17 Ağustos 2021 Salı

Başarısızlıklar ve Afganistan'dan kaçış

 ABD'nin eski Kabil büyükelçilerinden Micheal Mckinley(2014-2016), Foreign Affairs dergisinin sanal sayfasındaki 'Hepimiz Afganistan'ı Kaybettik' yazısında Afganistan yenilgisini ayrıntılı olarak analiz etmiş. Afganistan'tan gelen görüntülerde ABD askeri, Afgan halkı ve Taliban'dan korkan herkes panik, korku ve çılgınca ülkeden kaçmaya çalışıyor!Uçağa tutunarak kaçmaya çalışan Afganlıların düşmesi ise, ABD'nin başarısızlığının sembol görüntüsü. Büyük kaçış yakın gelecekte filmlerle normalize edilmeye çalışacaktır. Fakat artık ABD, uluslarası düzende verdiği sözleri tutamayan ve ortaklarını hüsrana uğratan bir güç olarak arşivlere kaydedildi. ABD 20 yılda 2400 den fazla askeri ölmüş ve Asya da siyasal itibarının da tükendiğini söylemek mümkündür. 


https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdnin-afganistanda-20-yil-suren-en-uzun-savasinda-2-bin-400den-fazla-amerikan-askeri-yasamini-yitirdi/2338325


Aslında sadece Afganistan'da kaybetmediler. Vietnam, Suriye, Irak, Libya gibi ülkelerde de kaybettiler. En büyük sorunları ise sözlerinin fiilerinden büyük olması. ABD'nin sayılan tüm ülkelerden ayrıldıktan sonra bıraktığı şey ise, kaos, fakir, öfkeli kalabalıklar ve içi boşaltılmış devletler. Gelmeden önce ve geldiği sıralarda çok sayıda taahüt ve sözlerini yerine getiremeyen fakat sürekli değişen ABD'li yönetimler. Bu güvenilmezlik algısı Afgan devlet görevlilerinin ve halkın Taliban'a teslim olmasında en büyük motif görünüyor. ABD suikast, yönetim devirme ve kaos oluşturmada çok başarılı fakat, istikrarlı yapılar ve güvenli toplum gibi bir kaygısının olmadığı anlaşılmakta. ABD'nin sayılan ülkelerde çıktıktan sonra Zombi devletler bırakmakta. (Örnek https://www.aa.com.tr/tr/dunya/aa-harabeye-donen-halepi-havadan-goruntuledi/660198) 

Resim Yıkılmış Halep

 

Yine ABD'nin çıktığı yerde bir daha devletlerin istikrarlı yönetim kurması mümkün olamıyor. Bugün Irak, mezhep, bölücülük ve illegal ekonomik yapı nedeniyle kaos içersinde. Beşar Esad'ın halkına uyguladığı ezme politikasının sonucunda Suriye, resmen olmasa bir üçe bölünmüş durumda, Ülkenin yarısında Rusya'nın hakimiyeti var kalanında ise istikrarsızlık hakim. Türkiye'nin gayretlerine rağmen, kırılgan yapılar hemen ortaya çıkıyor. ABD'nin burada da Arapbaharı ile toplumlara söz verdiğini ve verdiği sözleri tutamadığını unutmamak gerek. 

Afganistan ise sömürgeci devletlerin de enkazının kaldığı tam bir kaos ülkesi. İngilizlerin meşhur Doğu Hindistan Şirketi orduları üç kez yenilerek sömürgeciliğin çözüldüğü yer Afganistan. Sonra tam modernleşme ve ülkeyi kalkındırma amacındaki Emanullah Han birşeyler yapmaya çalışırken,  Sovyetlerin destekletiği komünistler çıkıyor ortaya. Komümistler ülkeye Kızıl Ordu'yu davet eder. On yıla yakın savaştan sonra Sovyetlerin meşhur Kızılordusu ABD destekli mücahitlere yenilir. Sonra yine kaos, her bir mücahit veya etnik grup birbirine saldırır ve terörizm patlar. ABD bölgeyi terörizmden kurtarmak için 2001 de gelir. Trilyonlarca para ve binlerce kayıplarına rağmen herhangi bir ilerleme olmaz. Bugün yine Kabil havaalanındaki görüntüler birileri ölmemek için kaçarken, birileri zafer naraları ile kaos üretmeye devam ediyor. Afganlılar için tek teselli ülkenin yanmadan ve yıkılmadan Taliban'a teslim edilmesi. Devlet başkanı da ülkenin yıkılmasını veya kaosu artırmamak için ülkeden ayrıldığını ifade etmesi de bunu destekleyen teselli kaynağı veya çaresezlik. Aynen Suriye'de olduğu gibi yüzbinlerce insan ABD'nin vaatleri ile kandırılmanın verdiği onursuzlukla ülkelerini terkederken, bilinmezliğe doğru göçmeye başlayacak.

