7 Aralık 2022 Çarşamba

Yatırımın Engelleri: Enflasyon ve diğerleri (the obstacles of investment: inflation and others)

 

İktisadi refahın artmasının tek yolu yatırım yapılmasıdır. Yatırım ekonominin geleceğinin şekillenmesinde gereklidir. Eğer bir ülkede yatırımlar durgunlaşırsa veya reel olarak artmazsa(enflasyondan daha az artarsa) ülkenin milli gelirinin büyüme yavaşlar ve daha da önemlisi iktisadi kalkınmada gerileme başlar. Bir ülkede yatırımların artması için belirsizlik ve ekonomik engellerin ortadan kalkması gerekir. Türkiye’de yatırımların düşmanlarının analizini yapacak olursak, enflasyon, borçlanma eğilimi ve finansal riskler karşımıza çıkacaktır. 

Enflasyon yatırımın en büyük düşmanlarından birisidir. Çünkü firmaların enflasyon dönemlerinde yatırım davranışları uzun vadeden kısa vadeye yönelecektir. Yatırım uzun vadeli iskonto gideri artacağı için enflasyonda arındırılmış getiride sürekli azalacaktır. Bu nedenle firmaların fiziksel yatırımları da sürekli azalacaktır. Firmalar enflasyon dolayısıyla yerine koyma maliyetleri(ikame maliyeti) artacağı için stoklar gibi fiyata daha duyarlı kısa vadeli yatırımlara yönelmek zorunda kalacaktır. Merkez Bankası sektör bilançolarına göre incelendiğinde, 2010 yılını temel yıl(baz yıl) alınırsa, enflasyonun düşük olduğu dönemlerde sabit sermaye yatırımları hem enflasyondan hem de stok yatırımlarından hızlı büyümektedir. Fakat 2017 yılından sonra yurtiçi üretici fiyatları endeksinin artış hızının artması ile fiziksel yatırımlar(sabit yatırımlar) artış hızı düşerken, stoklara yatırım sürekli artmıştır. Özellikle de şekilde gösterildiği gibi 2020 yılından sonra stok yatırımlarında ani sıçrama meydana gelmiştir. 

 


Yatırım yapabilmenin önemli özelliklerinden birisi de, borç temini ve kredi riskinin yönetebilmesidir. Firmalar enflasyon artıkça borçlanmaya daha eğimlidir. Çünkü gelecekte borçların reel değeri düşük olacağı için borçlanarak stoklarına ve diğer aktiflere yatırım yapmaya çalışırlar. Türkiye’de merkez bankası sektör bilançoları verileri üretim işletmelerinde enflasyon artıkça Türk Lirası kredi bulma arayışının hızlandığını göstermektedir. İkinci şekilde görüldüğü gibi 2020 yılından 2021 yılına enflasyon hızı %80’e çıktığında yıllık borçlanma meyli de %30’dan %48’e yükselmiştir. Firmalar, enflasyon karşısında borçlanmaya daha ağırlık vermişlerdir. Bu borçlanma ile sağlanan krediler, bina, makine, teçhizat veya teknoloji yatırımları yerine stokların finansmanı için kullanılmaktadır. 2022 yılında üretici fiyatlarındaki yıllık artışın %140 seviyesine ulaşması ile stokların yerine koyma maliyetlerinin daha hızlı yükselmesi nedeniyle borç ve kısa vadeli yatırım sürecindeki işletmelerin gelecekte finansal sıkıntı maliyetlerinin yükseleceğini göstermektedir. 




 

Yatırımların önündeki en önemli engellerden birisi de, finans kurumlarının kredi davranışlarının değişmesidir. Yüksek enflasyon dönemlerinde banka ve diğer finans kuruluşlarının da kredi verme davranışları değişmektedir. 2020 yılının üçüncü çeyreğine kadar bankaların kredi büyüme oranı enflasyonun üzerindeyken, daha sonra 2022 yılının sonuna kadar enflasyondaki artışın altında kredi vermeye başlamışlardır. Özellikle üçüncü şekilde gösterildiği gibi üç aylık üretici enflasyonunun %38’e yükseldiği dönemde bankaların üç aylık  kredi artışı %21’den %12’ye düşmüştür. Dolayısıyla firmaların yatırım yapmasını sağlayacak finansman kaynaklarından en önemlisi olan banka kredileri bankaların sermayelerini koruma kaygısına paralel olarak daha sınırlı dağıtılmaktadır. 







