler meydana getimektedir. Reel satın alma gücünün düşmesi ile sabit gelirlilerin refah seviyesi hızla düşmektedir. 


https://www.oecd.org/sdd/prices-ppp/consumer-prices-oecd-02-2022.pdf

Mises enflasyonu artıran ve tetikleyen en önemli unsuru harp maliyetleri olduğunu iddia eder. Ukrayna savaşı ile emtia ve gıda fiyatlarındaki ani yükseliş nedeniyle dünyada yeniden yetmişli yıllardaki gibi bir kronik enflasyon sürecini tetiklemesi de muhtemeldir. Ayrıca savaş ortamındaki gerginlik ve istikrarsızlıklar işsizliği tetikleyeceği için yeniden stagflasyon tartışmalarını da artıracaktır.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Trump Stagflasyonu