Şimdi Afganistan yönetimi yıkıldı. Taliban devleti kurulurken, Çin ve Rusya bölgeye yerleşmeye çalışacak. Sorunların Afganistan'da mı kalacağı yoksa Pakistan başta olmak üzere bölgeye yayılacağı ise temek soru. Çin, yumuşak güç olarak Pakistan'a yerleşmiş durumda. Çin'in kuşak yol inisiyatifinin belkemiği olması, ABD'nin bölgeye dolaylı müdehalesini dolaylı yollardan Pakistan'a yönlendirmesini getirmesi durumunda. Asya'daki büyük oyun yeniden tanımlanacak sanki. 

Türkiye ise tüm bu zombi devletlerin yanıbaşında. Ülkelerinden kaçan göçmenlerin gelişi, Game of thrones'deki ak gezerlerin gelişi gibi. Zombi devletin vatandaşlarının kaybedecekleri birşeyleri olmadığı gerçeğiyle bütün sömürgeci devletlerin ve ABD'nin müdehalelerle ürettiği bu kaos. Bugün Avrupa'yı ve muhtemelen yakın gelecekte ABD'yi de içine alacak gibi. Özellikle de gelecekler korkusu özgüveni yıkıp kaosu tetikleyecek en önemli faktör. 

ABD sadece siyasi sözlerinde değil aynı zamanda ekonomik vaatlerinde de çok unutkan. Örneğin Sovyetlerin dağılmasından sonra ortaasya ülkelerine vaat ettiği ekonomik değerin onda birini ancak yerine getirmiştir. Gelişmeler eski ABD büyükelçisinin yaptığı tespitlerdeki gibi, gerçeklerin algılanmaması, toplumsal yapının anlaşılmaması ve insana değer vermeme gibi sonuçlara götürüyor. 

Türkiye mutlaka güçlü bir ordu ve ekonomiye sahip olmalıdır. Bu kaos ortamında göçmenlerin ülkeyi istila etmesine izin vermeden, içerideki kardeşliği ve birliği daha da kuvvetlendirmelidir. Önemli bir konuda Atatürk ve arkadaşların oluşturduğu modern ve laik devletin ülkemiz açısından ne kadar kıymetli olduğunu unutmamak gerekiyor. Atatürk'ün kurduğu modern ülkenin, bağımsız olarak maceraye girmeden kendi bölgesinde istikrar alanı olmaya devam etmesi gerikir. Yine İsmet İnönü'nün ikinci dünya savaşına Türkiye'yi sokmayarak ülkenin büyük güçlerin istilasına uğramasına engel olduğunu ve hayırlı anmak gerektiğini de unutmamak gerekiyor. Türkiye bölgemizde modern, laik, demokrat ve piyasa ekonomisi ile çoğunluğu müslüman ülke olarak akılcılık ve pozitif bilim rehberliğinde yola devam etmelidir. Zaten insanımız bütün afetlerde gösterdiği dayanışma ve birbirine destek olarak ayrımlar yerine destek ve akılcılıkla yaşamak istediğini göstermekte. 

Bugüne kadar ki gelişmeler göstermektedir ki, Kabil Havaalanın Türkiye tarafından güvenliğinin sağlanması anlaşmasına giden şartlar ortadan kalkmıştır. Böylece Türkiye bölgede bir macareya girme zorunluluğundan da kurtulmuştur. Türkiye'nin Afgan halkına doğrudan gıda, sağlık ve sosyal yardımlar sağlayarak bölgeye askeri olmayan amaçlarla ulaşması gerekir. Türkiye'nin sömürgeci bir devlet olmaktan çok, insanı yaşatmaya çalışan bir devlet olduğu dünyadaki insanı yardımlarından rahatlıkla anlaşılır. Türkiye, İpekyolu'nda veya Asya'da kendine özgü bütün devletlerin içişlerine ve sosyolojisine müdehale etmeden, hendini koruyacak bir vizyon ve uluslarası politikadan macaredan uzak bir strateji belirlemelidir. Dünyanın yeni düzensizliğinden uzak durmak, içinde olmaktan daha avantajlı görünüyor. 


Trump Stagflasyonu