 Yatırım kararlarının devam etmesi için enflasyondaki düşüş meylinin hızlanması önemlidir. Bu durumda firmaların sabit aktif yatırımlarının artmasının yöntemleri nasıl sağlanacaktır. Buna yönelik olarak yapılması gerekenler;

Piyasa ortamındaki regülasyonların azaltılarak yatırıma yönelik krediye ulaşım imkânlarının kolaylaştırılması önemlidir. 

Kamu teşvik politikaları, yatırımları doğrudan finanse etmek için kullanılacak kredileri kapsayacak şekilde düzenlemelidir. 




3 Aralık 2022 Cumartesi

TÜRKİYE İÇİN ENFLASYON DÜZELTMESİ ÖRNEĞİ

Enflasyon fiyatların sürekli olarak artışını gösterir. Fiyatların sürekli artması sonucunda firmaların sahip olduğu tarihi kayıtlar ile gösterilen varlıkların değeri düşecektir. Ayrıca gelirlerdeki artış maliyetlerdeki artıştan daha fazla olacağı için mali kar yüksek olacağı için ödenecek vergilerde artacaktır. Ayrıca aktif ve borçların gerçek değerleri üzerinden değerlemesi yapılamayacağı için firma değeri enflasyon karşısında düşük kalacaktır. Bu nedenle, firmaların enflasyonun mali tablolara etkisini azaltıcı önlemler alması gereklidir. Bu bölümde, enflasyonun etkilediği bilanço ve gelir tablosu kalemlerinin enflasyona göre düzeltilmesi ve muhasebeleştirilmesi açıklanacaktır.

Enflasyon düzeltmesinin genel amacı, fiyatlar genel seviyesindeki artışların bilanço ve gelir tablosu kalemlerinde meydana getirdiği tahribatın giderilmesi ve vergi matrahında enflasyon nedeniyle meydana gelen şişkinliğin yol açtığı etkilerin ortadan kaldırılmasıdır. Muhasebenin temel kavramlarından birisi, yapılan işlemlerin tarihi değerler üzerinden kaydedilmesini içerse de, aslında muhasebenin asıl amacı ekonomik olayları ve işlemleri olabildiğince gerçeğe yakın ifade etmektir(Antony, 1976)[1]. Bu nedenle enflasyon düzeltmesi işlemleri muhasebe teorisi açısından da önemli bir fonksiyon üstlenir.

Enflasyondan mali tabloların ve vergi matrahının arındırılmasına yönelik ‘enflasyon muhasebesi’ uygulamaları bu makalede işlenecektir.

 

 1.GENEL DÜZELTME YÖNTEMİ: ENFLASYON MUHASEBESİ

Dünyada ve Türkiye’de yüksek enflasyonun firmaların kazançlarını görünürde aşırı artışlara(fiktif kazançlar), değeri tarihi maliyetler üzerinden kaydedilen varlıkların değerinde düşüşe ve özsermayenin hızla tükenmesine neden olmaktadır. Özellikle 1950 ile 1980 arasında uzun süren yüksek enflasyon muhasebe teorisyenlerinin tarihi maliyetler üzerinden hazırlanan mali tabloların gerçeklerden uzaklaştığı eleştirileri üzerine enflasyon muhasebesi teorik ve pratik olarak hızla popüler hale geldi(Flynn, 1977).[2] Bu gelişme ve uzun süren teorik tartışmalardan sonra muhasebe standartları arasında 1989 yılında yayınlana ve 2001 yılında Uluslararası Muhasebe Standartları arasına IAS 29 olarak adapte edilen ‘Yüksek Enflasyonist Ekonomilerde Finansal Raporlama Standardı’(IAS 29 Financial Reporting in Hyperinflationary Economies) girdi. Bir çok ülkede kanunlarla veya muhase kuralları ile gelişen enflasyon muhasebesi firmaların enflasyon karşısında topyekün(bütünleşik) olarak enflasyona karşı geliştirdikleri yöntemlerin tamamının uygulandığı bir sistemdir.

