Enflasyon
fiyatların sürekli olarak artışını gösterir. Fiyatların sürekli artması
sonucunda firmaların sahip olduğu tarihi kayıtlar ile gösterilen varlıkların
değeri düşecektir. Ayrıca gelirlerdeki artış maliyetlerdeki artıştan daha fazla
olacağı için mali kar yüksek olacağı için ödenecek vergilerde artacaktır.
Ayrıca aktif ve borçların gerçek değerleri üzerinden değerlemesi yapılamayacağı
için firma değeri enflasyon karşısında düşük kalacaktır. Bu nedenle, firmaların
enflasyonun mali tablolara etkisini azaltıcı önlemler alması gereklidir. Bu
bölümde, enflasyonun etkilediği bilanço ve gelir tablosu kalemlerinin
enflasyona göre düzeltilmesi ve muhasebeleştirilmesi açıklanacaktır.
Enflasyon
düzeltmesinin genel amacı, fiyatlar genel
seviyesindeki artışların bilanço ve gelir tablosu kalemlerinde meydana
getirdiği tahribatın giderilmesi ve vergi matrahında enflasyon nedeniyle
meydana gelen şişkinliğin yol açtığı etkilerin ortadan kaldırılmasıdır.
Muhasebenin temel kavramlarından birisi, yapılan işlemlerin tarihi değerler
üzerinden kaydedilmesini içerse de, aslında muhasebenin asıl amacı ekonomik
olayları ve işlemleri olabildiğince gerçeğe yakın ifade etmektir(Antony, 1976).
Bu nedenle enflasyon düzeltmesi işlemleri muhasebe teorisi açısından da önemli
bir fonksiyon üstlenir.
Enflasyondan
mali tabloların ve vergi matrahının arındırılmasına yönelik ‘enflasyon muhasebesi’ uygulamaları bu
makalede işlenecektir.
1.GENEL DÜZELTME YÖNTEMİ: ENFLASYON MUHASEBESİ
Dünyada
ve Türkiye’de yüksek enflasyonun firmaların kazançlarını görünürde aşırı
artışlara(fiktif kazançlar), değeri tarihi maliyetler üzerinden kaydedilen
varlıkların değerinde düşüşe ve özsermayenin hızla tükenmesine neden
olmaktadır. Özellikle 1950 ile 1980 arasında uzun süren yüksek enflasyon
muhasebe teorisyenlerinin tarihi maliyetler üzerinden hazırlanan mali
tabloların gerçeklerden uzaklaştığı eleştirileri üzerine enflasyon muhasebesi
teorik ve pratik olarak hızla popüler hale geldi(Flynn, 1977). Bu
gelişme ve uzun süren teorik tartışmalardan sonra muhasebe standartları
arasında 1989 yılında yayınlana ve 2001 yılında Uluslararası Muhasebe
Standartları arasına IAS 29 olarak adapte edilen ‘Yüksek Enflasyonist
Ekonomilerde Finansal Raporlama Standardı’(IAS 29 Financial Reporting in Hyperinflationary
Economies) girdi. Bir çok ülkede kanunlarla veya muhase kuralları ile
gelişen enflasyon muhasebesi firmaların enflasyon karşısında
topyekün(bütünleşik) olarak enflasyona karşı geliştirdikleri yöntemlerin
tamamının uygulandığı bir sistemdir.
Enflasyon
muhasebesi, tarihi maliyetler üzerinden yapılan muhasebe kayıtlarının ve
hazırlanan mali tabloların enflasyon karşısında maruz kaldıkları değer
sorunlarını matematiksel ve istatistiki yöntemlerle çözmek için geliştirilen
işlemler bütünü olarak tanımlanabilir.
Türkiye’de yeniden
değerleme, hızlandırılmış amortisman, reeskont ayırma ve son giren ilk çıkar
stok yöntemi gibi kısmi çözümlerin 2001 krizinden sonraki yüksek enflasyon
döneminde özellikle yabancı sermayeli şirketlerin oluşturdukları baskılarla
birlikte 213 sayılı VUK’nun 298 maddesi 5024
sayılı kanunun getirdiği değişiklikle enflasyon muhasebesi sürecine
geçilmiştir. Enflasyon muhasebesi uygulamasının gerçekleşmesi için VUK mük. 298
sayılı kanunda belirtilen aşağıdaki şartların ortaya çıkması gerekir:
·
“Kazançlarını bilanço esasına göre
tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri fiyat endeksindeki artışın,
içinde bulunulan dönem dahil son üç hesap döneminde %100’den ve
·
içinde bulunulan hesap döneminde %
10’dan fazla olması halinde malî tablolarını enflasyon düzeltmesine tâbi tutarlar.
Enflasyon düzeltmesi uygulaması, her iki şartın birlikte gerçekleşmemesi
halinde sona erer.”
2004
yılında uygulanan kanun 2005 yılında kanunun belirlediği şartların ortadan
kalkmasından sonra 2021 yılına kadar uygulama şartları oluşmamıştır. 2021 yılında
şartların yeniden oluşmasına rağmen, 29/01/2022 tarihli 31734 sayılı Resmi
Gazete de yayımlanan ‘Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 7352 sayılı’ kanunla enflasyon
muhasebesine geçilmesi 01/01/2023 tarihine kadar ertelenmiştir.
Enflasyon
muhasebesi uygulaması, bilanço ve gelir tablosundaki hesapların değerleri
üzerinden yapılan düzeltmelerin yapılmasındaki usul ve işlemleri kapsamaktadır.