Enflasyon muhasebesi, tarihi maliyetler üzerinden yapılan muhasebe kayıtlarının ve hazırlanan mali tabloların enflasyon karşısında maruz kaldıkları değer sorunlarını matematiksel ve istatistiki yöntemlerle çözmek için geliştirilen işlemler bütünü olarak tanımlanabilir.

1.1. Enflasyon Muhasebesine Nasıl Geçilir?

Türkiye’de yeniden değerleme, hızlandırılmış amortisman, reeskont ayırma ve son giren ilk çıkar stok yöntemi gibi kısmi çözümlerin 2001 krizinden sonraki yüksek enflasyon döneminde özellikle yabancı sermayeli şirketlerin oluşturdukları baskılarla birlikte 213 sayılı VUK’nun  298 maddesi 5024 sayılı kanunun getirdiği değişiklikle enflasyon muhasebesi sürecine geçilmiştir. Enflasyon muhasebesi uygulamasının gerçekleşmesi için VUK mük. 298 sayılı kanunda belirtilen aşağıdaki şartların ortaya çıkması gerekir:

·         “Kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri fiyat endeksindeki artışın, içinde bulunulan dönem dahil son üç hesap döneminde %100’den ve

·         içinde bulunulan hesap döneminde % 10’dan fazla olması halinde malî tablolarını enflasyon düzeltmesine tâbi tutarlar. Enflasyon düzeltmesi uygulaması, her iki şartın birlikte gerçekleşmemesi halinde sona erer.”

 

2004 yılında uygulanan kanun 2005 yılında kanunun belirlediği şartların ortadan kalkmasından sonra 2021 yılına kadar uygulama şartları oluşmamıştır. 2021 yılında şartların yeniden oluşmasına rağmen, 29/01/2022 tarihli 31734 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan ‘Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 7352 sayılı kanunla enflasyon muhasebesine geçilmesi 01/01/2023 tarihine kadar ertelenmiştir.

1.2. Enflasyon Muhasebesi Uygulaması

Enflasyon muhasebesi uygulaması, bilanço ve gelir tablosundaki hesapların değerleri üzerinden yapılan düzeltmelerin yapılmasındaki usul ve işlemleri kapsamaktadır. Enflasyon düzeltmesinde mali tablalardaki verilerin enflasyondan arındırılmasında iki temel yaklaşım vardır:

·         Yerine Koyma Değeri Yaklaşımı(cari değerlere uyumlaştırma yaklaşımı); özellikle satın alma gücü yönünden değeri değişen varlıklar(parasal olmayan varlıklar) firmalarda sürekli temin edilmesi gerekliliğinden dolayı ortaya çıkan bir yöntemdir. Fakat fiyatların sürekli izlenmesi zor olacağı için uygulamasında güçlükler vardır.

·         Fiyatlar Genel Seviyesi Yaklaşımı; TÜFE veya ÜFE gibi fiyatlar genel seviyesini ölçmek için kullanılan endekslerden yararlanarak varlık ve pasiflerin değerlerinin enflasyondan arındırılmasıdır. Bu yöntem ölçülebilirlik  ve kullanılabilirlik açısından daha fazla tercih edilmektedir.

 

Enflasyon muhasebesinin uygulanmasında en önemli ölçüt, mali tablolardaki kalemlerin enflasyondan etkilenme derecesinin tespit edilmesidir. Buna göre,  firmaların varlıklarının veya diğer unsurların değerinin enflasyondan arındırılması daha gerçekçi olacaktır. Türkiye’de 5024 sayılı kanuna göre VUK kanunun 298. Maddesinde yapılan düzenleme aktifleri  ve pasifleri parasal ve parasal olmayan unsurlar olarak sınıflandırmak suretiyle enflasyon düzeltmesine tabi tutmaktadır.

 

·         Parasal Unsurlar; nominal değerlerini korurken, satın alma gücünün enflasyona göre değiştiği için gerçek değerleri de değişecektir. Dolayısıyla enflasyonun etkilerini yansıttıkları için enflasyon düzeltmesine tabi tutulması gerekmez.

·         Parasal Olmayan Unsurlar; Stoklar, sabit varlıklar gibi enflasyon dolayısıyla değerleri azalmayan unsurlardır. Bu unsurların satın alma değerleri yükselirken muhasebe kayıtlarındaki tarihi değerleri aynı şekilde değişmeyen unsurlar olduğu için, enflasyon düzeltmesi ile değerlerinin güncellenmesi gerekir.

 

AKTİF                                         Parasal/Parasal Olmayan Dağılıma Göre Bilanço                                PASİF

Parasal Aktifler

 xxx

Parasal Pasifler

 xxx

Hazır değerler

 

Finansal Borçlar

Özel Kesim v Kamu tahvil Bonoları  

 

Ticari Borçlar

Ticari Alacaklar

 

Borç ve Gider Karşılıkları

Diğer Dönen Varlıklar

 

Vergi ve Sosyal Güvenlik Borçları

 

Parasal Olmayan Aktifler

 xxx

Parasal Olmayan Pasifler

 xxx

Hisse senetleri

 

Sermaye

Stoklar

 

Yedekler

Mali Duran Varlıklar

 

Geçmiş Yıl Karları

 

Maddi Duran Varlıklar

 

 

 

Maddi Olmayan Duran Varlıklar

 

Canlı Varlıklar

 

Gelir Tablosu Unsurları

 

 

 




Endeksler ve Düzeltme Katsayıları

Enflasyon muhasebesinde temel işlem parasal olmayan varlıkların enflasyon düzeltmesine konu olan değerlerinin endekslerden hesaplanan katsayılarla çarpılarak raporlama dönemindeki cari değerinin(satın alma gücünün güncellenmesi) hesaplanmasıdır. Bu nedenle enflasyon muhasebe açısından endekslerden hesaplanan düzeltme katsayılarının bilinmesi gerekir. Bu hesaplamada iki temel kıstas vardır. Birincisi, düzeltmede esas alınacak tarih ikincisi de düzeltmeye esas olan tutardır(Tablo 2). Belirtilen iki kıstasa bağlı olarak düzeltme katsayıları ile hesaplama yapılacaktır(Uman ve Hacurüstemoğlu, 2004;80)[1].


Enflasyon Düzeltmesinde Esas Alınacak Değerler ve Tarihler

Menkul Kıymetler

Satın Alma Değeri

Satın Alma Tarihi

Stoklar

Maliyet Değeri 

Deftere Kayıt tarihi

Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşlerinde Maliyet Unsurları

Maliyet Değeri 

Deftere Kayıt tarihi

Maddi Duran Varlıklar

Maliyet Değeri 

Deftere Kayıt tarihi

Maddi Olmayan Duran Varlıklar

Maliyet Değeri 

Deftere Kayıt tarihi

Mali Duran varlıklar

Satın Alma Değeri

Satın Alma Tarihi

Öz kaynaklar

Sermaye Değeri

Tahsilat tarihi(Ödeme tarihi)

Gelir Tablosu ve diğer unsurlar

Kayıtlı değer

Deftere kayıt tarihi



Enflasyon düzeltmesinde temel amaç mali tablolardaki unsurların düzeltme tarihinde satın alma gücüne uyumlaştırılmasıdır. Yüksek enflasyon dönemlerinde yıllık %100 yakın değer kayıpları oluşmaktadır. Örneğin 2020 Aralık ayından 2021 yılı Aralık ayı sonuna kadar yıllık bazda Yi-ÜFE endeksinde %80 oranında değişim meydana gelmiştir. Eğer enflasyon düzeltmesi yapılamadığı takdirde 100 TL değerinde bir varlığın reel satın alma değeri 55 TL seviyesine gerileyecektir. 





[1] Robert N. Anthony (1976) “A Case for Historical Cost”, Harvard Busines Review; https://hbr.org/1976/11/a-case-for-historical-costs

[2] Flynn, T. D. (1977). Why we should account for inflation. Harvard Business Review55(5), 145-157.


[1] Uman, N., Hacırüstemoğlu, R.,(2004) 5024 Sayılı Yasaya Göre Enflasyon Muhasebesi, Alfa yayınları İstanbul 





























Trump Stagflasyonu