Enflasyon düzeltmesinde mali tablalardaki verilerin enflasyondan
arındırılmasında iki temel yaklaşım vardır:
·
Yerine
Koyma Değeri Yaklaşımı(cari
değerlere uyumlaştırma yaklaşımı); özellikle satın alma gücü yönünden değeri
değişen varlıklar(parasal olmayan varlıklar) firmalarda sürekli temin edilmesi
gerekliliğinden dolayı ortaya çıkan bir yöntemdir. Fakat fiyatların sürekli
izlenmesi zor olacağı için uygulamasında güçlükler vardır.
·
Fiyatlar
Genel Seviyesi Yaklaşımı;
TÜFE veya ÜFE gibi fiyatlar genel seviyesini ölçmek için kullanılan endekslerden
yararlanarak varlık ve pasiflerin değerlerinin enflasyondan arındırılmasıdır.
Bu yöntem ölçülebilirlik ve
kullanılabilirlik açısından daha fazla tercih edilmektedir.
Enflasyon muhasebesinin
uygulanmasında en önemli ölçüt, mali tablolardaki kalemlerin enflasyondan
etkilenme derecesinin tespit edilmesidir. Buna göre, firmaların varlıklarının veya diğer
unsurların değerinin enflasyondan arındırılması daha gerçekçi olacaktır.
Türkiye’de 5024 sayılı kanuna göre VUK kanunun 298. Maddesinde yapılan düzenleme
aktifleri ve pasifleri parasal ve
parasal olmayan unsurlar olarak sınıflandırmak suretiyle enflasyon düzeltmesine
tabi tutmaktadır.
·
Parasal
Unsurlar;
nominal değerlerini korurken, satın alma gücünün enflasyona göre değiştiği için
gerçek değerleri de değişecektir. Dolayısıyla enflasyonun etkilerini
yansıttıkları için enflasyon düzeltmesine tabi tutulması gerekmez.
·
Parasal
Olmayan Unsurlar;
Stoklar, sabit varlıklar gibi enflasyon dolayısıyla değerleri azalmayan
unsurlardır. Bu unsurların satın alma değerleri yükselirken muhasebe
kayıtlarındaki tarihi değerleri aynı şekilde değişmeyen unsurlar olduğu için,
enflasyon düzeltmesi ile değerlerinin güncellenmesi gerekir.
|
AKTİF
Parasal/Parasal Olmayan Dağılıma Göre Bilanço PASİF
|
|
Parasal Aktifler
|
xxx
|
Parasal Pasifler
|
xxx
|
|
Hazır değerler
|
|
Finansal Borçlar
|
|
|
Özel Kesim v Kamu tahvil Bonoları
|
|
Ticari Borçlar
|
|
|
Ticari Alacaklar
|
|
Borç ve Gider Karşılıkları
|
|
|
Diğer Dönen Varlıklar
|
|
Vergi ve Sosyal Güvenlik Borçları
|
|
|
Parasal Olmayan Aktifler
|
xxx
|
Parasal Olmayan Pasifler
|
xxx
|
|
Hisse senetleri
|
|
Sermaye
|
|
|
Stoklar
|
|
Yedekler
|
|
|
Mali Duran Varlıklar
|
|
Geçmiş Yıl Karları
|
|
|
Maddi Duran Varlıklar
|
|
|
|
|
Maddi Olmayan Duran Varlıklar
|
|
|
|
|
Canlı Varlıklar
|
|
|
|
|
Gelir Tablosu Unsurları
|
|
|
|
Endeksler
ve Düzeltme Katsayıları
Enflasyon
muhasebesinde temel işlem parasal olmayan varlıkların enflasyon düzeltmesine
konu olan değerlerinin endekslerden hesaplanan katsayılarla çarpılarak
raporlama dönemindeki cari değerinin(satın alma gücünün güncellenmesi)
hesaplanmasıdır. Bu nedenle enflasyon muhasebe açısından endekslerden
hesaplanan düzeltme katsayılarının bilinmesi gerekir. Bu hesaplamada iki temel
kıstas vardır. Birincisi, düzeltmede esas
alınacak tarih ikincisi de düzeltmeye esas olan tutardır(Tablo
2). Belirtilen iki kıstasa bağlı olarak düzeltme katsayıları ile hesaplama
yapılacaktır(Uman ve Hacurüstemoğlu, 2004;80).
|
Enflasyon Düzeltmesinde Esas Alınacak Değerler ve Tarihler
|
|
Menkul Kıymetler
|
Satın Alma Değeri
|
Satın Alma Tarihi
|
|
Stoklar
|
Maliyet Değeri
|
Deftere Kayıt tarihi
|
|
Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşlerinde Maliyet Unsurları
|
Maliyet Değeri
|
Deftere Kayıt tarihi
|
|
Maddi Duran Varlıklar
|
Maliyet Değeri
|
Deftere Kayıt tarihi
|
|
Maddi Olmayan Duran Varlıklar
|
Maliyet Değeri
|
Deftere Kayıt tarihi
|
|
Mali Duran varlıklar
|
Satın Alma Değeri
|
Satın Alma Tarihi
|
|
Öz kaynaklar
|
Sermaye Değeri
|
Tahsilat tarihi(Ödeme tarihi)
|
|
Gelir Tablosu ve diğer unsurlar
|
Kayıtlı değer
|
Deftere kayıt tarihi
|
Enflasyon
düzeltmesinde temel amaç mali tablolardaki unsurların düzeltme tarihinde satın
alma gücüne uyumlaştırılmasıdır. Yüksek enflasyon dönemlerinde yıllık %100
yakın değer kayıpları oluşmaktadır. Örneğin 2020 Aralık ayından 2021 yılı
Aralık ayı sonuna kadar yıllık bazda Yi-ÜFE endeksinde %80 oranında değişim
meydana gelmiştir. Eğer enflasyon düzeltmesi yapılamadığı takdirde 100 TL
değerinde bir varlığın reel satın alma değeri 55 TL seviyesine gerileyecektir.